Tag Archives: vivienne westwood

Milan Fashion Week Mixo 2

Milan’da ikinci gün. Erkekler biraz daha mı sıkıcı ne? Ya da bana öyle geldi belki de. Prada gibi merakla beklenenler, Bottega Veneta gibi aklıma kazınan işler.. Uçuşan takımlar, çelişkiler, temkinli renkler..

* Milan Fashion Week – Day : 2

Men getting boring or is it just me? Excitement for Prada resulting in a love with Bottega Veneta. Suits which make you fly, some contradiction and (mostly)  safe colours..

 

Emporio Armani’nin uçuş uçuş takımları, efendi renkleri ve yer yer sıkıcılaşmaya doğru kayan parçaları beni ekrana kilitlememiş olsa da yukarıdaki iki takım için ölebilirim!

* These Emporio Armani suits seem so light that may allow you fly! Although I find these somewhat monotonous with safe colours, I would die for the suits above!

Vivienne Westwood tam bir karmaşa! Hani bazı karmaşaları kurtaracak bir bütünlük bulursun ya.. Hah, o bunda yok işte! 2012 Londra Olimpiyatları’na göndermeler de olmasa bakamayacağım fotoğraflara.

* What a mess Vivienne Westwood delivers.. Again! You know when you tie all the knots.. But not this time! The only thing that kept me going was 2012 London Olympics referrals..

Missoni, örgü ve desenlerdeki ustalığını yazlık bir şekilde bize sunmuş. Çok farklı ve şaşırtan bir şeyler varsa da ben göremedim sanırım ancak yukarıdaki kombinlere ( özellikle soldakine ) bayıldım!

* Missoni is the master of the knitwear and a lighter version comes to the scene this time. Dunno about the overall collection but I really like these two above ( especially the one on the left ).

Trussardi, az laf çok iş kafası. Gördüklerim daha çok ayrıntılara itti beni, valizlerde kaybolasım geldi..

* Trussardi, less talk much work! Details are in action now..

Salvatore Ferragamo heyecansız ama güzel işçiliklerle bezenmiş..

* Not excited with Salvatore Ferragamo’s beautifully made pieces.

Calvin Klein’dan seçtiğim bu 4 görselin burada olma amacı yaşanan kafa karışıklığını paylaşmak aslında. Neon ötesi bir sarı ( ya da yeşil ) yanında garip siyahlar; klasik beyaz takım elbisenin ardından ağlarla örülü başka takımlar.. Yorucu mu ne?

* Come here Calvin Klein, we need to talk! Where is your focus baby? Yellow / Green neon colours? White classis suits? Net suits? Something black? Am I tired? Hell yeah..

Bottega Veneta günün en akılda kalanı. Yukarıdaki çizgili gömlekler muhteşem görünmüyor mu? Hele şu renkli geçişlerin olduğu pantolonlarla birlikte kozmik boşlukta kaybolmak istiyorum ey okuyucu! Sağ alttaki kombin ise favorim!

* Yes, I have found my favorite look of the day! hank you Bottega Veneta! I like the shirts but I LOVE those colorful pants! Dear reader, I wanna get lost in these cosmic pants!

Prada.. Prada.. Prada.. Büyük beklentiler ile gelen büyük hayal kırıklığı mı acaba? Tamam ayakkabılara öldüm bittim. Belki de değerini sezon geldikçe anlayacağız. Ancak o pantolonlar, o desenlerdeki retro amaçlı ucuzluk nedir? Bir genç tasarımcımız çıksa da yapsa olay çıkartırsınız, şimdi Prada yapınca ‘cool’ olacak, demedi demeyin.. Neyse, ben biraz sakinleşip o ‘cool’ bölümü anlamaya çalışayım Milan’daki ikinci günü bitirirken..

* Prada.. Prada.. Prada.. Great expectations come with great disappointment.. Is that true? OK, I admit that I’m totally in LOVE with those shoes but I do not get those cheap looking florals. If a young designer went for it many fashion gurus may have started a witch-hunt. However, come on, this is Prada! We will get used to finding these prints ‘cool’ in no time! Oh, I am finishing the second day’s review with this strange ‘coolness’ ..

