Tag Archives: fashion week

Print Me Out! – Mary Katrantzou Fall 2012

Londra’da moda tanrıları şovlarına tüm hızıyla devam ediyor. Bu defa benim görür görmez vurulduğum koleksiyon Mary Katrantzou’dan geldi – yani aslında tarih tekerrür etti. Belki bir önceki sezon için attığım sevinç çığlıklarını atmadım, belki yeşilin tonları podyuma düşünce ”Ah bunlar da çok McQueen olmuş!” dedim – ki evet çok McQueen olmuş! – ancak konstrüksiyon ve desenler söz konusu olduğunda Mary Katrantzou hiç hayal kırıklığına uğratmadan yoluna devam etmeyi çok iyi biliyor.

*Fashion gods and goddesses are showing their latest collections in London and one of my ”love-at-first-sight” selections is Mary Katrantzou – as usual. I did not scream as loud as before and commented as ”Oh, so McQueen!” when the greens arrived; however, with this construction skill and gorgeous prints, it’s still no disappointment from her side. Thanks a lot for the beautiful show Mary!  

Milan Fashion Attack – End of the Story

Daha ne kadar anlatabilirim, bilmiyorum. Ancak artık yaşanan bu muhteşem deneyime tatlı bir nokta koyma vakti. Blogun neredeyse son bir ayını işgal eden ”Milan Fashion Attack” bu yazıyla birlikte son buluyor. Bol bol fotoğraf, bol bol detayla noktalansın bu hikaye, sözleşelim, yenilerini yazmak üzere.

*It has been several weeks with ”Milan Fashion Attack” posts, but as we know, everything has a beginning has an end. Just wanted to thank everyone who made this real with many photos and details. Loves! 

Milan Fashion Attack – PRADA

Buz kesen sokaklar, her yandan fırlayan stil sahibi adamlar, otobüsten tramvaya, oradan da metroya atlayıp bir defileden diğerine koşuşturan heyecanlı kalabalıklar. Gecenin bir vakti, haritadan bakıp da ‘Buraya yürürüm ben!’ dediğim, yürümeye başladıktan 5 dakika sonra da soğuk yüzünden pişman olduğum bir yolculuğa götürüyorum şimdi sizleri, PRADA defilesi için Via Fogazzaro, 36′ya. Biraz erkenciyim, heyecandan olsa gerek – bir de ne kadar yürümem gerektiğini kestirememekten. Benim gibi erkenden gelenler de titreye titreye bekliyorlar kapının eşiğinde, üzerinde PRADA yazan zillerin hemen önünde. Kapıyı çalsam Miuccia açacak sanki, bendeki de bir başka hayalgücü. Davetliler geldikçe, defileden hemen önce Milano sokaklarında PRADA mağazaları arasında mekik dokuduğum dakikalar gözümün önünden geçip gidiyor. Hadi dedim, nezaket göstereyim, PRADA defilesine üzerimde bir PRADA ile gideyim. Mağazalar arası mekik dokudum, bir cekete sayıyla 4000Euro yazıyla ‘çok para’ vermek, deyim yerindeyse o anda ‘yemedi’; denediğim ve başka modeline kesinlikle razı olmayacağım o muhteşem ayakkabıların 43 numarası koskoca Milano’da bulunamadı, ben de bir kaç ufak aksesuarla kendimi Miuccia’nın kapısına atayım dedim. Gel gör ki artık şans mıdır nedir, aksesuarları seçerek ne iyi etmişim; zira hemen hemen herkesin ayağında o benim bulamadığım ayakkabılardan vardı. Cekete gelince, benim o göz koyup da alamadığım ceket hem bir kaç davetlinin hem de defilenin sonunda davetlileri selamlamaya çıkan Miuccia Prada’nın üzerindeydi! (Düşündüm de ceket benim de üzerimde olsa ne havalı olurdu!)

Neyse efendim, defileye gelecek olursak.. IL PALAZZO, defilenin büyük harflerle yazılacak konsepti, atmosferi, her şeyi. Aktörler? Gerçekten de aktörler! Gary Oldman, Adrien Brody, Jamie Bell gibi aktörler, PRADA podyumunda yürüyen isimler arasındaydı. Bu göz alıcı isimlerin üzerlerinde taşıdıkları tasarımlara gelecek olursak.. Bence PRADA’nın son yıllardaki ‘uzak doğu’ fetişi biraz daha boyut atlamış, artık iyiden iyiye varlığını hissettirir olmuş. Davetliler arasında hali hazırda bolca uzak doğu kökenli isim mevcutken podyuma atılan ilk adımdan son adıma kadar her parçada bu etkinin fazlasıyla görünür olması, bu fetişin – belki de ekonomik olarak buralara tutunma zorunluluğunun – en büyük ispatı. Bu tarzı, bu tadı sevenlerin çok hoşuna gidecek bir koleksiyon olduğuna eminim. Ben? Biraz mesafeliyim ama ilerleyen günlerde alışacağım, belki de çok seveceğim, bekleyip görelim.

