Tag Archives: milan

Milan Fashion Attack – End of the Story

Daha ne kadar anlatabilirim, bilmiyorum. Ancak artık yaşanan bu muhteşem deneyime tatlı bir nokta koyma vakti. Blogun neredeyse son bir ayını işgal eden ”Milan Fashion Attack” bu yazıyla birlikte son buluyor. Bol bol fotoğraf, bol bol detayla noktalansın bu hikaye, sözleşelim, yenilerini yazmak üzere.

*It has been several weeks with ”Milan Fashion Attack” posts, but as we know, everything has a beginning has an end. Just wanted to thank everyone who made this real with many photos and details. Loves! 

Milan Fashion Attack – PRADA

Buz kesen sokaklar, her yandan fırlayan stil sahibi adamlar, otobüsten tramvaya, oradan da metroya atlayıp bir defileden diğerine koşuşturan heyecanlı kalabalıklar. Gecenin bir vakti, haritadan bakıp da ‘Buraya yürürüm ben!’ dediğim, yürümeye başladıktan 5 dakika sonra da soğuk yüzünden pişman olduğum bir yolculuğa götürüyorum şimdi sizleri, PRADA defilesi için Via Fogazzaro, 36′ya. Biraz erkenciyim, heyecandan olsa gerek – bir de ne kadar yürümem gerektiğini kestirememekten. Benim gibi erkenden gelenler de titreye titreye bekliyorlar kapının eşiğinde, üzerinde PRADA yazan zillerin hemen önünde. Kapıyı çalsam Miuccia açacak sanki, bendeki de bir başka hayalgücü. Davetliler geldikçe, defileden hemen önce Milano sokaklarında PRADA mağazaları arasında mekik dokuduğum dakikalar gözümün önünden geçip gidiyor. Hadi dedim, nezaket göstereyim, PRADA defilesine üzerimde bir PRADA ile gideyim. Mağazalar arası mekik dokudum, bir cekete sayıyla 4000Euro yazıyla ‘çok para’ vermek, deyim yerindeyse o anda ‘yemedi’; denediğim ve başka modeline kesinlikle razı olmayacağım o muhteşem ayakkabıların 43 numarası koskoca Milano’da bulunamadı, ben de bir kaç ufak aksesuarla kendimi Miuccia’nın kapısına atayım dedim. Gel gör ki artık şans mıdır nedir, aksesuarları seçerek ne iyi etmişim; zira hemen hemen herkesin ayağında o benim bulamadığım ayakkabılardan vardı. Cekete gelince, benim o göz koyup da alamadığım ceket hem bir kaç davetlinin hem de defilenin sonunda davetlileri selamlamaya çıkan Miuccia Prada’nın üzerindeydi! (Düşündüm de ceket benim de üzerimde olsa ne havalı olurdu!)

Neyse efendim, defileye gelecek olursak.. IL PALAZZO, defilenin büyük harflerle yazılacak konsepti, atmosferi, her şeyi. Aktörler? Gerçekten de aktörler! Gary Oldman, Adrien Brody, Jamie Bell gibi aktörler, PRADA podyumunda yürüyen isimler arasındaydı. Bu göz alıcı isimlerin üzerlerinde taşıdıkları tasarımlara gelecek olursak.. Bence PRADA’nın son yıllardaki ‘uzak doğu’ fetişi biraz daha boyut atlamış, artık iyiden iyiye varlığını hissettirir olmuş. Davetliler arasında hali hazırda bolca uzak doğu kökenli isim mevcutken podyuma atılan ilk adımdan son adıma kadar her parçada bu etkinin fazlasıyla görünür olması, bu fetişin – belki de ekonomik olarak buralara tutunma zorunluluğunun – en büyük ispatı. Bu tarzı, bu tadı sevenlerin çok hoşuna gidecek bir koleksiyon olduğuna eminim. Ben? Biraz mesafeliyim ama ilerleyen günlerde alışacağım, belki de çok seveceğim, bekleyip görelim.

Toparlamak gerekirse.. Defileyi izlediğim yer, sanırım olabileceğin en iyisi, tam karşıdan, basına fotoğrafların servis edildiği yerden. Defilenin atmosferi, büyüleyici. Davetliler arasında yer alan ve defile çıkışında yakalayıp Istanbul’dan selam götürdüğüm Anna Piaggi yine çok eğlenceli. Miuccia Prada yine hesap kitap derdinde ama farklı, başka bir dünyanın insanı, etkileyici. Fotoğraflar benden, defile videosu PRADA’dan.


