Tag Archives: Lady Gaga

W Magazine Madness

New York’ta dergi satan bir dükkan. Tavana kadar uzanmış raflarda daha önce adını sanını duymadığımız dergiler. Bir anda Beyonce çıkıyor oradan, Listen Up! diyip ele geçiriyor.

‘Dönüş yolunda 10 saat uçuş var, okunur elbet.’ diyerek çantaya attığım dergiler arasında sizinle paylaşmak için sabırsızlandığım bir tanesi var ki işte Beyonce’nin bütün ihtişamıyla kapağından fırladığı dergi de bu, W Magazine.

Temmuz sayısı, müzik sayısı. Sayfalar arasındaki müzisyenlerle yapılan çekimler ve özellikle müzisyenlerin moda ile olan bu yakın temasına ayrılan bölümlere büyük bir hayranlıkla daldım.

Başlıkların hepsi birbirinden iddialı, ben bir kaç tanesini sizin için buraya aldım.

* A little store in NYC, took us in, presenting hundreds of fresh magazines. ‘It’s a 10-hrs-flight so take as many as u want!’ says an inner-voice and here it is! One of the best in my hands, W Magazine July 2011 with Beyonce calling me for action! What’s more? Fashion + Music + Fashion + Music + Fashion + … + Music = Total LOVE! 

Fierce, Fearless, Female – Beyonce

Crazy In Love ile başlayan, Single Ladies (Put A Ring On It)’e uğrayan, Run The World (Girls) ile şimdilik yeni hedefine ulaşan çeşit çeşit Beyonce ile birlikte göz alıcı bir yolculuğa çıktığımız bu yazıya Patrick Demarchelier tarafından çekilen fotoğraflar eşlik ediyor.

Beyonce gibi bir divanın nefes kesici fotoğraflarının ardından başka bir diva – ya da hayranlarının deyimiyle Mother Monster – alıyor sahneyi. Sayfalarda Lady Gaga’yı göreceğinizi zannediyorsanız yanılıyorsunuz, peki ya ne var devamında?

* Milestone looks of the diva from the very first steps till today, with stunning photos by Patrick Demarchelier, Beyonce is total hotness and as the title says – Fierce, Fearless, Female! Another diva after that? Mother Monster, not as herself but.. Check it below! 

Dressing Miss GaGa 

Seveni sevmeyeni bir yana, Lady  Gaga her zaman taklit ettiği, yarattığı ve yönettiği moda ile konuşuldu, başına bir şey gelmezse uzun bir süre daha konuşulacak. Bu ‘moda’ sadece Miss Gaga’nın elinden çıkmadı elbette. Arkasında Haus of Gaga adını verdiği bir ekip, ekibin içinde adeta keşfedilmeyi bekleyen Nicola Formichetti vardı. Mugler mirasının başındaki yeni isim, hala Gaga’nın en büyük yardımcısı, W Magazine sayfalarında moda ve müzik dünyalarını bir araya getirenlerin arasındaki haklı yerinde güzel bir röportajla yer aldı. Moda ve müzik dünyalarını bir araya getirmek demişken..

* Love or Hate Her, Lady Gaga is being a huge hit with her looks, copied from a previous reference point, created by Haus of Gaga or managed by many others. Here on W Magazine what we talk about is the man behind all of this! Nicola Formichetti, of course! Fashion and music is combined in this genuine interview. Speaking of this combination..

Behind The Muses 

Müzik dünyasında sesleriyle milyonlara ilham olanlar, elbette bazı tasarımcıların da gönüllerini çeleceklerdi, değil mi? Ya da belki tam tersi, pek çok sanatçı, üzerinde tasarımlarını taşıdığı isimlerle birlikte kamera karşısına geçmeyi deli gibi isteyecekti. Hangisi oldu bilmem ama aşağıdaki gibi fotoğraflar ortaya çıktığına göre, müziğin modayla kimyası muhteşem olmalı..

* It’s inevitable that the musicians are effecting millions, including top designers. So here in these photos, we see who is matching with who! Janelle – Chanel – Monae in the tub with Lagerfeld, Florence Welch dancing with Gucci’s Frida Giannini and so on..

