Tag Archives: yemek

[o benim dünyam / that's my world]

Babaanne Evi Gibi Liva!

Bir kaç saate sığdırdığım Ankara kaçamağına bomba gibi düştü bu yeni Liva!

Efendim Ankara’nın muh-te-şem pastane/bistro zinciri Liva’dan bahsediyoruz, hem de Hacettepe Üniversitesi Sıhhiye Kampüsü yanında açılan yepyeni ama bir o kadar da eski şubesinden.

Giriş: Liva Nedir?

Liva Pastaneleri Ankara dendiğinde aklıma gelen şeyler arasında en önlerde sanırım. Muhteşem vişneli-çikolatalı pastalarıyla, saatleri unutturan enfes Pazar kahvaltılarıyla, hiç olmadı gece vakti önünden geçerken “bi çay içelim Liva’da” uğramalarıyla meşhur.. Her şubesinde farklı bir tarz, bir yenilik deneniyor olmalı Liva’nın çünkü her şubesi birbirinden bu kadar farklı ama aynı kalite ekseninde buluşan başka bir pastane/bistro zinciri olamaz sanırım. Tık tık to the Liva - http://www.liva.com

Gelişme: Liva Hacettepe Nedir?

Liva’nın son şubesi, tarihi bir konağın içerisinde, tarihi Hamamönü Evleri arasında can bulmuş Liva’dır. Yine şık, yine alımlı, ancak yıllar öncesinden kalma bir tat bu defa damakta kalan. İçeri adım atıp sola bakıyorsunuz, “Ayak Yolu” yazılmış elle.. Merak edip içeri giriyorsunuz, iki kapı var karşıda. Birisinin üzerinde kırmızı bir tülbent asılı, diğerinde ise bir kasket. Erkek – Kadın ayrımı böyle yapılmış tuvalette, genius! İçeri girdiğinizde ise bir şok daha, lavaboda bildiğin kurna var!

Hani daha iç açıcı detaylara geçecek olursak, üst katta tahta masalar,sandalyeler.. Pencerelerde o babaanne evinde gördüğümüz perdeler, içine kömür konulan eski ütüler.. Duvarlarda eski gazete küpürleri, çeşit çeşit fotoğraflar.. Tavandaki aydınlatmada Anadolu Selçuklu motifleri.. Bir yanda Fransızca yazılar, bir yanda Arapça.. Kültür harmanı bu olsa gerek..

O kadar şık, o kadar güzel ki..

Bütün bu güzelliğin içinde iki kişilik güzel,kolay bir kahvaltı alıyoruz.. Yanında Mıhlama ile.. Kuymak yani,bildiğin bizim kuymak.. Karadenizli olduğumuzu anladılar tabi, bir yandan da sürekli Karadeniz müzikleri çalmaya başladı.. Şaşırdım açıkçası sabahın 9′unda tulum sesi duyduğuma..Ahanda bu da kahvaltı, gözümüz açılsın tekrar..

liva

Böyle bir kahvaltıyı düşünün işte o tahta masalı, babaanne perdeli odada.. İnsana insanlığını hatırlatıyor bir kaç kere daha..

Sonuç: Zamane Livası

Bugün gidip gördüğüm, sabah kahvaltısında muhteşem havuç reçeli (evet, havuç) ile beni mest eden Liva Hacettepe, ilk fırsatta gidilecek yerler listesine alınsın! Hele de eskiye dair tutkunuz, damak tadınıza inancınız varsa. Hatta beraber gidelim, dediğim gibi, ilk fırsatta!

[o benim dünyam / that's my world]

Mürüvvet Tatlısı – Hö?

Evet a dostlar, bugün sizlere adı “Mürüvvet Tatlısı” olan bir tatlı sunacağım. Ciddiyim!

Ama öncelikle geliniz, “Bu tatlıyı neden yaptılar bu evde?” diye sorduğunuzda alacağınız cevabı bir dinleyiniz. Çünkü evde gün var! Evet, içinizden geçenleri duyar gibiyim. Ancak şu anda söyleyeceğim şey çok daha fena, çünkü bu bir GECE GÜNÜ!

Nasıl mı?

Her ay seçilen bir kurban – ups yani bayan – olur ya hani bu gün işlerinde. Şimdiki durumda bu normal gündüz gezmesine giden bayanların eşleri çocukları falan da katılıyor olaya, her ay bir evde böyle gece toplanılıyor.

Yekün ne kadar para getiriyor bu iş hiç ama hiç fikrim yok. Sanırım tarife gündüz günü ile farklı değildir. Ancak gündüz günü ile gece gününün farklarına bir bakmak lazım. Ki aslında çok temel iki şey var

1 – Gündüz gününde 10-12 kadın (N.Ş.A.) bulunur. Gece gününde bunların kocası ve çoluğu çombalağı da olduğu için evdeki baş sayısı 30′u bulur.

2- Gündüz gününde 6-7 çeşit mama yapılır. Amanın da tatlılar, tuzlular, meyveler vs. Gece gününde ortak karar alınmıştır, bir çeşit tatlı ve meyve ikramı yapılır sadece. Bolca içilen misafir çayı ikisinde de ortaktır.

Bu iki farkın dışında, olan yine o ayki kurbana - ups yani bayana olur. Ev temizlenir, oturma planları yapılır, alışveriş yapılıp ona göre mama hazırlanır falan. Burada aslında gün gezmesi ile de ilgili bir şeyler yazmak isterim ancak o bir dahaki sefere. (Preview verdin, artık dönüş yok yazacaksın!)