* Here I am, on Via Fogazzaro 36, in a great hall named IL PALAZZO, surrounded by decorations like a huge red carpet and millions of light sticks, for a very Far East oriented PRADA fashion show, with great excitement and joy. It may be freezing cold out, but it  will be definitely too hot with actors on the runway like Gary Oldman, Adrien Brody or Jamie Bell. I should be a kind boy and attend the show with a PRADA touch, but how? That jacket with several gemstones on costs more than two months of salary, the stores do not have those lovely shoes of my size, ah yes, those foulards! Yes! (Thank god I could not afford that jacket, I have seen it on several people at the show, even on Miuccia herself! And shoes? Everyone had those shoes!) After a little bit of delay, we are all set for the show – which is quite Far East oriented (maybe thinking about the economics, this is OK) yet still creating a unique environment for those fashion lovers. 

Had a great seat to watch a fashion show, experienced magnificent atmosphere, spoke with legendary Anna Piaggi for the second time after her visit to Istanbul Fashion Week, observed Miuccia Prada’s imagination at work.. What can one expect more? Photos by me and video by PRADA. 

Milan Fashion Attack – Burberry Prorsum

Son bir kaç sezondur Burberry Prorsum defilelerini internet üzerinde canlı yayında izlerken bir yandan da ‘Bir gün gelsin ve ben bu defileyi canlı canlı izleyebileyim!’ diye düşünürdüm. Hazır Milan Fashion Attack modundayım, bu hayali gerçekleştireyim dedim. Benim üçüncü defilem, koleksiyonunu fazlasıyla beğendiğimi belirtmeden geçemeyeceğim Burberry Prorsum defilesiydi.

Defile alanına vardığımda Türkiye’den defileyi izlemek üzere orada bulunan ekibi bulmam o kadar kolay oldu ki! Gülüp eğlenen, fotoğraf çektiren, ortama enerjisini en iyi yansıtan ekip bizimkilerdi desem yalan olmaz. Istanbul’dan bu defileye özel olarak gelen Murat Boz, Burcu Esmersoy ve Oben Budak fazlasıyla şık görünüyorlardı, sebebi belli: baştan aşağıya Burberry Prorsum giyiyorlardı tabi ki. Bunu iltifat olsun diye söylemiyorum, dilerseniz sürekli bu üçlünün etrafında dolaşan magazin fotoğrafçılarına sorabilirsiniz şıklıklarını ve ortama kattıkları enerjiyi.

Bu eğlenceli girişin sonrasında şu hep özendiğim ‘Burberry Prorsum’ defile alanındaydım! Sağa sola bakıp şaşkın çocuk heyecanımı atlattıktan sonra defileyi beklemeye başladım. Tesadüf ki Oben ile yerlerimiz birbirimize yakın, fırsat bu fırsat uzun bir sohbete daldık. Hem defile alanından hem ünlülerden hem genel olarak moda haftasından bahsederken bir anda cep telefonuma mesajlar düşmeye başladı, ‘Kameralara gülümseyin!’ tadında. Meğer biz orada sohbet ederken defile öncesi canlı yayın başlamış, bilgisayar başında defileyi bekleyenler de dakikalarca bizi izlemişler! Eh, ekranları seviyoruz, yalan yok! Ancak bu arada  ’Nerede bu kamera? Rezil olmayayım da..’ diye düşünmedim dersen yalan olur. Sağa sola bakınırken gördüyseniz beni, bilin ki budur sebebi.