Janelle Monae, Kaiser’in dişi bir kopyası gibi görünmüyor mu? Hem Lagerfeld’in dediğine göre sadece stilleri değil, isimleri de birbirine benziyor, Janelle ve Chanel!

Yoko Ono 78 yaşının ihtişamını yaşayadursun, Proenza Schouler tasarımcıları hala kendisinin 60′lı ve 70′li yıllardaki görünümlerinden ilham aldıklarını söylemekten çekinmiyorlar.

Florence! Her kırmızı halıda, her sahne performansında aklımızı başımızdan almayı çok iyi biliyorsun sen! Koluna Gucci’nin Frida Giannini’sini takıp dans etmeyi de! Tabi Giannini ancak Florence Welch’in şu anda sürdürdüğü konser turundaki kıyafetlerini hazırlamaktan boş vakit bulabildiğine kaçıyordur bu ateşli dans pistine.

Peki ya sen Donatella? M.I.A ile ilgili ‘Tarzını çok yenilikçi ve taze’ buluyorum derken, kendi taze günlerin mi geldi aklına? Bisikletler falan, ilahi.. Yine de Versace olarak fena sahiplenmişsin M.I.A’i belli..

Londra’da bir binanın çatısında, Burberry’nin altın adamı Christopher Bailey, ‘İngiliz görünümünün vücut bulmuş hali!’ diye tanımladığı George Craig ile birlikte.. Beatles çalıyor fonda, eminim buna..

More More More 

Peki ya başka? Yukarıda gördük, Beyonce  kapakta ama bir de Christina Aguilera opsiyonuyla. Yanında ‘The Hit Parade’ çekimi, Terry Richardson karelerinde müzik dünyasının stil ikonlarının yeniden can bulmuş halleriyle. Üstüne Pharrell Williams’ın günlük hali de eklenince.. Bakmaya doyulamayan bir dergi, 4.99 $ değerinde bir hazine, W Magazine. Bir şekilde bulursanız kaçırmayın, en olmadı W Magazine sayfasında çekimlerden daha fazla fotoğraf ve videoya ulaşın.

*More? The cover’s Christina Aguilera version, ‘The Hit Parade’ shoot of Terry Richardson where style icons of the music world are revived, a-daily-dose-of-Pharrell Williams and so on.. Costs $4.99, worths a treasure! Please go and check W Magazine website in order access more photos and extra videos.

Dolup Taşıyoruz

Bilun Şen’in Galata’daki butiğinde hayal gücümüz oyuna dönüştü..

Imagination is a little toy in Bilun Sen’s boutique in Galata..

Lady Gaga’nın Judas videosu çıktı. Her sahnenin altında bir anlam aramaktan yorulduğumuz bir 5 dakika daha..

Judas video is out now with several controversial scenes in 5 minutes time.


Duvarlar afiş dolu.. Heyecanlanmamak elde mi? Nina Simone gecesi yapılıyor bir kaç gece sonra.. Ve bir ay sonra da Amy bu şehire geliyor..

Nina Simone performances and Amy Winehouse live in Istanbul.. How exciting!

Building kartpostallar, defterler, tablolarla zenginleşmiş..

Cards and notebooks are the new additions to the Building world..

Topman yine coşmuş. Benim de cüzdanım bu yüzden boşmuş. Hiç almadığım kadar aksesuar aldım yine..

Topman accessories are really cool. They made me buy a lot!

Bay Tom Ford sayfalardan dolup taşmış. Another Man içerisinde tadına doyulmayan bir röportaj var.. Sayfa 188′de.

Another Man brought us a delightful interview with Mr. Tom Ford a.k.a THE MAN!

Cover Me!

Kış ortasında bahar yaşayıp, bir damla güneşle mutlu oluyoruz ya hani; koskocaman “Kış” dergimizin kapağına en renkli, en “Yaz” fotoğrafı basıyoruz ya hayatlarımızda.. Ben de baktım, kapaklar hareketleniyor iyiden iyiye;  Mart-Nisan derken İlkbahar/Yaz sayılarının da maskeleri düşüyor, olayın hararetini ya cıvıl cıvıl renkler ya da kendiliğinden “ateşli” fotoğraflar yansıtmaya başlıyor.

