
Evet, elimde tuttuğum dergi bu!
100 yılı aşkın süredir modaya yön veren dergi VOGUE, 17 ülkenin ardından artık Türkiye’de!
Ve ben, bu efsanenin koleksiyon sayısını alan ilk kişiyim!
Bundan bir kaç gün önce Vogue Türkiye’nin Facebook sayfasından öğrenmiştim 24 Şubat 2010, Çarşamba günü koleksiyon meraklılarına özel 1000 adet seri numaralı derginin satılacağını.
Ben de bu sabah İstinye Park’a “Acaba alabilir miyim? Kalır mı bana da?” sorularıyla beynimi doldurarak adım atmıştım.
Ben oradayken / saat 11 suları / VOGUE Türkiye standı son hazırlıklarını tamamlıyordu.

Tabi ki henüz saatin erken olmasından dolayı orada çalışanlar beni görünce bir şaşkınlık yaşadılar.
Ancak daha sonra VOGUE Türkiye Pazarlama Uzmanı Duygu Şahin ile çok tatlı bir sohbete koyulduk. Bloggerlar arasında VOGUE Türkiye heyecanının nasıl yaşandığını anlattım. Kendisinin de derginin bu ilk günü için yaşadığı heyecan her halinden belliydi.
Ardından bir anda benim gibi erkencilerden oluşan bir sıra oluşturmaya başladık ve ben en öndeydim!
Şaka gibi geliyor halen ama ben en öndeydim ve arkamda giderek büyüyen bir insan yığını vardı. En önde olduğum için, NTV muhabiri olan çok tatlı bir bayan benimle röportaj yapıp bu kadar özel bir olayda ilk sırada olmanın heyecanıyla ilgili sorular sordu. Tabi ki ,yine heyecandan olsa gerek, pek bir şaşkın konuştum uzatılan mikrofona.
Aldığımız bilgiye göre 0001 seri numaralı en özel VOGUE Türkiye’yi, Genel Yayın Yönetmeni Seda Domaniç satın alacak ve sonrasında diğer dergilerin satışı gerçekleşecekti. (adettenmiş efendim 0001′in Genel Yayın Yönetmeni tarafından satın alınması
)

Seda Domaniç’in 0001′i almasıyla birlikte patlayan şampanyalara heyecanlı kalabalığın alkışları eşlik etti ve sıra KorayCaner’e gelmişti!

Dergiyi alır almaz etraftan gelen “aç bakalım neler var” sesleri, bir yandan elime tutuşturulan şampanya, ve arkadaşlarım için fazladan aldığım iki dergi ile şaşkınlıkların en büyüğünü yaşadım o an sanırım.
(Can çoktan siparişini vermişti, 0003 de kendisinin oldu
)
Ardından yine NTV ile bir röportaj gerçekleştirdik. Bu sefer de VOGUE Türkiye’yi nasıl bulduğumu sordular ve ben de yine aynı şaşkınlık içinde yanıtladım kendilerini. Hani sudan çıkmış balık mı desem, gözüne ışık tutulmuş tavşan mı bilemedim.
Ve bir anda VOGUE Türkiye Moda ve Stil Danışmanı Ece Sükan yanımda beliriverdi. Kendisiyle de çok tatlı bir sohbetimiz oldu ve bu sohbet sanırım önümüzdeki günlerde kendi programında yayınlanacak.
Bir saatten fazla süre orada kaldım ve o atmosferi doyasıya yaşamak istedim. Çünkü herkes VOGUE gibi bir dünya yıldızını Türkiye’de görüyor olmanın mutluluğunu yaşıyordu.

Oradaki herkes bu kadar özel bir baskıdaki sayılı dergilerden birine sahip olabilmenin ayrıcalığının farkında olarak haklı bir sevinç içinde VOGUE Türkiye’yi kutluyordu.
Ben tam oradan ayrılırken karşılaştığım bir bayan “Kocaeli’den gelen çılgın blogger sizsiniz, 2 numarayı alan, değil mi?” dedi bana. Sonradan da sevgili Can‘ın ve iconjane‘in bloglarında adım geçtince şöyle bir etrafı gezindim, gerçekten de şehir efsanesi kıvamında adım çıkmış.
Akşamüstü ben daha eve gelemeden de NTV’den haberler paylaşılmaya başladı ve “Vogue koleksiyon sayısına hücum” haberinde kendimi görmemle birlikte olaya noktayı koydum : hakikaten hepimiz bir gün 15 dakikalık şöhretler yaşayacağız.

Yukarıda görülen fotoğraf haberin içerisinde kullanılmış.KorayCaner’in her biri 1,6 kg ağırlığındaki VOGUE Türkiye’leri kucaklarken mutluluktan uçan hali
Günü toparlayalım.
Jessica Stam’le süslenmiş sıcacık bir VOGUE Türkiye kapağı, hem de en özelinden..
NTV ve Ece Sükan’ın benimle yaptığı röportajlar..
Sırada beklerken o heyecanı yaşamak ve herkesin beklentisinin ne kadar yüksek olduğunu görmek..
562 sayfalık bir VOGUE Türkiye özel sayısı.. Dopdolu.. Pek çok şey vaat eden..
Ve KorayCaner’in mutluluğu..
0002
Gelecekten düşülen not; sonrasında başıma gelenleri Strike A Pose başlıklı yazımda bulabilirsiniz!