Sonra bir anda ışıklar söndü, yağmurların içinden Burberry Prorsum erkekleri çıkıverdi. Defilede bir bir podyuma çıkan parçaların renkleri, dokuları ve bütünlüğü beni o kadar çok etkiledi ki, Burberry Prorsum defileleri arasında yeni bir favori bulduğumu söyleyebilirim. Birkaç dakikalık renk ve doku cümbüşü, yerini ‘Bitti mi? Ben daha fazlasını istiyorum..’ cümlesine bıraktı. Bu da benim şansım olsa gerek, daha fazlasını isteyip dururken defile çıkışında Burberry ekibininden bir yetkili beni showroom’da ürünleri daha yakından incelemeye davet etti. Bu fırsat kaçar mı? Ertesi gün soluğu Burberry Prorsum tasarımlarının içinde yüzüp hayranlığımı defalarca dile getireceğim showroom’da aldım. Şunu söylemeliyim ki elde boyanmış özel şemsiye başlıklarından çok renkli çantalara kadar pek çok ürün ‘Beni almak için sabırsızlanacaksın!’ diye bağırıyordu. Karşılık vermemek olur mu? Ben de onların kulağına eğilip ‘Daha çok para kazanayım, hepinizi alacağım!’ diye fısıldadım. Hem ürünleri yakından inceleyebilmek hem Burberry ekibiyle yakından tanışabilmek benim için muhteşem bir deneyimdi. Showroom’dan hiç ayrılmak istemediğimi söylememe gerek bile yok sanki.

Defile öncesinden, podyumdan ve en önemlisi showroom’dan fotoğraflar aşağıda. Benim ayıla bayıla izlediğim defile videosu da bu yazının sonunda. Bir dahaki Burberry deneyimi? Belki o da yakındadır, kim bilir?


* Burberry Prorsum presented one of the best collections in Milan. I should admit that the colors, patterns and overall emotion got me at first sight! When I have arrived at Corso Venezia 16, it was not hard to detect Turkish guests since there was great energy flowing from that side of the hallway! Turkish popstar Murat Boz, TV host and fashionista Burcu Esmersoy and columnist/DJ/editor Oben Budak (so many titles at once! :P ) were ready to watch Burberry Prorsum fashion show with head-to-toe Burberry Prorsum looks. After some fun chat, we have settled for the show and I started having messages from my friends back in Turkey as ‘Smile to the camera!’. What? Which camera? What’s going on? I learned that while waiting for the show, live stream has been showing our long chat with Oben for several minutes and everyone in the world was witnessing that! So cool! 

Then suddenly, the rain came; bringing many fabulous looking Burberry Prorsum men! I can not explain how much I loved this collection, really! Some minutes later, I was all like ‘Really? Finished? I want more!’ and I guess I’m kinda lucky; Burberry people invited me to the showroom to see more!  It was a great pleasure to see everything that close and chat with the Burberry team, thanks again!

So here you can see some close-ups from the collection, pre-show photos and more. Below all the photos, you can watch the whole show – hope you enjoy it as I did, live in Milan. Another round of Burberry experince? Why not? 

 

Milan Fashion Attack – Dolce & Gabbana

Milan Fashion Week maceramın belki de en özel anları, Dolce & Gabbana sayesinde hafızama kazındı. Defile davetiyem elime ulaşmadı, ne şanssızlık, ancak bu eşşiz deneyimi hatırlamak için illa basılı bir belge mi lazım?

Defileler arası koşturmacamın ikinci durağı, Viale Piave 24, Metropolitan. Kapıda birikmeye başlayan kalabalıkta beklerken Londra’dan gelen blogger Leroy Dawkins ile sıkı bir muhabbete giriştik. Moda, bloglar, sektörün geleceği falan filan konuşurken Türk olduğumu duyunca bana NiceThingsForNiceBoys ‘u sormasın mı? Tam ‘Oooo arkadaşımızın ünü nerelere ulaşmış!’ diye sevinç çığlıkları atacakken kendimi David Gandy’nin yanıbaşında buluverdim. Kalabalığı delip geçerken poz veren David Gandy sonrasında Wonderland Magazine moda editörü Julia Sarr-Jamois gibi parıltılı isimler ve benim tanımadığım (belki de tanıyamadığım) İtalyan ünlülerin akını başladı.

Flaşlar bir oraya bir buraya patlarken Leroy’un bana dönüp ‘Şuradaki kızlar seni çekmek için çok uğraştılar, ben kadrajdan çıkayım.’ demesiyle bir ayıldım ki o flaşların bir kısmı da bana patlıyormuş; ne şımarık bir an olduğunu tahmin edebilirsiniz değil mi? Ancak şımarıklığın bir sonraki adımı bir kaç dakika sonra, podyumdaydı.