 

Koleksiyonlardan daha fazla fotoğraf için tık tık.   http://www.facebook.com/koraycanercom

*You can see more photos in my  Facebook page. http://www.facebook.com/koraycanercom

A Personal Collection: Of Vivienne Westwood Shoes


Kanmayın bu siyah beyaz fotoğrafa, bu özel sergi renkten renge bürünen Vivienne Westwood ayakkabıları ile dolu! Eminim burayı okuyan hanımlardan kocaman bir ‘aaaaaayyyyy!’ çığlığı yükseldi ve eminim gördüğünüz zaman hepsine sahip olmak isteyeceksiniz ancak  üzgünüm hanımlar, bu ayyakbıların sahibi sıkı bir Vivienne Westwood takipçisi, tam bir koleksiyoner! Ve size sadece 1 haftalık bir süre boyunca Kanyon’da Harvey Nichols mağazası içerisinde uzun uzun bakma şansı sunuyor. Eh, tabi kendisi 15 yıldır bu ayakkabıları biriktiriyormuş, bırakalım da keyfine baksın!

* Don’t let this black & white photo fool you, this exhibition is full of color, full of shoes, full of Vivienne Westwood! A personal collection of Vivienne Westwood shoes -which have been collected over 15 years- can be seen in Harvey Nichols store at Kanyon for just a week! But please do not forget, you’ll only be looking at these cutie-pies, no take-away allowed!


 

Bu cicilere bakmakla kalmayıp bir de hikayelerini öğrenebileceğiniz bu sergide en akılda kalıcı olan hikaye sanırım ki şu yukarıda gördüğünüz Super Elevated Gillie modeliyle ilgili olan. Efendim bu ayakkabı o kadar asi o kadar hırçınmış ki 1993 yılında hem de Paris’te moda haftasında Naomi Campbell bile bu ayakkabıların üzerinde tutunamamış, yerle yeksan olmuş! Aman aman! Neyse, ben diğer hikayeleri burada anlatmayacağım, siz hemen daha bir kaç saat önce açılışını yaptığımız bu sergiyi görmek için Kanyon’a Harvey Nichols mağazasına koşun. Unutmayın, 2 Haziran son gün, bu cicilere uzun uzun bakmak için 1 haftanız var!

* Some of these beauties have stories like this Super Elevated Gillie on the last photo! This one is a wild wild pair of shoes that even Naomi Campbell could not walk in these in 1993 Paris fashion week! More stories are around but you should check those for yourself till June, 2nd at Harvey Nichols store in Kanyon.

Lady Gaga, ELLE’de

Türkiye’de yayınlanan gazete ve dergilerde bir sütunluk haberlerden fazlasına pek sahip olamadı Lady Gaga.

Belki aykırılığından, belki yapımcılarının TR’de tanıtım faaliyetlerinin az olmasından kaynaklandı bu. ( belki de hiç tanıtım yapmıyorlardır, bilemiyorum) Albümlerini bulmak bir hayli sıkıntılı iş. Yılbaşında, The Fame Monster için epey uğraşıp D&R’lar arası mekik dokumuş ve son kalan CD’leri almıştım. O zamandan beri de sık sık gidip kontrol ediyorum The Fame veya The Fame Monster albümleri var mı raflarda diye, maalesef göremiyorum.

Büyük ödül törenlerindeki performansları sonrasında özellikle Habertürk bolca yer veriyor Lady Gaga’ya, diğer gazetelerde de birer ikişer görüyorum. [Tabi ki ben neredeyse tek haber kaynağı benmişim gibi sürekli Lady Gaga haberlerine yer veriyordum, hatta artık bıkmıştı okuyanlar (:  ] Ancak şöyle detaylı bir yazıyı Türkçe kaynaklarda  uzun zamandır görmüyordum ki..

ELLE , Mart sayısında tam 10 sayfalık bir Lady Gaga söyleşisine yer verdi.