GQ Style Russia, kapağa Sebastian Sauve ve River Viiperi gibi iki “ateşli” ismi koymuş ancak kapağın ateşi renklerinden geliyor bu defa. Retina yakmaya bir adım kala, gözleri biraz soğutmak için,bir tık aşağıya..

Sanırım i-D Spring 2011 kapağı sizi kendinize getirir. Mariano Vivanco objektifinden gördüğümüz Lady Gaga, “kendi türünde” ateşli sayılabilecek bir pozla karşımızda. Ee, nasıl olsa “Born This Way” dedi, bu şekilde kabul ettirdi ateşini.

 

Ateş demişken, son zamanlarda her genç kızın rüyasını süsleyen kahramanımız James Franco, iki kapakla konuk oldu bu yazıya. Yukarıda gördüğünüz, GQ Style UK Spring Summer 2011 kapağı, her ne kadar durgun ve gri görünse de içten içe yakacak cinsten.

Ve Vogue Hommes International Spring Summer 2011 kapağında, bu sefer tekrar tekrar dönüp bakmalık bir pozla. Ben bu işi azıcık biliyorsam, burayı okuyan pek çok okuyucu, bu kapağı bulmak için kitapevlerinin yolunu tutacak, gerekirse bu fotoğrafı çerçeveletip duvara asacak! [Kapağı kim mi çekti? Terry Richardson tabi ki!]

Ve son olarak.. American Vogue, Nisan ayını Rihanna ile karşılamaya karar vermiş.. Ben çok yerinde ve konuşulacak bir karar olduğunu düşünüyorum, baksanıza! Annie Leibovitz objektifinden gördüğümüz “ateş rengi” Rihanna, tam da bu seçkide yer alacak türden bir görüntüyle karşımızda.

Eh, yavaş yavaş ortalık kızışmaya başlıyor. Bize kalan ise bu “kızışmanın” keyfine varmak, sınırların ne kadar zorlanacağını görmek için sabırsızlanmak.

Hasta Hayaller Moda

Kaç günlük yokluk, azalan sıklıkta yazı yazmalar, hep bu hastalıklar yüzünden..

Hastalıklar derken, öyle çeşit çeşit değil aslında, temelde bir hastalık yapıştı yakama, bırakmıyor haftalardır. Evet, haftalardır.. Doktor bakıyor, ilaç veriyor, iğne veriyor. Eh, üstüne zaman biniyor, tam toparlandım derken güm! Yeniden doktor yolları.. Bu sefer diğer doktor “E o kadar ilaçla nasıl geçmez?” diyor, doktor sensin be adam, sen söyle nasıl geçmez?

Son bir kaç haftada o kadar çok hastane, doktor, ilaç, hemşire gördüm ki, artık gözümün önünden gitmez oldular. E madem öyle, bunları sizinle de paylaşayım dedim.

Tamam, bizim hastaneler burada gördüğünüz gibi Louis Vuitton dünyasından fırlamış gibi değil. Ama olsun, hayal bu ya? Hem sadece hastaneler değil, hemşireler de böyle olsa..

Hayal dünyasında her şeye yer var, “Neden olmasın?” diyerek devam edelim dolanmaya.. Yukarıdaki “Tıp Bayramı resepsiyonundan fırlama hanımlar” bütün kokoşluklarıyla salınadursunlar, biz bir kenara çekilip biraz nefes alsak iyi olacak..

Styling Mert Aslan, fotoğraf Koray Birand olunca insan ne kadar English Patient olursa olsun nefes alır doya doya.. Peki benim gibi “kara bahtım kem talihim” hastaları ne yapacak?

Vogue Paris 2009 takviminden fırlama bu hemşire, Jourdan, bana iyi gelir mi dersiniz? Hani “elinden zehir olsa içerim” diyeceğiniz türden bir hemşire olduğu gerçeğini tartışmaya bile açmayacağım, bilesiniz..

Ama bana en iyi gelecek, en çabucak iyileştirecek isim belli..

Lady Gaga’dan daha öte bir ilaç olabilir mi benim için? Sanmam! Ne söylese dinleyip ne giyse “Yok artık” dediğim için olsa gerek, onun da bu “hasta hayallerim” arasında yer almasını istedim. Hem de ilaç kontenjanından..