Barok, opera, aristokrasi. Bu üçlünün hüküm sürdüğü bir şov alanı, garsonların da en az modeller kadar ‘iddialı’ olduğu şu hiç bitmesini istemeyeceğim prosecco servisi, defileyi SWIDE moda editörü Yuri Ahn ile yanyana izlemek, defile sonrası gerçekleşecek La Bella Estate partisi için hazırlıklar ve ‘Ah canım akşam partide görüşüyoruz, değil mi?’ vedalaşmaları..

Şimdi benim çektiğim bir kaç kare, ardından da Dolce & Gabbana defile videosu ile başbaşa bırakıyorum sizi. Defileden sonra gerçekleşen parti ve Dolce & Gabbana ile yaşadığımız diğer inanılmaz maceralar ilerleyen günlerde burada olacak, heyecanla takip etmeye devam.

* Clearly, the most special moments of my Milan Fashion Week experience were about Dolce & Gabbana. I did not get my printed invitation so I can not share it here (damn delivery!) but who needs a piece of paper to cherish those amazing moments? My second stop on fashion attack, Viale Piave, 24 – Metropolitan. Crowd gathering in front of the place is getting bigger and I am having the chance to see many famous faces again like ‘holy’ David Gandy or Julia Sarr-Jamois of Wonderland Magazine (and of course many Italian celebrities which I do not recognize at all – what a shame for me!)  While waiting, I have met with Leroy Dawkins, who is an enthusiastic and fun persona from London. In addition to being fun, he is so kind, even letting me pose for the cameras by myself while they were taking my photos chatting with him, haha! A few minutes later, we are in: a great show space with model-like guys serving us ‘the water of life and fun’ – oh you know what I mean, a dense opera feeling and aristocracy in the air. I happen to be so lucky to see the show with Yuri Ahn, fashion editor of SWIDE and after an ‘expected yet thrilling’ fashion show we swap ‘See you tonight at La Bella Estate’ sentences. Now I leave you with some photos by me and fashion show video from Dolce & Gabbana. Other adventures from the party and the following day with Dolce & Gabbana will be here soon.

Milan Fashion Attack – Ermenegildo Zegna

Geçtiğimiz hafta, hayatımda bir ilki gerçekleştirerek Milano’ya uçtum. Erkek moda haftasında çeşitli defileleri izleyip biraz da şöyle ortamı koklamak adına yaptığım bu ufacık kaçamak, benim bile beklentilerimin çok üstünde deneyimlerle geçti, ne şans!

Benim için Milan Fashion Week açılışı, ilk sabah gerçekleşen Ermenegildo Zegna defilesi ”Winter’s Tale” ile oldu. Henüz etrafı tanımadan, haritaya baka baka yol alıp sabahın soğuğunda sisler arasında yürümek biraz ürkütücü olsa da şehrin farklı bir bölümünü tanımanın verdiği yenilik hissi ve yol boyu bana eşlik eden sokak sanatı eserleri sayesinde moda dolu haftaya muhteşem bir başlangıç oldu.

Milano gerçekten soğuk, kıyafetler gerçekten ince, moda uğruna üşümekten kaçınmamak ise son moda! Ben bile Hatice Gökçe tasarımı ceketimin oyunlu kollarını saklamamak için mont giymeden boy gösterdiysem, İtalyan moda düşkünlerini siz düşünün.

Yurtdışında katılacağım ilk defile olacağı için yaşadığım heyecan, bir kaç dakika sonra yerini etraftaki kameralara poz vermiyormuş gibi yaparak poz vermeyi öğrenme çabasına bıraktı. Defileye dakikalar kala kapılar açıldı, kendimi içeriye attım. Tahmin ettiğinizden daha da içeriye, kulise! Podyum öncesi hazırlıklarını tamamlayan modellerin arasında gezinip durdum, ‘Allah neler yaratıyor!’ cümlesini tekrar tekrar kurdum. (Bu cümleyi kurmamak mümkün değil tahmin edersiniz ki!)

Sonrasında defileyi bekleyen kalabalıkta hem tanıdık yüzleri yakından görme hem de yeni isimlerle tanışma şansı yakaladım. Bizim ülkemizde de pek popüler olan Chiara ve yeni tanıştığım Alman blogger Mau ile defileyi bekleyen blogger kalabalığının en dikkat çekici parçası olduk desem yalan olmaz.

Ben kendi çektiğim bir kaç fotoğrafı aşağıda paylaşıyorum, 2012/2013 Sonbahar Kış defile videosu ise Ermenegildo Zegna’dan gelsin.