Viktor & Rolf, Vivienne Westwood, Karl Lagerfeld, Hussein Chalayan gibi isimlerin kıyafetleriyle yapılan çekimler bu 10 sayfanın büyük bir kısmını kaplıyor – ki bu çok iyi!

Bu röportaj ve çekimler aslında ELLE Amerikan edisyonunda geçtiğimiz Ocak ayında yer almıştı; hatta o sayının alternatif kapaklarından birisini süslemişti Gaga.

İki ay sonra; ELLE Türkiye sayesinde bu röportaj ve çekimler bizim raflarımızda yerini almayı başardı; kısacık bir özetini de aşağıda sizlerle paylaşmak istedim.

NEW YORK BEBEĞİ

“En çok ne bir efsaneye dönüşür? Sahte kan fışkıran elbiseler, işkoliklik, vefalı bir kalp, metropol sanatı ve popun yeni divası Lady Gaga.”

Lady Gaga Elle

Cinselliğini sanatının bir parçası olarak kullandığını söyleyen Gaga, “Diğer kadınların benim gibi olmalarına gerek yok, ama nasıl olmak istiyorlarsa öyle olsunlar!” diyor.

Lady Gaga Elle

Stevie Wonder ve Destiny’s Child’ın prodüktörü Vincent Herbert, Gaga’nın “Beautiful, Dirty, Rich” performansının videosunu görmüş. Onu Los Angeles’a götürmüş ve 24 saat içinde anlaşma yapılmış. Böylece “The Fame” ortaya çıkmış.

Lady Gaga Elle

Albümü “The Fame” , aslında cesur bir hamle: Şöhrete ulaşmayı hedeflemiş ve bunu başarmış bir kadın var karşımızda.

ELLE Mart sayısındaki Lady Gaga röportajını Miranda Purves hazırlamış, Tom Munro fotoğraflamış, Aslı Özgen ve Müge Özgen de bizler için derlemiş. Teşekkürler! :)

Bir Nefeste Bir Hafta!

“Bir haftadır nerelerde bu çocuk?” dediğinizi duyar gibiyim demek isterdim ama diyemiyorum, hani neredeyse kimse sormadı.

Ancak ben geçtiğimiz haftanın olanını bitenini paylaşmak istedim. Zira ajandada çok güzel bir İstanbul gezentiliği vardı.

O kadar çok şey yaptım ki kısa bir özet bile canınızı sıkabilecek derecede uzun olacak..Başlıyor!

Nişantaşı’na çıkarken Hermès‘e bakakaldım, evet! Cesaret gösterip Prada‘ya burnumu sokuverdim. V2K Designers‘ta Vivienne Westwood Erkek tasarımlarına salya akıttım.

Kırıntı‘da “starter” denen şeylerin aslında ana yemek kadar doyurabileceğini hatırladım, ve fakat Nişantaşı Kırıntı’da ilaç niyetine bir priz bulamayacağımı öğrendim. Ha tabi bir de bir ayrıntı.. Menüde hem “soğan halkaları” var hem de “onion rings”. Hayırdır inşallah? Efendim, “onion rings” olan kocaman soğan halkalarını direk kızartmakmış da “soğan halkası” olan soğan püresinden yapılan kızartmaymış.Vay vay..

Son bir kaç yıldır İngiltere’de yaşayan arkadaşım Starbucks‘tan Caramel Macchiato almam için bana “Al sana 2 pound” diyince kendisine caaaanım ülkemin güzelliklerini hatırlattım, kahvenin burada pahalı olduğunu öğrettim.

Kanyon’da Num Num yine enfesti. Hani güya burada da “starter” moduna girmek istedik ama ne mümkün! Böyle mekanlarda tabaklar ve içindekiler giderek büyüyor mu bana mı öyle geliyor?

num

Kanyon’da Avatar‘ı 3D izledim. Cinebonus rocks! Cidden! Filme gelince, eh meh.. Görselliğin dibine vurmuşsun tabi ama hani “konu yok, konu” diye inledim. Gerçi film boyunca epey eğlendim çünkü ben dahil herkes defalarca 3D gözlükleri çıkartıp gerçek görüntü ile gözlüklü görüntüyü karşılaştırdı. Sürekli eli gözlüğünde insanlar görmek bir yerden sonra bendeki makarayı koparttı..