Eh, bu kadar hayal yeter, doğru yatağa! Biraz daha dinlenip biraz daha toparlanmaya..

Müzik Pazarı

Neler oluyor, neler bitiyor, birlikte bakalım mı?

Pazar güneşinin altında, karmakarışık işler peşindeyim şu anda.

Biraz hatırlatmaca, biraz da yeni haberlerle ortalığı karıştıralım istedim. Tabi ki konumuz, Müzik!

Madonna‘nın Sticky & Sweet Tour DVD’sinin geldiğini daha önce burada söylemiştim, şimdi kesin çıkış tarihi olarak 29 Mart 2010 açıklandı! Bu demektir ki kraliçe, çok çok kısa süre sonra bizimle olacak! Ben de rafta kocaman bir yer hazırladım kendisine!

Kraliçe’nin yerine benim sık sık adını andığım Lady Gaga ise şu aralar çok şaibeli haberlere konu oluyor. Nasıl mı? Geçtiğimiz günlerde Onur Baştürk, Hürriyet’teki köşesinden duyurdu, Lady Gaga , 13 Mayıs 2010 tarihinde Bilgi Üniversitesi’nin bahar şenliklerine gelecekmiş, anlaşma sağlanmış, imzalar atılmış.  Mış. Mış. Mış. Şimdi ben bu habere güvenmek istiyorum ancak bir yandan da aklım almıyor yahu. Şu anda dünya turnesinde olan ve stadyumları tıklım tıklım dolduran kadın, santralİstanbul’a gelip konser verecek? Biri beni tokatlasın! Benzeri bir haber de Lady Gaga’nın 15 Haziran 2010 tarihinde Kuruçeşme Arena’da konser vereceği haberi. Bu etkinlik için de yurtdışındaki çeşitli sitelerde bilet satışı gerçekleştiriliyor. Gerçek mi? Sanmıyorum. Ancak kafam karışık, pek çok insan gibi. “Gelsin de nasıl gelirse gelsin” diyemiyorum, sadece bekliyorum.

GülşenTürkiye’de de müzik dünyasında bir kıpırtılar var. Gülşen, daha önce burada bahsettiğim ve ayılıp bayıldığım albümü Önsöz için ikinci klibi Ezberbozan’a çekiyor. Daha doğrusu çekim tamamlamış, montaj aşamasındaymış Ezberbozan. Twitter aracılığıyla klipten bu kareyi paylaştı bizimle Gülşen. Benim de merakımı katladı haliyle. Çünkü Ezberbozan albümde en beğendiğim şarkılardan birisi. Hoş, söylemiştim ya, albümde boş yok! Umarım bu ikinci klip de ilki kadar başarılı olur ve kendinden bahsettirir.

Hande Yener

E malum, Hande hanım da yola çıktı. Geçtiğimiz günlerde çıkarmasını bekliyorduk “Sopa” adlı albümünü. Ama ne olduysa -son dakikada albüme eklenen Sinan Akçıl eserleri var diye duyduk- albüm çıkış tarihi ertelendi, sanırım adı da “Hande’ye Neler Oluyor?” oldu. Hande Yener de Gülşen gibi Twitter’dan ve üstüne Facebook’tan ulaştı merak edenlere, bu fotoğrafla merakımızı tırmandırmayı başardı. Şimdi herkes merakla Hande’ye neler olmuş görmek için bekliyor. Bir de üstüne şarkıların kısa versiyonları ve hatta bir şarkı bütünüyle Youtube’a düşünce, artık bu bekleyişte bir saat bile günler gibi gelmeye başladı! Bu yeni Hande Yener albümü, özlediğim eski Hande’yi getirecek gibi duruyor, umarım yanılmam.