* Last week I was in Milan, invited for some of the fashion shows. Since I was super busy and without proper internet connection, I could not share anything from the blog. (Twitter followers are already familiar with the whole week though, you can follow me here.) Now it’s time to start telling the story with Ermenegildo Zegna fashion show – ”Winter’s Tale”

From the very first moment while waiting for the show, I was like floating in a dream. Having the chance to meet bloggers like Chiara and Mau, seeing many celebrities, being to the backstage and watching a great show amongst important names.. These are all unforgettable for me. Ermenegildo Zegna pieces were high quality as expected and the complete show made me feel like I’m living in that tale. Now I’m sharing my own photos from the Ermenegildo Show (backstage, waiting, celebrities etc.) and the fashion show video from Zegna HQ. I would like to thank Zegna HQ for the opportunity to be in Winter’s Tale.

D&G Spring Summer 2012

D&G – her nedense – hiç beklemediğim kadar hayranlıkla izlediğim bir koleksiyon ile çıktı Milan Fashion Week podyumuna.. Defile başlangıcında arka planda gördüğümüz desenler ‘Ben size bol bol desen göstereceğim, çeşit çeşit eşarplara bürünmüş erkekler çıkaracağım!’ diye bağırıp beni korkutmuş olsa da akıp giden dakikaların sonunda sadece ‘Bunu da istiyorum! Bunu da istiyorum! Bunu da!’ dedim.

İlk izlenim ‘Ee bunlar ETRO!’ ya da ‘Babaannemin eşarpları!’ gibi olacakken bir anda denim seksapelini de işin içine katan parçalar sıralandı, bir diğerini gördükçe aklımı kaçırmamak için zor tuttum kendimi. Bütün laflarımı yuttum.

D&G Spring Summer 2012 defilesini aşağıda izleyebilir, benim en sevdiklerim için ise biraz daha aşağıdaki yorum bölümüne geçebilirsiniz.

* Let me be honest, I was not expecting this! When I first saw the scarf prints on the background, I was like ‘Holy crap! Grandma’s scarves are coming!’ which tended to be followed by ‘ETRO much?’ question. After all of these.. Silence and appreciation of this wonderful collection from D&G! Sexy denim mixed with prints and now those looks are strong, memorable, appealing..

You can watch D&G Spring Summer 2012 below. My fave pieces and comments are at the end of the post.

Benim yıllar boyu yanından geçmeye korktuğum ancak son aylarda tekrar bağrıma bastığım denim gömlekler öyle havalı desenlerle bir araya gelmiş ki, bütün koleksiyon sadece bu parçalardan oluşsa bile sıkılmayacağım ben. Cepler ya da kollar, her seferinde şaşırtacak bir yer kendini desenlerle kaplı bulmuş. Ha tabi unutmadan, ayakkabılar da!

* I never liked denim shirts but now I am a huge fan! Prints are so cool and denim is so sexy with these prints. If the entire collection was full of these displaced parts of denim and prints, I would not complain. Pockets and arms are full of surprising effects, and yes, shoes too!

Kısa ya da uzun fark etmez, bacaklarını kapatan şey bu kadar güzel görünebilir mi? Kabul, bu desenler riskli! Ya çok ucuz görüneceksin ya da muhteşem bir iz bırakacaksın. Ancak denemeye değmez mi?

* Longs or shorts, no matter which you choose; these look great! I admit, potential to look cheap and potential to be remembered forever is out there! But hey, they worth a try!

Bu. Tarifsiz olan bu işte. Açık renk denim gömlek, beyaz-kırmızı-kahverengi-sarı ile bezeli bu pantolon ve mercan kırmızısına yakın süet ayakkabılar. Bir son dokunuş da o güzel şapkadan!

* Can not describe my feelings to this look! Loved every single piece of it! Light blue denim shirt, white-red-brown-gold all around, then some (coral?) red suede shoes and a final touch by that lovely hat! A-M-A-Z-I-N-G!

Erkekler son kez podyumda. Kapanışa yakışacak şekilde, belki de onlarca desenin, kalıbın, en güzel şekilde kullanılığı, ağzımı açık bırakan defileyi noktalayan bir kare..

* Lastly.. All the boys in scarf patterns.. A summary of what this is all about..

