Tag Archives: koray birand

Eniko Mihalik by Koray Birand for Harper’s Bazaar Turkiye August 2011

Fotoğraflar Koray Birand, styling Mert Aslan.. Birlikte giriştikleri işlere baktıkça, klasik, vahşi, çekici kadınlar arasında kayboluyorum her seferinde.. Genellikle tasarımların, markaların ve etiketlerin öne çıktığı moda çekimlerinin arasından kadını öne çıkartarak sıyrılıyor bu isimler.. Bu sefer de farklı olmadı, Eniko Mihalik’in bu fotoğraflarını gördüğümde tek düşündüğüm ‘Acaba nasıl bir kadın?’ idi..

* Photos by Koray Birand, styling by Mert Aslan.. When together, I do not see brands, labels, products.. When together, they define woman again and again in most classy, tempting and wild ways.. They do it again.. With Eniko Mihalik’s these photos, all I think is ‘What kind of woman is this?’

Model : Eniko Mihalik
Photographer : Koray Birand
Styling : Mert Aslan
Hair : Ali Yılancı
Make Up : Ali Rıza Özdemir
 

 

Hasta Hayaller Moda

Kaç günlük yokluk, azalan sıklıkta yazı yazmalar, hep bu hastalıklar yüzünden..

Hastalıklar derken, öyle çeşit çeşit değil aslında, temelde bir hastalık yapıştı yakama, bırakmıyor haftalardır. Evet, haftalardır.. Doktor bakıyor, ilaç veriyor, iğne veriyor. Eh, üstüne zaman biniyor, tam toparlandım derken güm! Yeniden doktor yolları.. Bu sefer diğer doktor “E o kadar ilaçla nasıl geçmez?” diyor, doktor sensin be adam, sen söyle nasıl geçmez?

Son bir kaç haftada o kadar çok hastane, doktor, ilaç, hemşire gördüm ki, artık gözümün önünden gitmez oldular. E madem öyle, bunları sizinle de paylaşayım dedim.

Tamam, bizim hastaneler burada gördüğünüz gibi Louis Vuitton dünyasından fırlamış gibi değil. Ama olsun, hayal bu ya? Hem sadece hastaneler değil, hemşireler de böyle olsa..

Hayal dünyasında her şeye yer var, “Neden olmasın?” diyerek devam edelim dolanmaya.. Yukarıdaki “Tıp Bayramı resepsiyonundan fırlama hanımlar” bütün kokoşluklarıyla salınadursunlar, biz bir kenara çekilip biraz nefes alsak iyi olacak..

Styling Mert Aslan, fotoğraf Koray Birand olunca insan ne kadar English Patient olursa olsun nefes alır doya doya.. Peki benim gibi “kara bahtım kem talihim” hastaları ne yapacak?

Vogue Paris 2009 takviminden fırlama bu hemşire, Jourdan, bana iyi gelir mi dersiniz? Hani “elinden zehir olsa içerim” diyeceğiniz türden bir hemşire olduğu gerçeğini tartışmaya bile açmayacağım, bilesiniz..

Ama bana en iyi gelecek, en çabucak iyileştirecek isim belli..

Lady Gaga’dan daha öte bir ilaç olabilir mi benim için? Sanmam! Ne söylese dinleyip ne giyse “Yok artık” dediğim için olsa gerek, onun da bu “hasta hayallerim” arasında yer almasını istedim. Hem de ilaç kontenjanından..

Eh, bu kadar hayal yeter, doğru yatağa! Biraz daha dinlenip biraz daha toparlanmaya..

Endless Classic – Harper’s Bazaar Ekim 2010

Kırmız her zaman kadının rengi..

Hem de böyle bir kadının..

Sadece bakışlarıyla bile seni baştan çıkarabilecek, gittiğin yoldan geri döndürebilecek..

Ya da belki gücü seni yoldan çevirebilmek değil, kendi yolunda gururla yürüyebilmek..

Gücünün kaynağı belli, karşı konulamaz cazibesi..

Bir adım sonra durduğu yer yine dünyanın merkezi..

Onu engellemen mümkün değil.. Yolundan çevirmek?

Hah.. Güldürme beni..

Farkında ne olduğunun..

Neyi başarabileceğinin farkında..

Ateşin farkında, farkında dizginlenemeyeceğinin..

Dilediği yere gider, hakimi olur dilediğinin..

Olur isterse, istemezse mümkünü yok, yıkar hayallerini senin..

Bu kadın nereden mi buldu ateşini? Mert Aslan‘ın stylingini yaptığı, Koray Birand‘ın objektifine yansıttığı Harper’s Bazaar Ekim 2010 çekimlerinden..

Berrak Tüzünataç da Askerde

Harper's Bazaar Mayıs

Türkiye’deki moda dergilerinin kapakları bir bir düşüyor önümüze.

Şimdi sıra Harper’s Bazaar Mayıs sayısında.

Kapaktaki isim Berrak Tüzünataç, fotoğrafı çeken isim sıkça işlerinden bahseder olduğum Koray Birand.

Daha dün Gisele Bündchen’i askere uğurlamıştık, ben de “military overdose” yaşatan çekimleri burada sizinle paylaşmıştım. Bu akım bizde de karşılığını bulmuş olacak ki; Harper’s Bazaar, Mayıs sayısında Berrak Tüzünataç’ı askere yollamaya karar vermiş.