Bu kadar müzik konuşup üstüne müziksiz bırakmak olmaz, buraya kadar zahmet edip gelenleri. Son bir haftadır sürekli dinlediğim bir şarkıyı sizinle paylaşayım istedim. Güneş kendini daha çok gösterdikçe, “I’m walkin’ on sunshine” diye bağırasım geliyor. Bu durumda da en çok işime yarayan şarkı, Halo / Walking On Sunshine. Nedir bu? Glee , Sezon 1′deki en sıkı işlerden birisi bence, çok eğlenceli bir mash-up. Biraz Beyoncé – Halo , biraz Katrina and The Waves – Walking On Sunshine alıyoruz;  Glee oyuncularının muhteşem yorumuyla güneşli havalara eğlence katıyoruz! Glee demişken, bu muhteşem müzikal/komedi dizinin 13 Nisan 2010′da yeni bölümleriyle kaldığı yerden yola devam edeceğini hatırlatalım! Çok özledim, çok!

GLEE

Bad Girl Gaga feat Honey Bee – Telephone (Video)

Lady Gaga

Hello hello baby you call I can’t hear a thing..

Bekledim.. Heyecanla bekledim hem de..

Lady Gaga, en az Bad Romance kadar iyi bir klip çeksin, yine kendini aşsın diye bekledim..

Erkenden kalktım, klip yayınlandıktan yaklaşık 1 saat sonra izlemek için bilgisayar başına kuruldum..

Türk Telekom, tüm marifetiyle bu keyiften alıkoydu beni.. Bu nasıl bir yavaşlık, bu nasıl bir altyapı eksikliğiyse artık..

Geleneksel hale gelen “Türk Telekom’u kötüleme” seanslarımı aşıp, zar zor yüklenen 9dakika 32saniye uzunluğundaki  ”Telephone” video klibini izlemeye koyuldum..

Evet, doğru.. neredeyse 10 dakika süren bir “şey” bu.. Ama cidden “klip” değil bence..Bu “şey”, televizyon kanallarında saat başı görünsün, günde 15 kere izlensin diye hazırlanmış olamaz.

Beğenerek dinlediğiniz bir şarkının klibi nasıl olsun istersiniz? Hani çıksın kanallarda, izlerken de zevk alayım, kapılıp gideyim .. Belki bir iki değişiklik olur şarkının akışında, düete uydurmak için falan.Ama Telephone için durum tamamen farklı..

Bu sefer amaç “Lady Gaga ve Beyoncé ile bir kısa film çekelim, arka fonda da bir şarkı olsun..emm.. ne olsa ya.. dur Telephone var onu koyalım” kadar basit.

Şarkı da normalde kısa bir şarkı değil evet, neredeyse 6 dakika.. Ancak en azından geçişleri düzgün,akıyor. Ama bu klip, çeşitli zamanlarda uzun diyaloglarla kesiliyor, şarkıyı dinlerken girilen mod asla yakalanmıyor.

Bunu göz ardı etmek mümkün mü bilmiyorum ama hadi bir an göz ardı edelim, işte o an bu klip benim gözümde görsel olarak yine farklı deneyimler sunan ve çok eğlenceli bir Lady Gaga yaratıyor. Bazı sahnelerdeki mizah öğeleri o kadar şok edici çıkıyor ki, bi anda klibin ağır havası dağılıyor.

Klipte pek çok sponsor sık sık gözümüze sokuluyor, eh tabi Queen B’yi bu kadar uzun bir klipte oynatmak epey masraflı olmalı :)

Klip, veya artık adı her neyse, bu kadar uzun olunca, incelenecek bir hayli sahne çıkıyor karşımıza. Tek tek anlatmak mümkün olmadığı için zaten bu 10 dakikalık deneyimi size bırakıyorum.


[Ben şimdilik ilk saatlerin heyecanıyla Youtube'daki orjinal halini koyuyorum. İlerleyen günlerde Vimeo'da kaliteli bir versiyon bulduğumda onunla değiştireceğim bunu. Ama siz sabırsızlanıyorsanız şu anda Vimeo'da düşük kaliteli bir versiyonu da mevcut.]

Bakalım siz Lady Gaga ile Beyoncé arasında tutturulan bu garip kimyayı nasıl bulacaksınız.

not: klip ülkemizde RTÜK engeline takılır, lezbiyen aksiyonlar içerdiği için

not2: klipte Kill Bill’den hatırladığımız Pussy Wagon var

not3: Beyoncé ile Lady Gaga arasında da dostluktan öte bir bağ var imajı çizilmiş

not4: kıyafetleri iyi inceleyin, çok kafa kurcalayan detaylar bulacaksınız

Lady Gaga, Sibel Can’a Karşı

Lady Gaga

Lady Gaga‘nın merakla beklediğimiz yeni video klip çalışması Telephone, bir kaç gün içerisinde karşımızda olacak!