Milan Fashion Week Mixo 2

Milan’da ikinci gün. Erkekler biraz daha mı sıkıcı ne? Ya da bana öyle geldi belki de. Prada gibi merakla beklenenler, Bottega Veneta gibi aklıma kazınan işler.. Uçuşan takımlar, çelişkiler, temkinli renkler..

* Milan Fashion Week – Day : 2

Men getting boring or is it just me? Excitement for Prada resulting in a love with Bottega Veneta. Suits which make you fly, some contradiction and (mostly)  safe colours..

 

Emporio Armani’nin uçuş uçuş takımları, efendi renkleri ve yer yer sıkıcılaşmaya doğru kayan parçaları beni ekrana kilitlememiş olsa da yukarıdaki iki takım için ölebilirim!

* These Emporio Armani suits seem so light that may allow you fly! Although I find these somewhat monotonous with safe colours, I would die for the suits above!

Vivienne Westwood tam bir karmaşa! Hani bazı karmaşaları kurtaracak bir bütünlük bulursun ya.. Hah, o bunda yok işte! 2012 Londra Olimpiyatları’na göndermeler de olmasa bakamayacağım fotoğraflara.

* What a mess Vivienne Westwood delivers.. Again! You know when you tie all the knots.. But not this time! The only thing that kept me going was 2012 London Olympics referrals..

Missoni, örgü ve desenlerdeki ustalığını yazlık bir şekilde bize sunmuş. Çok farklı ve şaşırtan bir şeyler varsa da ben göremedim sanırım ancak yukarıdaki kombinlere ( özellikle soldakine ) bayıldım!

* Missoni is the master of the knitwear and a lighter version comes to the scene this time. Dunno about the overall collection but I really like these two above ( especially the one on the left ).

Trussardi, az laf çok iş kafası. Gördüklerim daha çok ayrıntılara itti beni, valizlerde kaybolasım geldi..

* Trussardi, less talk much work! Details are in action now..

Salvatore Ferragamo heyecansız ama güzel işçiliklerle bezenmiş..

* Not excited with Salvatore Ferragamo’s beautifully made pieces.

Calvin Klein’dan seçtiğim bu 4 görselin burada olma amacı yaşanan kafa karışıklığını paylaşmak aslında. Neon ötesi bir sarı ( ya da yeşil ) yanında garip siyahlar; klasik beyaz takım elbisenin ardından ağlarla örülü başka takımlar.. Yorucu mu ne?

* Come here Calvin Klein, we need to talk! Where is your focus baby? Yellow / Green neon colours? White classis suits? Net suits? Something black? Am I tired? Hell yeah..

Bottega Veneta günün en akılda kalanı. Yukarıdaki çizgili gömlekler muhteşem görünmüyor mu? Hele şu renkli geçişlerin olduğu pantolonlarla birlikte kozmik boşlukta kaybolmak istiyorum ey okuyucu! Sağ alttaki kombin ise favorim!

* Yes, I have found my favorite look of the day! hank you Bottega Veneta! I like the shirts but I LOVE those colorful pants! Dear reader, I wanna get lost in these cosmic pants!

Prada.. Prada.. Prada.. Büyük beklentiler ile gelen büyük hayal kırıklığı mı acaba? Tamam ayakkabılara öldüm bittim. Belki de değerini sezon geldikçe anlayacağız. Ancak o pantolonlar, o desenlerdeki retro amaçlı ucuzluk nedir? Bir genç tasarımcımız çıksa da yapsa olay çıkartırsınız, şimdi Prada yapınca ‘cool’ olacak, demedi demeyin.. Neyse, ben biraz sakinleşip o ‘cool’ bölümü anlamaya çalışayım Milan’daki ikinci günü bitirirken..

* Prada.. Prada.. Prada.. Great expectations come with great disappointment.. Is that true? OK, I admit that I’m totally in LOVE with those shoes but I do not get those cheap looking florals. If a young designer went for it many fashion gurus may have started a witch-hunt. However, come on, this is Prada! We will get used to finding these prints ‘cool’ in no time! Oh, I am finishing the second day’s review with this strange ‘coolness’ ..

 

Koleksiyonlardan daha fazla fotoğraf için tık tık.   http://www.facebook.com/koraycanercom

*You can see more photos in my  Facebook page. http://www.facebook.com/koraycanercom

Milan Fashion Week Mixo 1

Milan’da erkekler podyumdan geçip duruyor.. Erkek modasının en yoğun şekilde konuşulduğu bu günlerde bize de fazla mesai yapmak düşer.. Dün gece Dolce & Gabbana, bu sabah da Burberry Prorsum ile ilgili izlenimleri paylaştım.