Berrak Tüzünataç

Son söylenecek şeyi başta söylemem gerek; çekimlerde Gisele’in Vogue Korea için gerçekleştirdiği çekimlerdeki havayı bulamadım. Karşılaştırma yapmak doğru olmayacak belki ama iki gün üst üste benzer çekimler görünce insan dayanamıyor.

Gisele kadar hareketli, iddialı bir duruş sergilememiş Berrak. Yine de hakkını teslim etmek gerek, o da baştan aşağı bu akımı yaşıyor, bizlere yaşatıyor.

Berrak Tüzünataç

Çekimde kullanılan parçalar içerisinde en çok bu yukarıdaki ceket hoşuma gitti. Sanırım ceketin verdiği gücün de katkısıyla, Berrak o karede çekimin geneline göre daha “güçlü, iddialı, yırtıcı” görünüyor.

Berrak Tüzünataç

Konu bu kadar sert olunca, bu çekimler romantik kalmış gibi. Birazcık cesaret eklemek gerekirdi belki. Yine de Koray Birand’a eline sağlık diyor, Berrak Tüzünataç’a bize yepyeni askerlik anıları kazandırdığı için teşekkür ediyorum.

Koray Birand Ayakkabıyı Anlatırsa

Bu aralar Koray Birand işlerini sık sık paylaşır oldum. Ne yapayım, adam güzel çalışıyor. Bize de bakıp, paylaşıp, adını anmak düşüyor.

Beymen KorayBirand

Beymen SS2010 çekimlerinin odağına ayakkabılar var. Görsellerin tamamı bu kadar mı, devamı gelir mi bilmiyorum. [Aslında ayakkabılar dışında bir kaç görsel daha var ancak ben özellikle ayakkabı üzerine olanları seçtim.]

Bazen tek karede çok şey anlatılır ya, bu görsellerden ikisi, tam olarak öyle.

Beymen KorayBirand

Ben burada gördüğüm fikri söyleyeyim, belki Koray Birand kendisi burayı okuyup “Gerçekten de öyle.”  ya da “Yok yok, ben şöyle düşünmüştüm.” der, kim bilir?

Her yıl, her ay, her an tonlarca paranın döküldüğü moda sektörünün en cazibeli oyuncaklarından birisi ayakkabılar. Ve bence bir haute-couture elbise kadar kıymeti var tasarım bir ayakkabının.

Sanırım Koray Birand da bunu görmüş olacak ki, bir kadının üzerine bir ayakkabıyı yerleştirerek  ”Bunlar da çok değerli, en az elbiseler kadar!” diyor. “Ayakkabılar da ayaklarımız için birer haute couture elbise anlamına geliyor, şimdiye kadar görmediyseniz artık görün!” diye ders veriyor.

Beymen KorayBirand

Ben bu yaklaşımı sevdim,  tabi ki Koray Birand tarafından gerçekleştirilen bu çekimleri de! Ayakkabıların aslında ne olduğunu bir daha unutmayız sanırım?

Where The Continents Meet

Koray Birand for BlackBook 0

Koray Birand, BlackBook Magazine Nisan 2010 sayısı için gerçekleştirdiği “Istanbul: Where The Continents Meet” çekiminde, güzel model Aleksandra Matuszak ile İstanbul’u bir araya getirmiş. Bana da bu muhteşem güzellikleri size kendi kalemimden anlatmak düşmüş.

Koray Birand for BlackBook

günün ayrı dert, gecen ayrı tantana.. bir tek damarlarında dolaşan gerçek “buralılar” bilir ama bu tadı.. İstanbul’un içinden geçiyor her günüm, tek anda.

Koray Birand for BlackBook

bir parça deniz tuzu verin bana.. bir vapurun ıslığıyla yıkansın sonra.. üstüne çay bardakları, şıkır şıkır.. durdurun zamanı, biz içinde kalalım, İstanbul’da..

Koray Birand for BlackBook

ışıkları yansın şehrin.. göğe yükselen onlarca göz, şehrin gözünden baksın.. bir kadının belinden çekilsin o el, İstanbul’un koynuna dolansın..

Koray Birand for BlackBook

kaldırımlarda bir Rum’un mızıkasında inleyen şarkı, onun kulağından benim dilime konsun.. yıllarca birlikte dalalım köprüden ışıklara.. İstanbul kalalım..

Koray Birand for BlackBook

koşturan çocuklar arasında yüzünü gördüm.. bıraktım yola düşen gölgemi, o çocukla büyüdüm.. İstanbul beni büyüttü, ben İstanbul’u büyüttüm..

Tuğçe Kazaz for Sunset

Koray Birand Sunset

Günlerdir “Bahar geldi!” diye bağırıp çağırıyorum ama henüz havalar tam da kıvama gelmediğinden işin daha “sıcak” bölgelerine el atmamıştım.

Bugün Sunset için yapılan çekimleri gördüğümde “Tamamdır, dalıyoruz denize!” dedim.

Koray Birand Sunset

Çekimleri yapan, tanıdık bir isim, Koray Birand.

Fotoğraflardaki yüz ise Tuğçe Kazaz.

Koray Birand Sunset

Koray Birand Sunset

Ben uzun uzun baktım. Belki yazı özlediğimden, belki de çekimlerin güzelliğinden.

Koray Birand Sunset

Koray Birand SunsetBu yazıda uzun cümlelere gerek yok, sadece uzun uzun bakmak var.

Bir de “deniz” diye sayıklamak..