Kaç günlük yokluk, azalan sıklıkta yazı yazmalar, hep bu hastalıklar yüzünden..
Hastalıklar derken, öyle çeşit çeşit değil aslında, temelde bir hastalık yapıştı yakama, bırakmıyor haftalardır. Evet, haftalardır.. Doktor bakıyor, ilaç veriyor, iğne veriyor. Eh, üstüne zaman biniyor, tam toparlandım derken güm! Yeniden doktor yolları.. Bu sefer diğer doktor “E o kadar ilaçla nasıl geçmez?” diyor, doktor sensin be adam, sen söyle nasıl geçmez?
Son bir kaç haftada o kadar çok hastane, doktor, ilaç, hemşire gördüm ki, artık gözümün önünden gitmez oldular. E madem öyle, bunları sizinle de paylaşayım dedim.

Tamam, bizim hastaneler burada gördüğünüz gibi Louis Vuitton dünyasından fırlamış gibi değil. Ama olsun, hayal bu ya? Hem sadece hastaneler değil, hemşireler de böyle olsa..

Hayal dünyasında her şeye yer var, “Neden olmasın?” diyerek devam edelim dolanmaya.. Yukarıdaki “Tıp Bayramı resepsiyonundan fırlama hanımlar” bütün kokoşluklarıyla salınadursunlar, biz bir kenara çekilip biraz nefes alsak iyi olacak..
Styling Mert Aslan, fotoğraf Koray Birand olunca insan ne kadar English Patient olursa olsun nefes alır doya doya.. Peki benim gibi “kara bahtım kem talihim” hastaları ne yapacak?

Vogue Paris 2009 takviminden fırlama bu hemşire, Jourdan, bana iyi gelir mi dersiniz? Hani “elinden zehir olsa içerim” diyeceğiniz türden bir hemşire olduğu gerçeğini tartışmaya bile açmayacağım, bilesiniz..
Ama bana en iyi gelecek, en çabucak iyileştirecek isim belli..

Lady Gaga’dan daha öte bir ilaç olabilir mi benim için? Sanmam! Ne söylese dinleyip ne giyse “Yok artık” dediğim için olsa gerek, onun da bu “hasta hayallerim” arasında yer almasını istedim. Hem de ilaç kontenjanından..
Eh, bu kadar hayal yeter, doğru yatağa! Biraz daha dinlenip biraz daha toparlanmaya..
4 Comments
harika tespit, Koray Caner’e yakışır harika bir yazı:)
Cindrella’cım teşekkür ederim 🙂 Böyle yazılar çıkması için hasta olmam gerekiyor demek ki 😛
Koraycım, harikasın bayıldım. Yine süper bir post…
Esraa, teşekkür ederim 🙂