Toparlamak gerekirse.. Defileyi izlediğim yer, sanırım olabileceğin en iyisi, tam karşıdan, basına fotoğrafların servis edildiği yerden. Defilenin atmosferi, büyüleyici. Davetliler arasında yer alan ve defile çıkışında yakalayıp Istanbul’dan selam götürdüğüm Anna Piaggi yine çok eğlenceli. Miuccia Prada yine hesap kitap derdinde ama farklı, başka bir dünyanın insanı, etkileyici. Fotoğraflar benden, defile videosu PRADA’dan.


* Here I am, on Via Fogazzaro 36, in a great hall named IL PALAZZO, surrounded by decorations like a huge red carpet and millions of light sticks, for a very Far East oriented PRADA fashion show, with great excitement and joy. It may be freezing cold out, but it  will be definitely too hot with actors on the runway like Gary Oldman, Adrien Brody or Jamie Bell. I should be a kind boy and attend the show with a PRADA touch, but how? That jacket with several gemstones on costs more than two months of salary, the stores do not have those lovely shoes of my size, ah yes, those foulards! Yes! (Thank god I could not afford that jacket, I have seen it on several people at the show, even on Miuccia herself! And shoes? Everyone had those shoes!) After a little bit of delay, we are all set for the show – which is quite Far East oriented (maybe thinking about the economics, this is OK) yet still creating a unique environment for those fashion lovers. 

Had a great seat to watch a fashion show, experienced magnificent atmosphere, spoke with legendary Anna Piaggi for the second time after her visit to Istanbul Fashion Week, observed Miuccia Prada’s imagination at work.. What can one expect more? Photos by me and video by PRADA. 

Milan Fashion Attack – Burberry Prorsum

Son bir kaç sezondur Burberry Prorsum defilelerini internet üzerinde canlı yayında izlerken bir yandan da ‘Bir gün gelsin ve ben bu defileyi canlı canlı izleyebileyim!’ diye düşünürdüm. Hazır Milan Fashion Attack modundayım, bu hayali gerçekleştireyim dedim. Benim üçüncü defilem, koleksiyonunu fazlasıyla beğendiğimi belirtmeden geçemeyeceğim Burberry Prorsum defilesiydi.

Defile alanına vardığımda Türkiye’den defileyi izlemek üzere orada bulunan ekibi bulmam o kadar kolay oldu ki! Gülüp eğlenen, fotoğraf çektiren, ortama enerjisini en iyi yansıtan ekip bizimkilerdi desem yalan olmaz. Istanbul’dan bu defileye özel olarak gelen Murat Boz, Burcu Esmersoy ve Oben Budak fazlasıyla şık görünüyorlardı, sebebi belli: baştan aşağıya Burberry Prorsum giyiyorlardı tabi ki. Bunu iltifat olsun diye söylemiyorum, dilerseniz sürekli bu üçlünün etrafında dolaşan magazin fotoğrafçılarına sorabilirsiniz şıklıklarını ve ortama kattıkları enerjiyi.

Bu eğlenceli girişin sonrasında şu hep özendiğim ‘Burberry Prorsum’ defile alanındaydım! Sağa sola bakıp şaşkın çocuk heyecanımı atlattıktan sonra defileyi beklemeye başladım. Tesadüf ki Oben ile yerlerimiz birbirimize yakın, fırsat bu fırsat uzun bir sohbete daldık. Hem defile alanından hem ünlülerden hem genel olarak moda haftasından bahsederken bir anda cep telefonuma mesajlar düşmeye başladı, ‘Kameralara gülümseyin!’ tadında. Meğer biz orada sohbet ederken defile öncesi canlı yayın başlamış, bilgisayar başında defileyi bekleyenler de dakikalarca bizi izlemişler! Eh, ekranları seviyoruz, yalan yok! Ancak bu arada  ’Nerede bu kamera? Rezil olmayayım da..’ diye düşünmedim dersen yalan olur. Sağa sola bakınırken gördüyseniz beni, bilin ki budur sebebi.