Dolce & Gabbana Spring Summer 2012 için buraya tıklayın.

Burberry Prorsum Spring Summer 2012 için buraya tıklayın.

Sıra geldi ilk günün karışık bir değerlendirmesini yapmaya..

* Milan Menswear Fashion Week has started and I have already shared Dolce & Gabbana and Burberry Prorsum shows. Now, it’s time for a ‘Day : 1 Recap’

Milan Fashion Week Mixo 1

Renkler karşımızda.. Deriler karşımızda.. Parçalar karşımızda.. Toprak karşımızda.. Tekrar tekrar renkler karşımızda..

* Colours.. Leather.. Patches.. Terrain.. Colours again..

Neil Barrett , güzel desenleri birbiriyle harmanladığı bu görüntülerle aklımızda kalsın.. Geçen yılın motorcu ceketlerinin tekrarıyla değil..

* Patterns are all around and we are more than happy to see these in Neil Barrett. However, not happy with the repeating biker jackets..

Jil Sander boyunda gezdirilen çantalar, yapışık ıslak saçlar ve çok da öne çıkmayan portrelerle geçti podyumdan. Bir de bol bol karşımıza çıkan plastik şeffaf parçalarla..

* Necklace or bag? Both! Wet hair, not-that-significant looks.. Not to forget pvc pieces in Jil Sander collection..

Ermenegildo Zegna topraktan taştan geçiyor, pastel renklerdeki parçalarını kırış buruş yürütüyor..

* Ermenegildo Zegna comes from the ground to the wrinkled pastel colours..

Frankie Morello’nun geçtiğimiz sene seksapel sınırlarını zorlayan erkekleri bu sene biraz durulmuş. Her uçtan renk ve plastik şeffaf parçalar bu koleksiyonda da kendine yer bulmuş..

* Last year they were hot mess! This year some pvc and colour blocks still adds sexiness but Frankie Morello guys seems a little bit out of the scene..

Roberto Cavalli desenlerini ve renklerini sınırlara ulaştırmış olsa da fazlasıyla ‘kes yapıştır’ görünmekten kurtulamamış..

* Roberto Cavalli is on the edge with colours and patterns but with a ‘cut-paste’ attitude..

Burberry Prorsum Spring Summer 2012

Burberry Prorsum, klasik Burberry çizgisini renklerle ve şekillerle kurcalayan, giderek bollaşan ceketlere rağmen iyice darlaşan pantolonlarla kafa karıştıran, bazı elementlerle geçtiğimiz yılın ‘bazı markalarını’ hatırlatan bir defile ile Milan’dan geçti. Her ne olursa olsun, Burberry Prorsum bir çeşit aşk ve her yaptığıyla gönlümüzde yeri var.. Defileyi izlemek için video aşağıda. Benim seçtiklerim ve yorumlarım da yazının devamında.

* Burberry Prorsum gave us some colour, some difference on shape, loose jackets yet fitted pants and some resemblance to last years ‘some other cool fashion houses’ in Milan. No matter what, Burberry Prorsum is pure love! Runway show video is below with my key looks and comments from the show.

 

Afrika etkisi? Toprağın üzerine saçılmış rengarenk değerli taşlar hayat bulup tasarıma yansımış..

* Tribes are out of Africa now! Gems on terrain in every possible way..

Yukarıdaki çizgililer, özellikle soldaki, gözlerimi ayırmadan kendisine bakmam için beni çağırdı..

* Those striped coats are just calling my name..Mr. Bailey can you hear that?

Karmaşık desenler ve renklerle süslenen çantalar, renk şeritleriyle hareketlenen pardesüler..

* Patterns, patches and colour stripes on bags, shoes and coats..

Biraz daha temkinli, sakin bünyeler için bana göre biraz ‘sıkıcı’ parçalar.. ( o muhteşem çanta hariç! )

*Safe – and boring – pieces.. ( except that lovely bag! )

Rengin sonuna kadar kullanıldığı şu sarının en sarısı! Belki de en unutamayacağım parçalar..

* Deep yellow, most memorable colour of the show..