Raflardaki dergileri eminim çoktan görmüşsünüzdür. Moda dergileri, resmi olarak düğün sezonunu açtı. Hoş bir tesadüfle aynı ay verilen “Marriage” ve “Wedding” ekleri, acaba dergi kulislerinde nasıl konuşmalara yol açmıştır? “Kızlaaaar, bizimki marriage mıydı wedding mi?” demiş midir kafası karışan bir moda editörü? Ya da “Ben bekar kaldım bu yaşımda, neyin düğünü ayol?!” diye kasılmış mıdır bir fotoğrafçı?

Sayfaları çevirdikçe akan birbirinden farklı mekan alternatifleri, çeşit çeşit gelinlikler, yok “O unutulmaz gece için iç çamaşırı tercihleri.” derken “düğün” diyip burun kıvırılamayacak kadar büyük bir organizasyonla karşı karşıya buldum kendimi. Çok şükür yakın zamanda evleniyor falan değilim, yoksa dergiler, kitaplar, web siteleri arasında kaybolup bir kaç ay süren “düğün hazırlığı” kampında can çekişiyor olurdum. Evet, biliyorum. Bu inanılmaz bir mutluluk, büyük bir heyecan, unutulmaz anılar bırakan bir süreç. Ancak üzerinde zilyon taş bulunan bir yüzüğü gösterip de ağzımın sularını akıtmaktan öteye gidemeyeceği de -şimdilik- bir gerçek.
Geçtiğimiz günlerde düğün fotoğrafları çeken bir arkadaşımızla oturup konuşuyorduk. Programının aylar öncesinden dolduğunu söylediğinde burun kıvırmıştım ancak şimdi bakıyorum ki aslında bir yaz düğünü için Nisan’da ancak ve ancak “son dakika önerileri” alınabiliyormuş. Ne diyeyim, kolay gelsin herkese!

Bir de sanıyorum ki bu aralar düğün dernek tantanası göresim varmış. Ben dergilerde buketti pırlantaydı bakınırken Beyaz Butik’ten davet geldi. Şaka mı? Gerçek. Cumartesi günü 2011-2012 Gelinlik Koleksiyonu incelerken ya da Wedding Planning Workshop içerisinde “O çiçekler hiç oraya olmadı!” cümleleri kurarken görülebilirim.
Eh, düğünün de, gelinliğin de, evlenmenin de bir modası olduğu, apaçık bir gerçekmiş.
Leave A Reply