Tag Archives: fall

Print Me Out! – Mary Katrantzou Fall 2012

Londra’da moda tanrıları şovlarına tüm hızıyla devam ediyor. Bu defa benim görür görmez vurulduğum koleksiyon Mary Katrantzou’dan geldi – yani aslında tarih tekerrür etti. Belki bir önceki sezon için attığım sevinç çığlıklarını atmadım, belki yeşilin tonları podyuma düşünce ”Ah bunlar da çok McQueen olmuş!” dedim – ki evet çok McQueen olmuş! – ancak konstrüksiyon ve desenler söz konusu olduğunda Mary Katrantzou hiç hayal kırıklığına uğratmadan yoluna devam etmeyi çok iyi biliyor.

*Fashion gods and goddesses are showing their latest collections in London and one of my ”love-at-first-sight” selections is Mary Katrantzou – as usual. I did not scream as loud as before and commented as ”Oh, so McQueen!” when the greens arrived; however, with this construction skill and gorgeous prints, it’s still no disappointment from her side. Thanks a lot for the beautiful show Mary!  

Milan Fashion Attack – Burberry Prorsum

Son bir kaç sezondur Burberry Prorsum defilelerini internet üzerinde canlı yayında izlerken bir yandan da ‘Bir gün gelsin ve ben bu defileyi canlı canlı izleyebileyim!’ diye düşünürdüm. Hazır Milan Fashion Attack modundayım, bu hayali gerçekleştireyim dedim. Benim üçüncü defilem, koleksiyonunu fazlasıyla beğendiğimi belirtmeden geçemeyeceğim Burberry Prorsum defilesiydi.

Defile alanına vardığımda Türkiye’den defileyi izlemek üzere orada bulunan ekibi bulmam o kadar kolay oldu ki! Gülüp eğlenen, fotoğraf çektiren, ortama enerjisini en iyi yansıtan ekip bizimkilerdi desem yalan olmaz. Istanbul’dan bu defileye özel olarak gelen Murat Boz, Burcu Esmersoy ve Oben Budak fazlasıyla şık görünüyorlardı, sebebi belli: baştan aşağıya Burberry Prorsum giyiyorlardı tabi ki. Bunu iltifat olsun diye söylemiyorum, dilerseniz sürekli bu üçlünün etrafında dolaşan magazin fotoğrafçılarına sorabilirsiniz şıklıklarını ve ortama kattıkları enerjiyi.

Bu eğlenceli girişin sonrasında şu hep özendiğim ‘Burberry Prorsum’ defile alanındaydım! Sağa sola bakıp şaşkın çocuk heyecanımı atlattıktan sonra defileyi beklemeye başladım. Tesadüf ki Oben ile yerlerimiz birbirimize yakın, fırsat bu fırsat uzun bir sohbete daldık. Hem defile alanından hem ünlülerden hem genel olarak moda haftasından bahsederken bir anda cep telefonuma mesajlar düşmeye başladı, ‘Kameralara gülümseyin!’ tadında. Meğer biz orada sohbet ederken defile öncesi canlı yayın başlamış, bilgisayar başında defileyi bekleyenler de dakikalarca bizi izlemişler! Eh, ekranları seviyoruz, yalan yok! Ancak bu arada  ’Nerede bu kamera? Rezil olmayayım da..’ diye düşünmedim dersen yalan olur. Sağa sola bakınırken gördüyseniz beni, bilin ki budur sebebi.