Sonra bir anda ışıklar söndü, yağmurların içinden Burberry Prorsum erkekleri çıkıverdi. Defilede bir bir podyuma çıkan parçaların renkleri, dokuları ve bütünlüğü beni o kadar çok etkiledi ki, Burberry Prorsum defileleri arasında yeni bir favori bulduğumu söyleyebilirim. Birkaç dakikalık renk ve doku cümbüşü, yerini ‘Bitti mi? Ben daha fazlasını istiyorum..’ cümlesine bıraktı. Bu da benim şansım olsa gerek, daha fazlasını isteyip dururken defile çıkışında Burberry ekibininden bir yetkili beni showroom’da ürünleri daha yakından incelemeye davet etti. Bu fırsat kaçar mı? Ertesi gün soluğu Burberry Prorsum tasarımlarının içinde yüzüp hayranlığımı defalarca dile getireceğim showroom’da aldım. Şunu söylemeliyim ki elde boyanmış özel şemsiye başlıklarından çok renkli çantalara kadar pek çok ürün ‘Beni almak için sabırsızlanacaksın!’ diye bağırıyordu. Karşılık vermemek olur mu? Ben de onların kulağına eğilip ‘Daha çok para kazanayım, hepinizi alacağım!’ diye fısıldadım. Hem ürünleri yakından inceleyebilmek hem Burberry ekibiyle yakından tanışabilmek benim için muhteşem bir deneyimdi. Showroom’dan hiç ayrılmak istemediğimi söylememe gerek bile yok sanki.

Defile öncesinden, podyumdan ve en önemlisi showroom’dan fotoğraflar aşağıda. Benim ayıla bayıla izlediğim defile videosu da bu yazının sonunda. Bir dahaki Burberry deneyimi? Belki o da yakındadır, kim bilir?


* Burberry Prorsum presented one of the best collections in Milan. I should admit that the colors, patterns and overall emotion got me at first sight! When I have arrived at Corso Venezia 16, it was not hard to detect Turkish guests since there was great energy flowing from that side of the hallway! Turkish popstar Murat Boz, TV host and fashionista Burcu Esmersoy and columnist/DJ/editor Oben Budak (so many titles at once! :P ) were ready to watch Burberry Prorsum fashion show with head-to-toe Burberry Prorsum looks. After some fun chat, we have settled for the show and I started having messages from my friends back in Turkey as ‘Smile to the camera!’. What? Which camera? What’s going on? I learned that while waiting for the show, live stream has been showing our long chat with Oben for several minutes and everyone in the world was witnessing that! So cool! 

Then suddenly, the rain came; bringing many fabulous looking Burberry Prorsum men! I can not explain how much I loved this collection, really! Some minutes later, I was all like ‘Really? Finished? I want more!’ and I guess I’m kinda lucky; Burberry people invited me to the showroom to see more!  It was a great pleasure to see everything that close and chat with the Burberry team, thanks again!

So here you can see some close-ups from the collection, pre-show photos and more. Below all the photos, you can watch the whole show – hope you enjoy it as I did, live in Milan. Another round of Burberry experince? Why not? 

 

Milan Fashion Attack – Ermenegildo Zegna

Geçtiğimiz hafta, hayatımda bir ilki gerçekleştirerek Milano’ya uçtum. Erkek moda haftasında çeşitli defileleri izleyip biraz da şöyle ortamı koklamak adına yaptığım bu ufacık kaçamak, benim bile beklentilerimin çok üstünde deneyimlerle geçti, ne şans!

Benim için Milan Fashion Week açılışı, ilk sabah gerçekleşen Ermenegildo Zegna defilesi ”Winter’s Tale” ile oldu. Henüz etrafı tanımadan, haritaya baka baka yol alıp sabahın soğuğunda sisler arasında yürümek biraz ürkütücü olsa da şehrin farklı bir bölümünü tanımanın verdiği yenilik hissi ve yol boyu bana eşlik eden sokak sanatı eserleri sayesinde moda dolu haftaya muhteşem bir başlangıç oldu.

Milano gerçekten soğuk, kıyafetler gerçekten ince, moda uğruna üşümekten kaçınmamak ise son moda! Ben bile Hatice Gökçe tasarımı ceketimin oyunlu kollarını saklamamak için mont giymeden boy gösterdiysem, İtalyan moda düşkünlerini siz düşünün.