Şimdi gelelim bu gece günü için hazırladığımız Mürüvvet Tatlısına. Aslında eminim ki pek çok yerde daha bilinen ve kabul gören adları vardır bu tatlının. Ancak bizdeki tarif kağıdına annem tarafından bu isimle kaydedilmiş – so chic!

Bugünkü tatlıyı kardeşim yaptığı için onun verdiği bilgilere dayanarak, kendi fotoğraflarımla aktarıyorum sizlere olayı.

3 Yumurta – 3 Fincan Şeker – 3 Fincan Sıvı Yağ – 1 Paket Kabartma Tozu – Aldığı Kadar Un

Bu saydıklarımı bir güzel karıştırıyoruz. Aldığı kadar un kısmına dikkat, malum alabiliyor epey. Bu kısım tamamen sizin geçmiş deneyimlerinize ve becerinize kalıyor.

Hamur

Güzelce karıştırıp yoğurduğumuz bu hamurdan eşit büyüklükte parçalar alıp şekil veriyoruz. Ardından yağladığımız tepsiye dizip üzerlerini çiziyor ve yumurta sarısı ile fiyakalı bir hal almalarını sağlıyoruz. :D

Bakınız aşağıda kendileri fırında için için yanıp güzelce pişerken görülebilir.Fırınımızı daha önceden yüksek ayarda ısıtmış olmalıyız bu arada, hatırlatayım.

Pişer

Bu yakışıklı Mürüvvet Tatlıları fırında pişerken bir yandan da tatlımızın şerbetini hazırlasak iyi olur, değil mi a dostlar?

Bunun için 4 bardak suyu 4 bardak şeker ile karıştırıp bir güzel kaynatıyoruz. Tatlılarımız fırından çıktığında sıcak olan bu şerbeti sıcak tatlımıza döküyoruz. Unutmayınız, sıcağa sıcak!

Ardından soğuyup şerbetini çekene kadar dinlendiriyoruz.

Mürüvvet Tatlısı

Ben bu satırları yazarken tatlımız aynen bu yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi dinlenmekte. Gece günü misafirlerimiz geldiğinde meşgul olacağımdan şimdiden sizinle paylaşmak istedim bu tarifi.

Servis ederken fıstık fındık vb. şeylerle dilediğiniz kadar uçup farklı şekillere sokabilirsiniz Mürüvveti. Yani Mürüvvet Tatlısını.

Son Not: Yemek güzel ama bunu yakmak lazım! Bunun için bir kardiyoke programı da hazırlayacağım sizlere.

[o benim dünyam / that's my world]

Chicken – Jamaican Style!

Hey all!

Bir süredir dünyada hiç bir şey olmuyormuşcasına zaman geçiriyordum. Şimdi muhteşem, denenmiş bir yemek tarifiyle buradayım!

Dün denedim bunu, çok memnun kaldım. Farklı tatlara her zaman yer var bu bünyede malum, bu da en güzellerinden birisi. Gerçi yemekte misafirimiz olan aile dostumuz “kıçı kırık tavuk” olarak nitelendirmiş olsa da, bu basit ama değişik tavuk tarifini yazayım dedim ben!

Here comes the ingredients!

 

- Tabi yaptığınız miktara göre değişiklik gösterecektir bunlar, ben 6 kişilik yaptığım için tarifi ona göre vereceğim.

Malzemeler1

Malzemeler2

12 adet kemiksiz tavuk but

Yarım su bardağı sıvı yağ

Yarım su bardağı limon suyu

2 yemek kaşığı bal

2 diş dövülmüş sarımsak

1 yemek kaşığı tuz, karabiber,kekik

1 yemek kaşığı kırmızı toz biber

Başlayalım!

Tavuk harici tüm malzemeleri geniş bir kapta güzelce karıştırıyoruz. Balı yağa yedirebilmek önemli sanırım burada. Ya da bana öyle geldi uğraşırken.

Ardından bu karışımın içine tavuklarımızı yerleştiriyoruz. 15-20 dakika boyunca tavukların bu sosu özümsemesi (özümsemek? bir yemek tarifi kitabımda karşıma çıksa o kitabı parçalarım!) gerekiyor. Özümseme aşaması aşağıda, buyrunuz:

Sosta beklerken

Resimde pek iç açıcı görünmüyor, evet! Ama yerken tüm bu acılı sancılı yapılış sürecini unutacağınıza eminim!

Tavukları sostan alıp iyice süzüyoruz. Süzülen sosu ayrı ufak bir kaba ayırıyoruz. Sakın ha bu sosu dökmeyin! Daha onu kullanacağız. Coming soon..

Tavuklarımızı isterseniz tavada, isterseniz ızgarada pişirebilirsiniz. Ben fırında ızgara yapmayı daha kolay buldum açıkcası.

Fırında!

200-250 derece arası fırında ızgara seçeneğinde pişirdim, gayet güzel oldular. Arada çevirmeyi unutmayın!

Ha bir de uyarı, öyle fotoğraf çekeyim derseniz pişen yemeği, fırını zönk! diye açmayın, gözünü ağzınız burnunuz yanar!

Tavuklarımız pişerken bir yandan ayırdığımız sosu kaynatıyoruz ve ardından bir kaç dakika kısık ateşte ağzı açık şekilde pişiriyoruz.

Tavuklar pişti, sos hazır. Ben bunun yanında bademli pilav servis edilmesini öneriyorum açıkcası, tavuğa iyi gidiyor! Biraz bademli pilavın üzerine tavuklarımızı seriyoruz, üzerine de hazırladığımız sosu gezdiriyoruz.

İşte size Jamaika Usulü Tavuk

Ve Sonuç!


Nasıl bitirilir bu tür yazılar?

Afiyet olsun!