The Fame Monster albümünden gelen ikinci single olan Telephone’da, Beyoncé , Lady Gaga’ya güçlü vokaliyle eşlik ediyor.

Tam bir dans parçası, danceFLOORsmashHit!

ilk dinlediğimden beri yerimde duramıyorum!

Video klip ilk açıklamaya göre bugün çıkacaktı ancak son resmi açıklama bir kaç gün daha beklememizi söylüyor. Bu bekleyiş sırasında da yeni promo fotoğraflar karşımıza çıkıyor.

[not: ben bu yazıyı yazarken resmi açıklama geldi, 9 dakikalık video klip 11 Mart 2010 Perşembe geceyarısında karşımızda olacak, Türkiye saati ile Cuma oluyor, tabi ki burada yayınlayacağım]

Lady Gaga

[dans sahnelerinden birisi, her şey çok parça parça sanki bu sefer]


Lady Gaga

[kliple ilgili fısıltılar, klibin hapishanede geçeceği yönündeydi..]


Beyoncé

[üstündeki her neyse,bayıldım! that's ma girl!]


Bu fotoğrafların arasında bir tanesi var ki, ilk gördüğüm andan beri aklımda çok deli bir çağrışımla yer edindi. Ve bunu tekrar tekrar düşünüp kahkahalar atmaktan kendimi alamıyorum!

Lady Gaga

Koray: Bu ahize..Bu kafadaki kola kutuları..Çok tanıdık.. Ama bir şey eksik sanki..

Caner: “Daha neler amanın daha neler, amma da abarttın”

Koray: Hay ağzını öpeyim lan, Sibel Can!

sibelcan2

“Çantada Keklik” klibini izlemiş olanlar bu görüntüyü anında hatırlayacaklar..

Sen yıllarca Türkiye’de garip şarkılar garip klipler üreten insanları eleştir, yap et..

Manyak manyak sevdiğin Lady Gaga gidip aynısını yapsın..

“Oha oğlum Lady Gaga yapıyorsa bi bildiği vardır heleyöö” diyerek kurtarmaya çalışmayacağım.

Bundan sonra Sibel Can, gözümde uluslararası standarda sahiptir!

not: daha neler , daha daha neler , amma da yaptın koraycaner

Lady Gaga, ELLE’de

Türkiye’de yayınlanan gazete ve dergilerde bir sütunluk haberlerden fazlasına pek sahip olamadı Lady Gaga.

Belki aykırılığından, belki yapımcılarının TR’de tanıtım faaliyetlerinin az olmasından kaynaklandı bu. ( belki de hiç tanıtım yapmıyorlardır, bilemiyorum) Albümlerini bulmak bir hayli sıkıntılı iş. Yılbaşında, The Fame Monster için epey uğraşıp D&R’lar arası mekik dokumuş ve son kalan CD’leri almıştım. O zamandan beri de sık sık gidip kontrol ediyorum The Fame veya The Fame Monster albümleri var mı raflarda diye, maalesef göremiyorum.

Büyük ödül törenlerindeki performansları sonrasında özellikle Habertürk bolca yer veriyor Lady Gaga’ya, diğer gazetelerde de birer ikişer görüyorum. [Tabi ki ben neredeyse tek haber kaynağı benmişim gibi sürekli Lady Gaga haberlerine yer veriyordum, hatta artık bıkmıştı okuyanlar (:  ] Ancak şöyle detaylı bir yazıyı Türkçe kaynaklarda  uzun zamandır görmüyordum ki..

ELLE , Mart sayısında tam 10 sayfalık bir Lady Gaga söyleşisine yer verdi.

Viktor & Rolf, Vivienne Westwood, Karl Lagerfeld, Hussein Chalayan gibi isimlerin kıyafetleriyle yapılan çekimler bu 10 sayfanın büyük bir kısmını kaplıyor – ki bu çok iyi!