Yurtdışında katılacağım ilk defile olacağı için yaşadığım heyecan, bir kaç dakika sonra yerini etraftaki kameralara poz vermiyormuş gibi yaparak poz vermeyi öğrenme çabasına bıraktı. Defileye dakikalar kala kapılar açıldı, kendimi içeriye attım. Tahmin ettiğinizden daha da içeriye, kulise! Podyum öncesi hazırlıklarını tamamlayan modellerin arasında gezinip durdum, ‘Allah neler yaratıyor!’ cümlesini tekrar tekrar kurdum. (Bu cümleyi kurmamak mümkün değil tahmin edersiniz ki!)

Sonrasında defileyi bekleyen kalabalıkta hem tanıdık yüzleri yakından görme hem de yeni isimlerle tanışma şansı yakaladım. Bizim ülkemizde de pek popüler olan Chiara ve yeni tanıştığım Alman blogger Mau ile defileyi bekleyen blogger kalabalığının en dikkat çekici parçası olduk desem yalan olmaz.

Ben kendi çektiğim bir kaç fotoğrafı aşağıda paylaşıyorum, 2012/2013 Sonbahar Kış defile videosu ise Ermenegildo Zegna’dan gelsin.

* Last week I was in Milan, invited for some of the fashion shows. Since I was super busy and without proper internet connection, I could not share anything from the blog. (Twitter followers are already familiar with the whole week though, you can follow me here.) Now it’s time to start telling the story with Ermenegildo Zegna fashion show – ”Winter’s Tale”

From the very first moment while waiting for the show, I was like floating in a dream. Having the chance to meet bloggers like Chiara and Mau, seeing many celebrities, being to the backstage and watching a great show amongst important names.. These are all unforgettable for me. Ermenegildo Zegna pieces were high quality as expected and the complete show made me feel like I’m living in that tale. Now I’m sharing my own photos from the Ermenegildo Show (backstage, waiting, celebrities etc.) and the fashion show video from Zegna HQ. I would like to thank Zegna HQ for the opportunity to be in Winter’s Tale.

Coulda Shoulda Prada, Honey!

Tık.. Tık.. Tık tık.. Tık.. Tık tık tık.. Sıklaşan adımlar, arabaların kaputlarında sabırsızlıkla bekleşen ‘front-row’ insanları.. Sonra gösterişsiz, sakin bir şekilde açılan Prada Spring Summer 2012 şovu.. Gösterişsiz dediğime bakmayın, karşımıza çıkarttığı her detayla başka bir heyecanın kapısını aralayıp kalbimi daha ilk adımda ferhediyor Miuccia.

Bu ayakkabıları görünce düşüp bayılmayan var mıdır aranızda? Kadınların ayağını yerden kesen bu defa 57 model bir Chevy değil de 2012 model bir Prada!

Bir erkek olarak bir çift topukluya bu kadar hayran olmamın sonuçlarını şimdiden görebiliyorum: Prada’ya koşup şu yukarıdakilerden bir çift alacağım ve salonumda camdan bir kafeste ömür boyu sergileyeceğim! (Hayır kızlar, denemek için bile olsa çıkartıp da size veremem, üzgünüm.)

Elbise ve çantalarda gördüğümüz araba sevdası, tozu dumana katan alevler ve klasiğin yeniden yorumlanması, Miuccia ile yaşadığımız aşkı bu sezon hastalıklı bir seviyeye sürüklüyor. Açık söyleyeceğim, hemen şu yukarıda soldaki portföyü alıp bir davete katılmamak için hiç bir sebep göremiyorum! (Sakin ol koraycaner, nefes al, nefes ver..)

* This time Miuccia just hit me with those killer heels! Ladies will feel like having a ’57 Chevy ride all over again! All the details are flaming hot (literally!), shoes are to die for and the car icons all around are just way cool! I will buy a pair of those shoes just to keep in a glass cage and make my friends jealous! (No girl, you can not -at least- try those on, sorry!) 

Thank you Miuccia, leveling up my PRADA obsession, one more time!

photos: style.com

Getting Ready For IFW: Niyazi Erdoğan

Mirror ve Pixel koleksiyonları ile şaşırtmıştı bizi. Geçtiğimiz sezon Orhan Baba eşliğinde yürütmüştü adamlarını,  ’Farklı bir ses, farklı bir bakış, gümbür gümbür gelecek!‘ demiştik. Podyum ‘Yazıklaaar olsuuuun..‘ diye inlerken izleyenler Dolmuş‘a binip unuttukları bir kültüre yol almışlardı belki de.