3d

Yana yakıla Lady GaGa – The Fame Monster albümünü aradım Kanyon’da. Ancak maaaaaaalesef yokmuş da orada burada olurmuş da.. Güvendim gittim İstinye Park’a, orada var diye, efendim neymiş, onlar da özel siparişmişmiş. Allahtan Beyoğlu şubesinde iki tane vardı ve onları kendi adıma ayırttım, yoksa sinirden çıldırabilirdim. El-sonuç; artık The Fame Monster albümüm var! İçinde iki CD var, The Fame ve The Fame Monster. Yay!!

İstinye Park demişken, öğlen yemeği için uğradığımız Masa‘dan bahsetmemek olmaz. Dört bir yanınızda dünyanın en büyük markaları varken bir şeyler yemek gerçekten muhteşem! Ancak böyle hani orada öyle insanlar var ki, kendinizi önemsiz,küçük hissetmeniz işten bile değil!

Markalar falan demişken, o kadar gün boyunca tembelliğim yüzünden kendime doğru düzgün bir şeyler alamadım bile! Farklı semtlerde 3 Mango, 3 Zara ve bilumum diğer mağaza gezmeme rağmen kendime aldığım en ufak bir şey yok!

Sanırım bu İstanbul turunun en şanslı isimleri annem ve kardeşim, çünkü onlar için GAP‘i alt üst edip birer yılbaşı hediyesi aldım. Bu arada GAP yeni yılı geleneksel lacivert torbaları yerine kırmızı torbalarla karşılıyor ve her hediye paketinin üzerine hediyenin kimden kime gittiğini yazabileceğiniz bir etiket takıyor. Hoşluk bu değil de nedir? (GAP kampanyasına daha sonra değineceğim, fazlasıyla eğlenceli bir reklam kampanyaları var bu yıl!)

Google Chrome Themes are HOT!!

Google Chrome , çıktığı ilk günden beri beğenerek kullandığım bir tarayıcı. Internet Explorer için öldü dediğimiz bir zamanda her derde deva Mozilla Firefox çıkmıştı hatırlarsanız. Yıllarca taptığım ateşli tilkiyi bana sattıran da Google Chrome oldu.

Chrome ile ilgili anlatımları izlerken verdiğim efektler sürekli daha da artıyordu. Belki şimdi bu işlerden anlayan birileri “Aman Chrome’da şu eksik Koray Caner” diyebilir. Ama, whatever!

Chrome benim için farklı bir stil ve anlayış odağı oldu sanırım. Sadeliğine mi vuruldum, nedir bilmem.

Geliştirilme aşamasında pek çok eklenti hazırlanıyor Google Chrome için. Ancak bugünün konusu temalar! Çünkü Chrome için Google hem kendisi tema hazırlamış hem de çeşitli sanatçılara hazırlatmış!

Böyle fancy şeyleri seviyoruz malum, hemen bir göz atayım dedim.

Porsche, Mariah Carey, Tiesto, Vivienne Westewood , Dolce&Gabbana, Oscar de la Renta, Infected Mushroom, Wes Craven gibi isimlerin de içerisinde bulunduğu sanatçılar tarafından hazırlanan temalar birbirinden yaratıcı! Şu anda ben de Vivienne Westwood kullanıyorum ancak böyle her gün başka birini kullanmak istiyorum. Çünkü çok güzeller! Yummy!

Chrome Themes

Chrome için sarf ettiğim “sade” tanımını bozacağım ama olsun. Artık Chrome hem kullanışlı hem de şık!

http://www.google.com/chrome adresinden Google Chrome tarayıcısını indirip kullanmaya başlayabilir,  https://tools.google.com/chrome/intl/en/themes/google.html adresinden de birbirinden farklı temalara göz atabilirsiniz!