Sonra bir anda ışıklar söndü, yağmurların içinden Burberry Prorsum erkekleri çıkıverdi. Defilede bir bir podyuma çıkan parçaların renkleri, dokuları ve bütünlüğü beni o kadar çok etkiledi ki, Burberry Prorsum defileleri arasında yeni bir favori bulduğumu söyleyebilirim. Birkaç dakikalık renk ve doku cümbüşü, yerini ‘Bitti mi? Ben daha fazlasını istiyorum..’ cümlesine bıraktı. Bu da benim şansım olsa gerek, daha fazlasını isteyip dururken defile çıkışında Burberry ekibininden bir yetkili beni showroom’da ürünleri daha yakından incelemeye davet etti. Bu fırsat kaçar mı? Ertesi gün soluğu Burberry Prorsum tasarımlarının içinde yüzüp hayranlığımı defalarca dile getireceğim showroom’da aldım. Şunu söylemeliyim ki elde boyanmış özel şemsiye başlıklarından çok renkli çantalara kadar pek çok ürün ‘Beni almak için sabırsızlanacaksın!’ diye bağırıyordu. Karşılık vermemek olur mu? Ben de onların kulağına eğilip ‘Daha çok para kazanayım, hepinizi alacağım!’ diye fısıldadım. Hem ürünleri yakından inceleyebilmek hem Burberry ekibiyle yakından tanışabilmek benim için muhteşem bir deneyimdi. Showroom’dan hiç ayrılmak istemediğimi söylememe gerek bile yok sanki.

Defile öncesinden, podyumdan ve en önemlisi showroom’dan fotoğraflar aşağıda. Benim ayıla bayıla izlediğim defile videosu da bu yazının sonunda. Bir dahaki Burberry deneyimi? Belki o da yakındadır, kim bilir?


* Burberry Prorsum presented one of the best collections in Milan. I should admit that the colors, patterns and overall emotion got me at first sight! When I have arrived at Corso Venezia 16, it was not hard to detect Turkish guests since there was great energy flowing from that side of the hallway! Turkish popstar Murat Boz, TV host and fashionista Burcu Esmersoy and columnist/DJ/editor Oben Budak (so many titles at once! :P ) were ready to watch Burberry Prorsum fashion show with head-to-toe Burberry Prorsum looks. After some fun chat, we have settled for the show and I started having messages from my friends back in Turkey as ‘Smile to the camera!’. What? Which camera? What’s going on? I learned that while waiting for the show, live stream has been showing our long chat with Oben for several minutes and everyone in the world was witnessing that! So cool! 

Then suddenly, the rain came; bringing many fabulous looking Burberry Prorsum men! I can not explain how much I loved this collection, really! Some minutes later, I was all like ‘Really? Finished? I want more!’ and I guess I’m kinda lucky; Burberry people invited me to the showroom to see more!  It was a great pleasure to see everything that close and chat with the Burberry team, thanks again!

So here you can see some close-ups from the collection, pre-show photos and more. Below all the photos, you can watch the whole show – hope you enjoy it as I did, live in Milan. Another round of Burberry experince? Why not? 

 

Milan Fashion Attack – Dolce & Gabbana

Milan Fashion Week maceramın belki de en özel anları, Dolce & Gabbana sayesinde hafızama kazındı. Defile davetiyem elime ulaşmadı, ne şanssızlık, ancak bu eşşiz deneyimi hatırlamak için illa basılı bir belge mi lazım?

Defileler arası koşturmacamın ikinci durağı, Viale Piave 24, Metropolitan. Kapıda birikmeye başlayan kalabalıkta beklerken Londra’dan gelen blogger Leroy Dawkins ile sıkı bir muhabbete giriştik. Moda, bloglar, sektörün geleceği falan filan konuşurken Türk olduğumu duyunca bana NiceThingsForNiceBoys ‘u sormasın mı? Tam ‘Oooo arkadaşımızın ünü nerelere ulaşmış!’ diye sevinç çığlıkları atacakken kendimi David Gandy’nin yanıbaşında buluverdim. Kalabalığı delip geçerken poz veren David Gandy sonrasında Wonderland Magazine moda editörü Julia Sarr-Jamois gibi parıltılı isimler ve benim tanımadığım (belki de tanıyamadığım) İtalyan ünlülerin akını başladı.