Bu yıl da defilesi çok konuşulacak bence; çünkü Niyazi Erdoğan‘ın Istanbul Fashion Week’te gerçekleştireceği defilenin konsepti ‘Sünnet‘ olacak! Yanlış duymadınız, bu sezon Niyazi Erdoğan markası ilk solo defilesiyle tasarım işinde erkekliğe, ergenliğe adım atıyor.

Buluştuğumuzda Niyazi o kadar rahat, o kadar hazır ki, şaşırdığımı fark edip anlatmaya başladı. ‘ Bir tasarımcının işi zaten belirli aralıklarla yılda bir kaç kere koleksiyon hazırlamak ve bunu sunmaktır. Bu sebeple uzun süredir çalıştığım için son dakikaya sıkışmak gibi bir heyecanım yok. Bazen soruyorlar IFW sonrası ne yapacağımı.. Ne yapacağım, yeni koleksiyona hazırlanacağım tabi ki.. ‘ Çok mantıklı bir laf değil mi? Bu lafı söyleyen herhangi birisinin yıl boyu başka bir şey yapmadığını düşünürsünüz belki. Niyazi öyle değil tabi ki. Dış dünyayı belki de herkesten çok takip etmek zorunda o zira erkek moda haftaları bizim takvimimize göre çok daha erken düzenlendiği için oradaki ortamı görmek, olmaz ama bir çakışma ya da benzerliğe karşı dikkatli olmak onun için önemli. Yurtdışındaki fuarlara katılıyor, çeşitli markalara danışmanlık veriyor. Yani tepsisi epey dolu. Buna rağmen konseptiyle, hazırlıklarıyla, tastamam bir koleksiyonu da hazır etmeyi unutmamış işte.

Parçalar üretimde olduğu için yanında değil ama fikirlerin hepsi bu çantanın içinde galiba. Fikirler neler peki? Sünnet tamam, konseptimiz bu. ‘Acaba koca koca maşallahlar mi göreceğiz podyumda?’ diye soruyorum, biraz kararsız cevaplıyor gülerek. Tabi ki işin show kısmı çoğu zaman ilgi çekici ama Niyazi kendi deyimiyle klasik, moda geleneklerine bağlı bir tasarımcı. ‘Uçan kaçan adamları pek sevmiyorum podyumda. Geleneksel catwalk daha çok hoşuma gidiyor.’ diyerek özetliyor durumu. Geleneksel madem olayımız, alırım çeyreğimi gelirim Niyazi’cim :)

Koleksiyondan söz edelim biraz. Maskülen, 1920′leri andıran, Art Deco etkilerini bol bol hissedeceğimiz, siyahları da göreceğimiz ama rengarenk bir koleksiyon olacakmış. Defileyi daha commercial bir bölüm açacak ardından daha show parçalar gelecekmiş. Böyle artan heyecanları severim ben, önce güvenli ve giyilebilir, sonrasında da iyice uçuşa giden, tasarımcının kanatlarını daha hızlı çırptığı bir düzen, ne heyecan verici! Her ne kadar parçalara dokunup hissedemesem de rica ediyorum, O da telefondan bir kaç ufak sürprizi paylaşıyor benimle.

Gördüklerim göreceklerimin teminatıysa yine çok farklı bir iş çıkacak karşımıza. Bu işin diğer ayaklarında kimler olduğuna gelecek olursak… Styling Niyazi’ye ait olacakmış. Koreografi, Uğurkan Erez’e emanet. Bir de Barış Çakmakçı var işin içinde, yaratıcı yönetmen olarak. Müzikler ise yine özenle seçilmiş, ama yazmayayım, heyecanı kaçmasın.

Eh, bakalım Niyazi Erdoğan koleksiyonları, konsepte isim verdiği gibi Sünnet ile başka bir boyuta adım atacak mı? Bu gelişimi, değişimi, büyümeyi izleyeceğimiz gün 8 Eylül Perşembe , saat 13:00.

Şimdiden bol şans, oldu da bitti maşallah! :)

- Niyazi Erdoğan’a ve L’appart PR ekibine teşekkürler…

* Niyazi Erdogan, one of the few Turkish men’s fashion designers, will be having his first solo runway show in the next Istanbul Fashion Week. Niyazi Erdogan’s upcoming fashion show has the concept of !’Sunnet’, in English ‘Circumcision’ . Really? Yep! In tradition, a young boy is accepted as an adult after circumcision, so, from this show on, Niyazi wants to show that his brand is no more a young boy! He is travelling around the world to see international fashion fairs and also he is giving consultancy to several brands. A lot of work, lots of ideas.. This time, with this concept, he is introducing a commercial line in addition to the couture-ish extravaganza. The show will be opened with the commercial line and will go on with the show pieces. We will be seeing Art Deco effects, 1920s, masculinity, blacks among many colours and so on. He is also doing the styling in his own show in which we will see Ugurkan Erez as choreographer and Baris Cakmakci as creative director. Music is still a surprise! I am really curious about Niyazi’s new show since last year we were all amazed by him and can’t wait to see it! It’s on 8/9/11 @13:00

-Thank you Niyazi Erdogan and L’apart PR. 

