
Sevgili Amy,
Sen her ne kadar “You know, I’m no good..” desen de, ben senin ne kadar iyi olduğunu çok iyi biliyorum.
Gerek güzel bir şaraba eşlik ettiğin gecelerde, gerek ilaç gibi gelen terapilerimde, senin ne kadar da yürekli bir kadın olduğunu defalarca gördüm, defalarca hissettim.
Şimdi sen gelmiş, benden başkasına anlatıyorsun derdini. Bir başkasının çizgilerinde ifade ediyorsun kendini.
Fred? O kim ki? Hah! Fred Perry’miş.. Güldürme beni..

O sana ne verebilir ki? Renkler senin renklerin, çizgiler senin çizgilerin. Anlattıklarını benim kadar iyi anlatabilir mi?
Tamam, kabul ediyorum, parası var, zengin. Çevresi ünlülerle dolu, hayatı benim hayatımdan çok çok daha güzel. Ama emin ol, ben daha yürekten dinlerdim seni..


Şimdi sırf o sana renklerini ödünç verdi diye, sırf güzel göründü gözüne diye, onu seçmen oldu mu be Amy? Elim gitmedi yazmaya, ne kadar güzel şeyler çıkmış olsa da, ne kadar beğensem de ürettiklerini..

Geri dön Amy, sadece bana söyle şarkılarını, kimse sahiplenmesin seni. Biliyorsun, “Love is a losing game..” , ama ben kaybetmek istemiyorum seni..
*Amy Winehouse tarafından hazırlanan Fred Perry koleksiyonunu takdimimdir.. Ben özellikle son karedeki kazağa bayıldım.. Renkler naif ama yine de Amy’nin havasını taşıyor.. Umarım buralarda da görebiliriz bu ürünleri.. [Güzel haber geldi, bu ürünler 5 Kasım akşamı Bilstore Tünel’deki yerlerini alıyormuş! Teşekkürler Bilstore ]
4 Comments
Ooomphs, Amy’i Rehab’ı söyledikten sonra mikrofonunu atarken şu son kıyafetli halini hayal ettim resmen!
kadın muthissssssssssss!
Modafobik, evet aynen o sahne! 😀
BOOM’cum valla bakacağız ürünlere az kaldı!
acaba şuanda nasıl bizim kıymetlimiz amy ….?