• Blog
  • About
Time Goes By So Slowly
22/06/2012

Benim için zaman hızlıca akıp geçiyor, günler günleri kovalıyor. Yoğun iş temposu, üstüste gelen etkinlikler, sürekli bir yerlere yetişme telaşı derken son blog postumdan bu yana yine günler geçmiş.. Bir yanda ‘Blogger olmak’ ile ilgili röportajlar verirken öte yanda blogu aksatmak pek hoş değil, farkındayım. Ancak ne yoğunluğum varsa hepsi burayı daha güzel şeylerle doldurmak için! Çok ciddiyim!

Zaman benim için su gibi akıp giderken, zamanın bekçiliğini yapan Panerai ile bir araya gelme şansım oldu. Panerai’nin ürettiği saatler öyle sokakta herkesin kolunda görebileceğiniz saatler değil; meraklısı çok, alıcısı özel. Hal böyle olunca Türkiye’de de çok sınırlı sayıda insanın ulaşabildiği bu özel saatlerle ilgili bir şeyler yazmak da kaçınılmazdı.

Türkiye’de satışa sunulan yeni modellerin tanıtıldığı lansmanı – yine işler yüzünden – kaçırmış olsam da ne yaptım ettim, bir yarım saatlik kahve kaçamağında Panerai OrtaDoğu, Türkiye ve Hindistan Bölge Müdürü Milvin George ile kısa sorular, kısa cevaplar içeren bir sohbet randevusu koparttım. Bakalım siz zamanı ölümsüz kılan Panerai saatlerin hikayesini okuyunca neler düşüneceksiniz.

KC: Panerai hakkında hiçbir şey bilmeyen birine neler anlatarak başlamak istersiniz?

MG: Hikaye, pek çok sanatçının yetiştiği Floransa’da, 1860’larda başlıyor aslında. Panerai ailesi o dönemde hem saat tamiri yapan hem de İtalyan Kraliyet Donanması’na parçalar üreten bir atölyeye sahip ve bütün bilgi birikimini bu işler için kullanıyor. Yaklaşık 60 yıllık deneyimin ardından İtalyan donanmasının özel isteği üzerine bir saat prototipi üzerinde çalışıyorlar. 1938 yılında Radiomir adı verilen ilk saat üretiliyor ve bundan sonra 1993 yılına kadar sadece donanma için saatler üretiyorlar. Dışarıya satışı yapılmayan bu çok özel saatlerden sadece 300 tane üretiliyor. 1993’ten itibaren saat meraklıları bu çok özel saatleri satın alabiliyor ve en sonunda 1998’de uluslararası arenada Panerai saatleri görmeye başlıyoruz.

KC: Yani temelde tamircilikten saat ustalığına doğru bir evrim mi söz konusu?

MG: Tabi, saatçilikte pek çok farklı konu göz önünde bulunduruluyor. Örneğin iyi bir saat firması, kendi tesislerine sahip olmalı, saatin mekanizmasını kendi başına üretebilmeli, kalite kontrollerini kendisi yapabilmelidir. Bir tamir atölyesinde başlayan saatçilik, Panerai’nin 2005’te İsviçre’de kendi tesislerini kurmasına ve hemen ardından da ihtiyaç doğrultusunda bu tesisleri genişletmesine kadar ilerledi. Panerai insanlar için halihazırda iyi bir saat markası olsa bile biz bu yatırımları yaparak bütün ipleri kendi elimizde tutmak ve kullanıcılarımıza Panerai garantisini vermek istedik. Burada gördüğünüz gibi pek çok kullanıcı tarafından tanınan ve başarısı kabul edilmiş pek çok modelimiz mevcut.

KC: Bunlar Radiomir ve Luminor modeller, bir de şurada şeffaf olan var.

MG: Evet, Radiomir ilk model, adını kadrandaki sayıların ışıldamasını sağlayan rodyumdan alıyor. Luminor da aynı şekilde Luminous – ışıltılı kelimesinden. Yine kadrandaki sayılar ışıltılı. Diğer gördüğünüz şeffaf olan ise saat mekanizmasını görebilmenizi sağlıyor. Bu, pek çok kullanıcı ve koleksiyoner için çok önemli bir özellik. Bir kullanıcıya saatin kalbini, hareketin merkezini görme şansını sağlıyorsunuz.

KC: Modellere bakınca görüyoruz ki sağlam tarihi bağlarınızı çok iyi değerlendiriyorsunuz ve bu da kullanıcıda mükemmellik hissi yaratıyor.

MG: Kesinlikle! İtalyan Kraliyet Donanması’nın ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikte kaliteli bir saat üretebilmek, kesinlikle doğru çalışan, her şart altında tutarlılığını koruyan, uzun ömürlü parçalar yaratmak demek. Bu da bizim ürünlerimizi kullanıcılarımız için güvenilir kılıyor. Bu modelde, Panerai tarafından geliştirilen pim kilidini görebilirsiniz. Günümüzde bu kilide ihityaç duymasak bile modellerimizde kullanarak Panerai tarihine meraklı olan kullanıcılarımızı memnun ediyoruz.

KC: Peki ya moda? Bu saat işinde de trendler var mı?

MG: Aslına bakarsanız biz sadece kullanıcılarımızın ne istediğini, ne beklediğini anlamaya çalışıyoruz. Trendlerden öte markanın arkasındaki derin tarih, mükemmel işçilik ve ürünlerin her birinin zamansız klasikler olması, bizim kullanıcılarımız için daha öne çıkan değerler. Tabi ki bu, saatlerimizin bileğinizde çok güzel durduğu gerçeğini değiştirmiyor!

KC: Saatlerde kullanılan malzemelerden biraz bahsedebilir misiniz?