Getting Ready For IFW: Lug Von Siga

Daha önce defilelerini izlemiş, pek çok yerde de karşılaşmıştım Gül Ağış ile. Ancak moda üzerine derin derin sohbet edebilmemiz bugüne kısmetmiş. Istanbul Fashion Week yaklaşırken onun da kapısını çalıyorum; ilk defa girdiğim Lug Von Siga atölyesinde çizimlerine göz atıp konsepti üzerine kafa patlatıyorum.

Herkeste olduğu gibi burada da koşuşturmalar hızlanmış durumda. Daha sohbete başlar başlamaz ‘Çılgınlık bu bizimkisi!’ diyor gülerek. Bu kadar kısa zaman kala bütün tasarımcıların hala dikiş nakış peşinde olması, hala pek çok şeyin son dakikaya kalıyor olması onu da diğer tasarımcılar gibi biraz şaşırtıyor. Haklı aslında, dışarıdaki moda haftalarına göre bir parça daha ‘son dakikaya yakın’ işliyor bizim işler.

Tabi Gül’ün önünde sadece Istanbul Fashion Week hazırlıkları yok. IFW’den hemen önce gerçekleşecek olan Who’s Next? fuarında yer alacak olan Lug Von Siga markası için de gece gündüz çalışmak zorunda. Ben orada bir kaç fotoğraf çekerken kadraja giren vitamin kutuları da zaten bunun ispatı gibi. Çok çalışmak gerek, değil mi? :)

Hem ilk defa adım attığım atölyesini geziyorum, hem eski koleksiyonlara tekrar bakıyorum, hem de ilk kez fırsat bulduğumuz sohbetle moda dünyasının derinlerine dalıyorum. Lug Von Siga markasının bugüne kadar kat ettiği yolu, kendisinin yurtdışındaki maceralarını ilk ağızdan dinliyorum.

Tabi ki en çok merak ettiğim şey, önümüzdeki ay Istanbul Fashion Week’te bizimle buluşacak olan koleksiyonu. Bugüne kadar hep birbirinden farklı eksenlerdeki isimleri yanyana getirmişti Gül, acaba bu defa kimi kiminle bağlıyor, merak etmemek elde değil. Ben daha çok meraklanmadan o patlatıyor bombayı.

Lug Von Siga, Istanbul Fashion Week’te ‘Hammam Decadance’ konseptiyle karşımıza çıkacak, hem de adına yakışır bir şekilde, Tarihi Galatasaray Hamamı’nda! Düşünebiliyor musunuz? Hamamda bir defile! Ben daha bunları yazarken terledim bile!

 

Gül’ün önünde ona bu hamam konusuyla ilgili ilham verenlerden bir parça yığılı. Kate Moss’un Mert + Marcus şaheseri hamam günlükleri, art deco, Türkiye’den halk giysileri, yıllar öncesinden çıkıp gelen kıyafetler.. Sayfaları çevirip ilham kaynaklarını paylaşıyor tek tek, bunların yansımalarının nasıl olacağını düşündürerek..

Çizimler kağıt üzerinde mekanik dursa da kumaşa tele bürününce nasıl hareketleneceği, farklılaşacağı belli. Hele bir de işin içine hamam oryantalizmi girdiğinde, hiç bir kadının ya da tasarımın ‘mekanik’ duramayacağına bahse girerim. Hamam dedikçe ben terliyorum, Gül anlattıkça onun yerine  ben geriliyorum. ‘Ya modeller ıslanırlarsa, ayakları kayarsa?’ , ‘Çok sıcak olur mu acaba?’ , ‘Kaç kişi alacak o mekan?’ diye soruyorum, sorularımla hem tekrar tekrar düşünüyor hem de kendinden ve ekibinden emin bir şekilde hepsinin halledileceğini söylüyor. Unutmadan ekliyor, bu defilede Gül’ün yanında Hakan Öztürk (styling) , Tamer Yılmaz (fotoğraf) ve Zeynep Arkök (koreografi) gibi isimleri görecekmişiz, tabi makyajlarda da yine MAC’in uzman dokunuşlarıyla. [bunu laf arasında öğrendim ama bizim uçuk MAC sanatçıları, ki kendilerini çok severim, Gül'ün makyajlarını daha bir severlermiş, hiç bir zaman klasik olmayıp hep farklılıklara yürüdüğü için]

