oldu, olmadı, vize gelir mi?, uçak biletleri ayarlandı mı, of nerede kalmalı?,
hava epey kötüymüş doğru mu? ya hasta olursam ne olacak? olsun yahu değmez mi?

Hepsi geride kaldı. Şu anda bu yazıyı kısacık bir bekleyiş anında, Istanbul Atatürk Havalimanı’ndaki Starbucks’ta, 4 saate yakın sürecek olan Londra uçuşu öncesinde yazıyorum. Sadece haber vermek için, bloga girip de yeni bir şeyler göremeyenlere “3-4 gün buralarda olmayabilirim” derdimi anlatmak için.
Aslında gitmeden önce, ben Londra’da turlarken sizin bu sayfalarda eğlenebileceğiniz şahane işler hazırlamıştım. Belki hala bazılarını hayata geçirebilirim uzaktan. Yoksa da dert etmeyin, döner dönmez inanılmaz bir yoğunluğa girecek blog, sadece beklemede kalın!
Umarım bol fotoğraflı, bol eğlenceli, bol hatıralı bir kaç gün geçer ve ben tekrar Istanbul’a kavuşurum. Ama şimdilik, tek sevgilim Londra, istikamet Gate 302, hadi eyvallah!
5 Comments
Koray…
An itibarı ile kıskanılıyorsun….
London’a bayılıtım.
Soho
Oxford Street
Tk. Max’den alışveriş kesin yapılsın.
Gola ayakkabı alınsın:)
Neyse yahuu…
London’da ol yapacak bir şey olursun zaten….
1 ay önde gittiğim londraya ben bayıldım eminim sende çok seveceksin. covent garden da keyifli vakkit geçirip güzel yemekler yiyebilirsin
Starbucksta 4 saatmi? kaç kahve eder bakalım bu bi düşünelim..
Ediz’i yollayım mı yanına :))
Vitrindeyiz, gittim döndüm, Soho, Oxford tamam, Tk. Max için fazla yorgundum :/
Burcu, Covent Garden’a gidemedim maalesef, Camden Town verelim? 🙂
Siu, valla uçtum kaçtım gitti! 🙂
ıyı ucagı kacırmadıgına sevındım:)