Flaşlar bir oraya bir buraya patlarken Leroy’un bana dönüp ‘Şuradaki kızlar seni çekmek için çok uğraştılar, ben kadrajdan çıkayım.’ demesiyle bir ayıldım ki o flaşların bir kısmı da bana patlıyormuş; ne şımarık bir an olduğunu tahmin edebilirsiniz değil mi? Ancak şımarıklığın bir sonraki adımı bir kaç dakika sonra, podyumdaydı.

Barok, opera, aristokrasi. Bu üçlünün hüküm sürdüğü bir şov alanı, garsonların da en az modeller kadar ‘iddialı’ olduğu şu hiç bitmesini istemeyeceğim prosecco servisi, defileyi SWIDE moda editörü Yuri Ahn ile yanyana izlemek, defile sonrası gerçekleşecek La Bella Estate partisi için hazırlıklar ve ‘Ah canım akşam partide görüşüyoruz, değil mi?’ vedalaşmaları..

Şimdi benim çektiğim bir kaç kare, ardından da Dolce & Gabbana defile videosu ile başbaşa bırakıyorum sizi. Defileden sonra gerçekleşen parti ve Dolce & Gabbana ile yaşadığımız diğer inanılmaz maceralar ilerleyen günlerde burada olacak, heyecanla takip etmeye devam.

* Clearly, the most special moments of my Milan Fashion Week experience were about Dolce & Gabbana. I did not get my printed invitation so I can not share it here (damn delivery!) but who needs a piece of paper to cherish those amazing moments? My second stop on fashion attack, Viale Piave, 24 – Metropolitan. Crowd gathering in front of the place is getting bigger and I am having the chance to see many famous faces again like ‘holy’ David Gandy or Julia Sarr-Jamois of Wonderland Magazine (and of course many Italian celebrities which I do not recognize at all – what a shame for me!)  While waiting, I have met with Leroy Dawkins, who is an enthusiastic and fun persona from London. In addition to being fun, he is so kind, even letting me pose for the cameras by myself while they were taking my photos chatting with him, haha! A few minutes later, we are in: a great show space with model-like guys serving us ‘the water of life and fun’ – oh you know what I mean, a dense opera feeling and aristocracy in the air. I happen to be so lucky to see the show with Yuri Ahn, fashion editor of SWIDE and after an ‘expected yet thrilling’ fashion show we swap ‘See you tonight at La Bella Estate’ sentences. Now I leave you with some photos by me and fashion show video from Dolce & Gabbana. Other adventures from the party and the following day with Dolce & Gabbana will be here soon.

Let There Be Light

Biraz ışık olsun, ben fotoğraf çekmeye başlarım. Biraz ışık olsun, benim fotoğraflarım çekilmeye başlansın. Hava kapalı mı? Sapsarı bir kazakla ben ışık saçarım. Bir papyon, bir fotoğraf makinesi, bir kedi, tamamım. [şiir oldu adeta!]

* Let there be light, so I can take more photos. Let there be light, so you can take my photos.

Clouds all around? I shine with some yellow jumper. A bow-tie, a camera and a cat; I’m done.

Teen Spirit

Sonbahar/Kış sezonu geldi, yeni dergiler raflara dizildi. Ben de bir süre önce alıp masamın üzerine süs niyetine yerleştirdiğim Vogue Hommes International yeni sayısını azıcık kurcalayayım dedim ve ne göreyim, geçen sayıda Prada’lı, özel-yapım-metal-çoraplı styling işiyle aklımı alan Panos Yiapanis, bu defa da Teen Spirit adlı çekimde maharetini konuşturmuş. Riccardo Tisci for Givenchy, DSquared ve Dolce&Gabbana gibi iddialı parçaların yanında en çok dikkat çeken şey çekimin genelinde Panos Yiapanis’in stüdyosu tarafından hazırlanan ürünlerin bulunması. Farklı, flamboyant, uzun uzun bakılası..