 

Ekip belki hazırlanırken terleyecek ama olsun, bütün bunlar bizlere farklı ve yaratıcı bir deneyim sunabilmek, Hammam Decadance için Gül’ün dediği gibi ‘kendimizle başbaşa kalabileceğimiz, arınabileceğimiz, bir çeşit meditasyon yapabileceğimiz’ bir ortam yaratabilmek için.

9 Eylül 2011 Cuma günü saat 17:30′da çok özel bir grup davetliyle hamama gireceğiz. Ben sizlere günün sabahında kulisten bir kaç kaçamak fotoğraf paylaşmaya çalışacağım, şimdiden söyleyeyim. Hem şöyle bi göbek taşına çıkıp da poz vermeden çıkılmaz zaten oradan, değil mi?  :)

- Sevgili Gül Ağış’a ve L’appart Istanbul ekibine çok teşekkürler.

* We have seen each other a lot but this is the first time that we have the opportunity to chat this long! Gul Agis, the founder of Lug Von Siga, accepts me to her office and tells me about her now collection for upcoming Istanbul Fashion Week. I do not question the vitamin pills around since this much work can not be done otherwise! :P  

Lug Von Siga is coming with the collection ‘Hammam Decadance’ in which we will see art deco, authentic Turkish local pieces and some other influences. She manages to gather pieces from different sides of the perception and transforms these in a single, unique portion of fashion! This time, we will be seeing the pieces in an exquisite fashion show in Historical Galatasaray Hammam. Yeah, u ready for some orientalist pieces constructed in a very modern way? We will see Hammam Decadance on 9/9/2011 at 17:30 and I will be sharing some backstage photos beforehand. Keep looking for my IFW posts ;)

Thanks a lot to Gul Agis and L’appart Istanbul team.

Getting Ready For IFW: Gamze Saraçoğlu

‘Gamzeeee bak Istanbul Fashion Week yaklaşıyor, ne alemdesin? Geleyim mi sana?’ diye şımaralı bir kaç gün olmuştu ki Gamze Saraçoğlu çok özel bir hazırlığa şahit olmak üzere davet etti beni.

Bir tasarımcı için en önemli süreçlerden birisi moda haftasına hazırlık. Düşünsenize, aylarca üzerinde kafa yorduğunuz, sonrasında kocaman bir ekiple tek tek işlediğiniz yaratıcılığınız bir kaç dakikada insanların gözleri önünden akıp geçiyor, olumlu olumsuz yorumlar yağıyor, alkışlar arasında tek düşünebildiğiniz ‘Acaba beğenildi mi?’ oluveriyor. Bu heyecanı bildiğim için de Gamze’ye açık açık söyledim, ‘Böyle kasıntı bir röportaj istemiyorum, sen çalışırken izlemek, ilham almak, olağan halini paylaşmak istiyorum.’ dedim, beni kırmadı kabul etti, yeni koleksiyonunu herkeslerden önce paylaştı, heyecanına ortak olmamı sağladı. [Ben de tabi ki modelleri ve renklerin bazılarını sürpriz olması için sakladım, deforme ettim, bir ay daha sabredebiliriz değil mi?]

Hazırlıklar tüm hızıyla sürüyorken girdim ofise. Etrafta koşuşturma, herkeste bir heyecan. Bir baktım ki fitting yapılıyor bir model üzerinde, elbiselerin bazları üzerinde de oynamalar devam ediyor. Gamze o kadar enerjik ve neşeli ki, nazar değdirmemek için beğendiklerimi söylerken iki üç kere düşünüyorum en az. Zaten buluştuktan sonra bir süre ne Facebook ne Twitter üzerinden bir şey yazmadım, yine nazar değmesin diye.

 

Rüştünü ıspatlamış bir tasarımcı olsan da ‘yaratıcı beyin’ durmak bilmiyor. O hepimizin sorduğu ‘Oldu mu?’ sorusunu soruyor, olduğundan eminken bile. Ben her gelen elbise ile kendimden geçerken o sağını solunu tekrar elden geçirmek için hevesleniyor, bir anda yeniden yaratıyor karşısındaki kadını.