MG: Seramik, kompozit, kırmızı altın, bronze.. Bu sene %4 platinyum katkılı yeni bir altın ile de çalışıyoruz – ki bu bizim çok beğendiğimiz bal rengi bir görünüm veriyor. Ancak galiba en çok sevdiğimiz malzeme bronz çünkü bronz zaman içerisinde sizinle birlikte adeta yaşlanıyor. Yaşadığınız bölgenin hava durumu, saati kullanma şekliniz, kısacası sizin hayatınızdaki her şey, bronz üzerinde kişiye özel izler bırakıyor. Bu görüntü bazıları için kirli gibi görünse de aslında saatinizin size özel eşsiz bir parça olmasını sağlıyor.

KC: Bir kullanıcı başka ne ister, değil mi? Peki, son soru, Türkiye pazarı sizin için ne durumda?

MG: Türkiye, bizim yer aldığımız ilk pazarlardan birisi. Panerai markasının algısı gerçekten yüksek ve oturmuş durumda. Oyuncular, futbolcular, iş adamları gibi pek çok farklı yaşam stiline sahip kullanıcımız var ve bu da bizi çok mutlu ediyor. Şu anda farklı noktalarda satıştayız ancak çok yakında Istanbul’da kendi mağazamızı açıyor olacağız. Aslına bakarsanız ben de bu operasyon için buraya geldim, güzel bir yer arayışı içerisindeyiz.  watches. We will be having our own store real soon in Istanbul. Actually I’m here to look for a good place!

KC: O zaman yakın zamanda muhteşem bir açılış partisi bekliyoruz, ne dersiniz?

MG: Tabi ki! En kısa zamanda görüşeceğiz!

Panerai Historical Pieces

Panerai New Models

It’s really crazy busy for me nowadays – again! Many events to attend, hardcore business going on around and my endless effort to be on time makes me feel in a rush. Then I realize I’ve not been posting that frequently lately. While thinking about time, I had an invitation from Panerai, the brand produces magnificent watches, and was very excited to attend the launch party. However, I was real busy – again! – and missed the event. After a few calls, we had the chance to organize a small coffee talk with Milvin George, Panerai Middle East, Turkey and India Regional Director and here you can find some quick questions and answers on Panerai. 

KC: Can you please share some quick facts about Panerai?

MG: Story starts in Florence, a place with many artists and so on around 1860s. Panerai family had a workshop, involved in repairing watches and producing gadgets for Italian navy. They have been working together with great collaboration for around 60 years; so Italian navy asked Panerai family to produce a watch for Italian Royal Navy. The first watch came to life 1938, named Radiomir. Then we have produced only 300 Panerai watches exclusively for Italian Royal Navy till 1993. People could not actually buy these watches, making the brand have the perception of rarity and exclusivity. After 1993, we started to sell to public and in 1998 we launched in the international market. 

KC: What about watchmaking? You have evolved from repairing to watchmaking. 

MG: In watchmaking industry, you have to have your own watchmaking facilities. You have to be able to produce the heart of the movement in a watch. In 2005, we have set up our own facility in Switzerland and it got bigger. For the people Panerai was always accepted as a solid watchmaking brand; but with these investments we wanted to be 100% in control of the production and quality control. As you can see from these models, here we have different models that are total classic Panerai watches that are widely known and accepted by watch collectors and people interested in watches.

KC: So here we have Radiomir and Luminor, and those transparent-looking ones.

MG: Yeah, Radiomir was the very first one, the name comes from rhodium; Luminor comes from luminous. You see these numbers on the body of the watch are luminous. And the other one is a full-skeleton watch, meaning you see the heart of the watch. A lot of brands do this to give the collectors the chance to see the heart of the watch. People would like to see the components of the watch; this is very expected for the watchmaking brands.

KC: You have this strong heritage related to NAVY. This gives the perception of perfection to the user.

MG: Absolutely! You have to meet the standards of the navy, meaning it is a solid watch, it is precise and useful. This makes our products reliable. To make it useful and reliable for the navy, we have developed a special part to protect the crown and it’s still a signature part for us. We love these connections from our early products.

KC: What about fashion? Do you follow the trends? Do you have your own trends?

MG: What we actually do is to try to understand our customers and their needs. Our customers do not just chase the trends, they see there is a whole story behind these watches, there is connection with perfection, these watches are real classic pieces and they evaluate the watches based on these criteria, not just the trends. Still, our products look good on your wrist.

KC: Can you please tell me more about the materials used in the watches?

MG: Ceramic, composite, red gold, bronze.. This year we are working with a new type of gold – with 4% platinum giving it a honey-like color. But what I like most is bronze since it changes color with time, like aging with you! It reflects your lifestyle, becomes something unique after a period of time. 

KC: That’s so flattering for a customer! So, last question; what about the market in Turkey?

MG: Turkey was one of the first markets for us. The perception of the brand is very high in Turkey, we have celebrities, soccer players, businessmen amongst our customers. This makes us happy since we see different kind of people are getting the essence of our watches. We will be having our own store real soon in Istanbul. Actually I’m here to look for a good place! 

KC: I’m expecting a great opening party then, right? 

MG: Of course! We’ll see each other soon! 

Paylaş

  • Facebook'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır)
  • Twitter üzerinde paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır)
  • WhatsApp'ta paylaşmak için tıklayın (Yeni pencerede açılır)
Share

FASHION

You might also like

Londra’dan Trend Notları
24/03/2017
Favori Ayakkabılarım (Erkek Ayakkabı Önerileri)
24/03/2017
Minimalist ve Şık
24/03/2017

Leave A Reply


Bir Cevap Yazın Cevabı iptal et



© Copyright Fashionably Digital Adventures 2020