* Fall/Winter magazines are on the shelves and finally I got my hands on Vogue Hommes International. While having a quick sneak peek, I came across to the feature called ‘Teen Spirit’ which styled by Panos Yiapanis. You may remember him from crazy Prada-metal-sequin shoot on the previous issue of the mag. This time he creates looks using Riccardo Tisci for Givenchy, DSquared and Dolce&Gabbana; adding a different taste with his own styling studio garments. Distinct, flamboyant, eye-catching.. 

David Scheffen of NARS in Istanbul

Geçtiğimiz günlerde NARS’ın ünlü makyaj sanatçılarından David Scheffen ile bir araya geldik, yeni sezondan bir kaç ipucu yakalamaya çalıştık. Markanın yeni sezon ürünlerini yakından inceleyip bir de uygulamalı gördüğümüz bu ufak buluşmanın en güzel sürprizi, Eylül ayında New York podyumlarında karşılaştığımız makyajları David Scheffen gibi bir sanatçının ağzından dinleyebilmemiz oldu. Bu anlatımın hemen ardından da Rodarte defilesinin makyaj demosunu izledik – ki daha demonun orta yerinde ben ’5 dakikada nasıl oluyor da bu kadar güzel oluyor?’ diye sormaya başladım bile!

David Scheffen tarafından anlatılan yeni ürünlerden birisi de ‘Larger Than Life Long-Wear Eyeliner’. Abbey Road, Rue de Rivoli, Madison Avenue gibi dünyaca tanınmış cadde ve sokaklar, bu ürünün farklı renklerine isimlerini vermişler. ‘Bana oradan bir Abbey Road’ – ah keşke o kadar kolay olsa!

Bu arada François Nars’tan size ufak bir hatırlatma var: 2011 Sonbaharında kendinden emin, modanın öncüsü olan ve dramatik renklerle oynamaktan korkmayan kadınlar görmek istiyoruz.. Elektrik mavisi bir far ya da fırtına grisi tırnakların tam zamanı!

*NARS has held a lovely meeting for the upcoming Fall season trends and products where I had the chance to meet NARS make-up artist David Scheffen, who has shared some very useful tips with us. Seeing some fashion show make-up tutorials and trying to analyze trends from those face-charts is totally fun! I especially liked this ‘fashion-show-reflection’ when he demonstrated Rodarte make-up for us! 

On top of these, after a brief description of the new products for the season, Scheffen showed us the highlighted product of the season: Larger Than Life Long-Wear Eyeliner. I am not an expert to tell you about the quality of the product; however, different colors of the product have different names, which are actually names of some famous avenues or streets. ‘Can you pass Abbey Road please?’ – wish I could! 

One side note from François Nars: Fall 2011 woman should stay strong, lead the fashion world and not be afraid of playing with colors. Electric blue eyes with storm gray nails? Perfect timing!

Marc Jacobs Loves Helena Bonham Carter

Pek çok ‘yaratıcı’ erkeğin hayal dünyasında bir ikondur Helena Bonham Carter. Onu görünce arka fonda çalmaya başlayan müzik, ya herkesin zevkine göre olamayabilecek bir müzikalin en iç gıcıklayan bölümünden çıkar gelir ya da adım attığında çatırdayan merdivenlerin şarkısıdır. Marc Jacobs, her ‘yaratıcı’ erkek gibi Helena Bonham Carter ile aşk yaşıyor, belli. Sonbahar 2011 reklam kampanyası da bu aşkın meyvesi.

Marc Jacobs ve Helena Bonham Carter gibi iki isim var şimdi elimizde. Birisi özellikle kadınların ‘çuval dikse giyeceğim’ diyeceği bir adam haline gelmiş. Markasını gördüğünde çıldıran milyonlarca insana her zaman ‘farklı’ şeyler vermeyi istemiş. Diğeri, 45 yaşına geldiğinde arkasında sayısız karakter bırakmış, pek çok insanın hayalgücünün sınırlarında dolaşmış. Peki 1+1 acaba 2 etmiş mi?