 

Etrafındakiler onu durdurmaya çalışsa da bazen alıveriyor eline makası, senin benim hiç anlamayacağım ufak bir şey rahatsız ediyor onu, yakalayıp çıkartıyor, pürüzsüz hale getiriyor. Aslına bakarsanız şu yukarıdaki halini görünce ben de biraz endişelendim zira makasla oynadığı elbisenin üzerinde 2 çalışanının günde 7 saat çalışarak ürettiği çok özel bir iş var. Defilesinde hepimizin ağzını açık bırakacağını düşündüğüm bu ağır işçiliğin üzerine makası atıverince odada bir anda bir sessizlik… Ama o dönüyor ve ‘Oldu, şimdi oldu!’ diyerek kocaman gülümsüyor ekibine.

 

Ekibi demişken, tabi ki böyle bir markayı yaratmak tek başına mümkün değil. Asistanları, ustaları, stajerleri derken kendisini ziyaret ettiğim sırada ofiste 20′den fazla heyecanlı yüz vardı çalışan. Her birinin katkısı çok büyük; hepsi Gamze’nin hayalindeki kadını yaratma yolunda kocaman adımlar atan insanlar.

 

Bu ekip olmadan mümkün olur muydu böyle ağır işlemeler elbiselerde? Ben her elbisede daha da fazla şaşırıyorum, Gamze seviniyor ben beğendikçe, karşılıklı bir çeşit mutluluk ve heyecan komasında inceliyoruz önümüzden geçen parçaları. Bir ara gerçekten Project Runway jürisi gibi hissettiğimi itiraf etmeliyim: Orası biraz daha yana mı kaysa? Rengi çok güzel, kumaşı da şahane. Ama belki biraz kısalsa? Tabi modeller daha da uzun dikkat etmeli buna! 

 

Elbiselerin renklerinden azıcık sürprizleri paylaşmış olsam da ayakkabıları ve diğerlerini ulu orta koymak istemiyorum. Eh, podyumda ağzımızı açık bırakacak işleri şimdiden keşfetmeyelim değil mi? Ancak şu kadar söyleyeyim, ayakkabılar için bile böyle ayrıntılı düşünerek ilerleniyorsa, catwalk delirtecek bizi, eminim.

 

Tam 2 saat boyunca henüz gün ışığı görmemiş tasarımları inceleyip baştan aşağıya defile hazırlıklarını gözden geçirdim ya, en sonunda dayanamayıp paylaştım Facebook ve Twitter’dan. Gelen yorumları ve beğenileri de hemen paylaştım Gamze’yle, catwalk başlayana kadar yaşayacağı heyecanı biraz olsa da azaltsın, ona destek olsun diye.

Gamze Saraçoğlu için önümüzdeki 1 ay Istanbul Fashion Week’e hazırlık demek.. Üst üste toplantılar, yeni fikirlerle eskileri kaynaştırma çabaları, kumaşları kusursuz hale getirip son dokunuşları eklemek, aklındaki modern kadınları yaratmak ve 10 Eylül Cumartesi akşamı saat 19:00′da Istanbul Fashion Week podyumunda parlamak demek. Eh, artık ne diyebilirim ki? Orada görüşmek üzere.. (Defile saati henüz netleşmedi sanırım, 17:30 da olabilirmiş, kesinleşince haberdar ederim sizi zaten.)

*Gamze Saraçoğlu ve ekibine kocaman teşekkürler, her zamanki gibi çok tatlısınız..

- Yesterday I had the chance to visit one of the top Turkish designers and my lovely friend Gamze Saracoglu in her office while she was having the fitting session for the upcoming Istanbul Fashion Week. These designs are -naturally- top secret and I was one of the very first people to see them! The energy of the team was incredible while they were improving the base designs. Gamze, herself is a talented tailor to change the look with the help of scissors in a flash of the eye. She cut the skirt loose while all the team went shocked since the skirt had hours of man work to be processed! She used those scissors, looked at the team smiling and said ‘Now it’s done!’ How cute! I examined more than 10 looks from the collection with comments and laughs going on and finally had the chance to see some styling ideas, shoe models etc for the show. Since the models and colours are to be kept as a surprise, I blurred and desaturated some of them while posting here. The rest to be seen on catwalk, 10/09/2011 at 19:00 in Istanbul Fashion Week! Good luck Gamze, though you do not need any luck at all!  (Time of the show may change, I will inform you all when it is set.)

* Thanks a lot to Gamze Saracoglu herself and the teams, you are so sweet as always..