Bu röportaj ve çekimler aslında ELLE Amerikan edisyonunda geçtiğimiz Ocak ayında yer almıştı; hatta o sayının alternatif kapaklarından birisini süslemişti Gaga.

İki ay sonra; ELLE Türkiye sayesinde bu röportaj ve çekimler bizim raflarımızda yerini almayı başardı; kısacık bir özetini de aşağıda sizlerle paylaşmak istedim.

NEW YORK BEBEĞİ

“En çok ne bir efsaneye dönüşür? Sahte kan fışkıran elbiseler, işkoliklik, vefalı bir kalp, metropol sanatı ve popun yeni divası Lady Gaga.”

Lady Gaga Elle

Cinselliğini sanatının bir parçası olarak kullandığını söyleyen Gaga, “Diğer kadınların benim gibi olmalarına gerek yok, ama nasıl olmak istiyorlarsa öyle olsunlar!” diyor.

Lady Gaga Elle

Stevie Wonder ve Destiny’s Child’ın prodüktörü Vincent Herbert, Gaga’nın “Beautiful, Dirty, Rich” performansının videosunu görmüş. Onu Los Angeles’a götürmüş ve 24 saat içinde anlaşma yapılmış. Böylece “The Fame” ortaya çıkmış.

Lady Gaga Elle

Albümü “The Fame” , aslında cesur bir hamle: Şöhrete ulaşmayı hedeflemiş ve bunu başarmış bir kadın var karşımızda.

ELLE Mart sayısındaki Lady Gaga röportajını Miranda Purves hazırlamış, Tom Munro fotoğraflamış, Aslı Özgen ve Müge Özgen de bizler için derlemiş. Teşekkürler! :)

Lady Gaga for McQueen on BRITs

BRIT Awards 2010 dün gece sahiplerini buldu!

İngiliz Pop Müziği için önemli bir yer teşkil eden ve her sene hem İngiliz sanatçılara hem de uluslararası arenada boy gösteren isimlere çeşitli ödüllerin dağıtıldığı törende bu sene tek konuşulan isim Lady GaGa oldu!

gagabrit5

*Kırmızı halıda göründüğünde yine herkesi şok ettiği bir gerçek!

Daha gecenin başlangıcında kıyafeti ağızdan ağıza dolaşıyordu. Bir de hazırladığı performansını Alexander McQueen‘in trajik ölümü sebebiyle değiştirdiği..

Gecenin başlamasına dakikalar kala, Twitter’dan bu gece sahnedeki performansının  ilham kaynağının McQueen olduğunu duyurdu.

Ve nefesleri kesen bir anma performansı ile bizleri baş başa bıraktı.

gagabrit2

Karanlık bir sahnede beyaz dantel ve tüller arasında Telephone ve Dance in the Dark şarkılarını seslendirdi Lady Gaga..Yanında hiç kimse yoktu, Alexander McQueen tasarımı Armadillo ayakkabılar giyen bir heykelden başka..

Telephone, bu akustik versiyonu ve değiştirilmiş sözleriyle bambaşka bir hal almıştı.Gaga, şarkının bu yeni halinde McQueen’i ne kadar özlediğinden bahsediyordu..

gagabrit1

Performans bittiğinde tek anladığım şey bunun kitleleri eğlendirmek için hazırlanmış bir şov değil de fazlasıyla kişisel bir “elveda” deme yöntemi olduğuydu.

Lady Gaga, kendisini izleyen milyonların önünde çok sevdiği arkadaşına veda etmiş ve bizleri yorumsuz bırakmıştı.

Ardından gecenin “Award Monster” kısmı geldi.

gagabrit3

Lady Gaga, aday gösterildiği 3 dalda da ( “Uluslararası Çıkış” , “Uluslararası Kadın Şarkıcı” ve “Uluslararası Albüm” ) ödüllerin sahibi olmayı başardı ve gözyaşları içinde yaptığı teşekkür konuşmasında hayranlarına, arkadaşlarına ve elbette Mc Queen’e teşekkür etti.

gagabrit4

Bu tüyler ürperten performans bence ekranlardaki en etkileyici anmalardan biriydi ve ardından gelen 3 ödül Lady Gaga’nın başarısının kalıcı olacağını anlatıyor gibiydi..