* Many ‘creatives’ think Helena Bonham Carter as a real muse with some chants going on while she is walking around. Not surprised when saw Marc Jacobs was in love too! The result? Fall 2011 campaign shot by Juergen Teller. When it comes to evaluate two beloved creatives, I do not see 1+1 is more than 2 this time. Marc Jacobs is so cool with designs. Helena Bonham Carter is so cool with her characters throughout her career. But together? Not works for me, sorry..

You can check the campaign photos below..

Yok yani, ben şimdi bunlara ‘farklı bir gözle bakmış’ desem, diyemiyorum. Genel ‘moda’ algımızın o pembe dünyası zaten çok uzaklarda. Juergen Teller tarafından çekilen bu karelerde ne Marc Jacobs kadını var ne Helena’nın yaratabileceği yeni dünyalar. Belli mi olur, ileride bir çeşit ‘en iyi reklam kampanyası’ ödülü falan alıverir, büyük konuşmayayım; ama ben dergide ilk defa karşılaştığımda ilandan korkup ‘Ne düşünüyorlardı acaba?!’ diye tekrar tekrar görsele bakmak zorunda hissettim.

Marc Jacobs, aşkını yaşıyorsun, ben uzaklardan karışmayayım ama umarım Tim Burton senin haddini bildirmiştir çoktan. Yazının sonunda ben de şu yukarıda ilk görseldeki gibi ellerimi sağa sola sallayarak çıkmak istiyorum kadrajdan.

Fall Winter Coming Up!

Bir yandan güzel projeler ve yeni işler için koştururken diğer yandan da moda dünyasında neler olup bitiyor takip etmeye çalışmak, iki günde şehirde zig zaglar çizmeme neden oldu desem yeridir. Markalar sonbahara kışa hazırlanıyor, tanıtımların ardı arkası gelmiyor.

Peki şu iki günde moda dünyasında olup bitene (en azından benim dahil olduklarıma) yakından bakmaya ne dersiniz?

* Running from a meeting to another. Trying to attend as many as possible! Fall Winter is coming up and these last two days were full of the brands getting ready for it!

Cihangir’de güzel bir akşamüstü Lee ve Vans yeni sezon ürünlerini görme şansımız oldu..

Lee tarafında; Marilyn Monroe’nun giydiği ikonik modelin tekrar üretildiğini öğrendik, erkek gömleklerinin güzelliğini kıskanan kadınları gördük, lookbook’taki görsellere hayran kaldık..

* Lee and Vans share the lovely press gathering in Cihangir. On ‘Lee’ side; we came across with a recreation of a jacket worn by legendary Marilyn Monroe, saw some women who are in love with men’s shirts, loved the pieces in the lookbook.. Especially the jacket below! On ‘Vans’ side; we are excited by having lots of models in Turkey now, learned the origins of skateboarding, got lost in many colorful sneakers..

Kadın erkek fark etmeksizin yukarıdaki ceketlere aşık olduk. Renk süper, kesim süper, hava süper!

Vans tarafında; kaykayın çıkış noktasının karada da eğlenceden mahrum kalmak istemeyen sörfçüler olduğunu öğrendik, bebek-çocuk-yetişkin gibi her yaşa hitap eden modeller olduğunu fark ettik, rengarenk sneakerlar arasında kaybolduk..

Türkiye’ye daha çok Vans modeli geleceğini ve hatta kendi mağazalarıyla karşılaşacağımızı da duyduk..

Limango Türkiye’nin Limango Designers Studio projesini dinledik.. Nişantaşı’nda keyifli bir öğleden sonraya eşlik eden bu heyecanlı yenilikten biraz bahsedecek olursak.. Türkiye’de ilk kez, sadece Limango Designers Studio için üretilen ulaşılabilir tasarımlarla karşılaşacağımız bir proje. Her hafta başka bir tasarımcının ürettiği özel parçalar Limango Designers Studio bölümünde satışa çıkacak, biz de ‘Acaba neler gelmiş?’ heyecanıyla alışverişe dalacağız. Tasarımcı listesi epey kabarık, ancak Gamze Saraçoğlu, Niyazi Erdoğan, Hatice Gökçe gibi isimler olduğunu ben size şimdiden söyleyeyim..

* We have seen Limango Designers Studio project, which presents exclusive designs from designers (i.e Gamze Saracoglu, Niyazi Erdogan, Hatice Gokce) just for Limango website – one of the leading private shopping sites in Turkey.

İstanbul Moda Akademisi’nin bu seneki mezunları diplomalarını alırken biz de içeride işleri inceledik.. Yukarıda gördükleriniz, İstanbul Moda Akademisi Mezuniyet Sergisi’nden bir kaç güzel çalışma.. Bakalım bu genç yeteneklerden kimler ilerleyen günlerde karşımıza çıkacak, moda dünyasında iddialı birer yer edinecek.. Bekleyelim, görelim.

* Istanbul Fashion Academy Graduation Ceremony was held, with an exhibition presenting pieces from newly graduated designers of the academy.

Güne güzel başlama sebebi olan Beymen Club Fall Winter ürünlerini, tasarımcısı Andrea’nın anlatımıyla tanıma şansı yakaladık.. Kadında kışın da devam eden canlı renkler ve desenler, güzel kahve kokusuna karışınca, keyifli bir kışın beklentisiyle parçalara yaklaştık.. O mercan rengi kısa ceketi birilerinin üzerinde görmek için sabırsızlandık..

Parçalara dokunup hissettik, ‘cool’ duruşunu bozmayan erkekler için güzel aksesuarlar seçtik.. Eh, erkeğin işi daha zor malum, ama Beymen Club’daki alternatifler sayesinde biraz daha kolaylaşmış gibi bu ‘moda dünyasında sağ kalma’ durumu.. Tabi güne güzel gülümsemeyi koyan ise Anrea’nın ufak hediyesine bıraktığı tatlı not : ‘if you’re going to travel alone, at least travel in style’

Şu meşhur Amerika seyahati öncesi, güzel bir tavsiye olmuş, değil mi?

*Beymen Club Fall Winter press gathering was the icing on the cake! Smell of fresh brewed coffee in the air, designer Andrea presenting the pieces himself and lovely colors for the upcoming Fall Winter! What can I say? Loved the pieces, loved the atmosphere, but loved the note Andrea wrote for my little giftbag the most: ‘if you’re going to travel alone, at least travel in style’ Very useful tip for my upcoming US trip, right?

Başkalaşım Telaşı

‘nerede doğduğumu hatırlamıyorum. ya da nereden düştüğümü. buraya. bir zaman, bir zamandan sonra, bir zamandan önce’

‘bir kadın bırakmıştı beni, başka hayatların arasında. buraya. diyorlar, ben hatırlamıyorum. duydum. öyle dediler işte. bir kadın, boşluktaki diğer hayatların arasından’

‘bilmeden, görmeden, anlamadan, yaşadığım zaman, onların mükemmelliğinde, herkesin gözü önünde, aslında herkesin gözü üstümde’

‘görünmekten bıktığımda, bir anda, kendimi baştan yaratmam gerektiğini anladım. duramadım. elimden gelen en iyi şeyi yapmayı, görmemeyi, bıraktım’

‘ dönüştüm. başkalaştım ya da. zamanla. konuştukça. başka şeyleri dinlemeyi bırakıp kendimi dinlemeye alıştıkça, kendime döndüm. sonunda. şimdi sadece kendi sesimle dolu bir dünyada. bambaşka’

* görseller: Tommy Kristiansen by Ryan Parry  ve  Alphorria 2011 Fall kampanyasından.