Tag Archives: dolce & gabbana

Milan Fashion Attack – Dolce & Gabbana

Milan Fashion Week maceramın belki de en özel anları, Dolce & Gabbana sayesinde hafızama kazındı. Defile davetiyem elime ulaşmadı, ne şanssızlık, ancak bu eşşiz deneyimi hatırlamak için illa basılı bir belge mi lazım?

Defileler arası koşturmacamın ikinci durağı, Viale Piave 24, Metropolitan. Kapıda birikmeye başlayan kalabalıkta beklerken Londra’dan gelen blogger Leroy Dawkins ile sıkı bir muhabbete giriştik. Moda, bloglar, sektörün geleceği falan filan konuşurken Türk olduğumu duyunca bana NiceThingsForNiceBoys ‘u sormasın mı? Tam ‘Oooo arkadaşımızın ünü nerelere ulaşmış!’ diye sevinç çığlıkları atacakken kendimi David Gandy’nin yanıbaşında buluverdim. Kalabalığı delip geçerken poz veren David Gandy sonrasında Wonderland Magazine moda editörü Julia Sarr-Jamois gibi parıltılı isimler ve benim tanımadığım (belki de tanıyamadığım) İtalyan ünlülerin akını başladı.

Flaşlar bir oraya bir buraya patlarken Leroy’un bana dönüp ‘Şuradaki kızlar seni çekmek için çok uğraştılar, ben kadrajdan çıkayım.’ demesiyle bir ayıldım ki o flaşların bir kısmı da bana patlıyormuş; ne şımarık bir an olduğunu tahmin edebilirsiniz değil mi? Ancak şımarıklığın bir sonraki adımı bir kaç dakika sonra, podyumdaydı.

Barok, opera, aristokrasi. Bu üçlünün hüküm sürdüğü bir şov alanı, garsonların da en az modeller kadar ‘iddialı’ olduğu şu hiç bitmesini istemeyeceğim prosecco servisi, defileyi SWIDE moda editörü Yuri Ahn ile yanyana izlemek, defile sonrası gerçekleşecek La Bella Estate partisi için hazırlıklar ve ‘Ah canım akşam partide görüşüyoruz, değil mi?’ vedalaşmaları..

Şimdi benim çektiğim bir kaç kare, ardından da Dolce & Gabbana defile videosu ile başbaşa bırakıyorum sizi. Defileden sonra gerçekleşen parti ve Dolce & Gabbana ile yaşadığımız diğer inanılmaz maceralar ilerleyen günlerde burada olacak, heyecanla takip etmeye devam.

* Clearly, the most special moments of my Milan Fashion Week experience were about Dolce & Gabbana. I did not get my printed invitation so I can not share it here (damn delivery!) but who needs a piece of paper to cherish those amazing moments? My second stop on fashion attack, Viale Piave, 24 – Metropolitan. Crowd gathering in front of the place is getting bigger and I am having the chance to see many famous faces again like ‘holy’ David Gandy or Julia Sarr-Jamois of Wonderland Magazine (and of course many Italian celebrities which I do not recognize at all – what a shame for me!)  While waiting, I have met with Leroy Dawkins, who is an enthusiastic and fun persona from London. In addition to being fun, he is so kind, even letting me pose for the cameras by myself while they were taking my photos chatting with him, haha! A few minutes later, we are in: a great show space with model-like guys serving us ‘the water of life and fun’ – oh you know what I mean, a dense opera feeling and aristocracy in the air. I happen to be so lucky to see the show with Yuri Ahn, fashion editor of SWIDE and after an ‘expected yet thrilling’ fashion show we swap ‘See you tonight at La Bella Estate’ sentences. Now I leave you with some photos by me and fashion show video from Dolce & Gabbana. Other adventures from the party and the following day with Dolce & Gabbana will be here soon.

Cinema Italiano

Dün posta kutuma çok özel bir haber düştü ve ben bunu sizlerle paylaşmak için sabahı zor ettim! Görünen o ki Steafano ve Domenico, herkesin özlemi olan o ‘büyük aile’ ile karşımıza çıkmış, klasik İtalyan filmleri Dolce&Gabbana Menswear Summer 2012 kampanyasında yeniden can bulmuş. Gündelik hayatın farklı anlarından kesitler sunan ve yaratıcılarının eğlenceli, bazen fazlasıyla hareketli ama sürekli akıp giden yaratıcılıklarını İtalyan değerleriyle örtüştürdüğü kampanyayı Mariano Vivanco fotoğraflamış. Çok özel ön gösterim fotoğraflarıyla İtalya’nın güneyinde bir yolculuğa çıkıyoruz, haydi..



* Stefano and Domenico is making us meet that ‘great family’ we always wanted. This time, their continuous creativity depicts Dolce&Gabbana as fun, somewhat risky and always heart-warming Italian cinema. Let’s sail to a small village in Southern Italy with these exclusive preview images of Menswear Summer 2012 campaign shot by Mariano Vivanco. 

Holy New Sneakers from Dolce & Gabbana

Durumum ortada: iş ayakkabıya geldiği zaman biraz takıntılıyım. Sneaker gibi sportif bir şey için deli olduğum günleri ‘Ah, şöyle uzun boğazlı bir botum olsa!’ diye ağladığım günler takip eder. Spor ayakkabılarla da henüz tam olarak ateşkes ilan etmiş sayılmayız. Klasik ayakkabı konusuna ise hiç girmiyorum, malum; derisiydi detayıydı rengiydi derken bambaşka bir dünya. Peki bütün bu birbirinden farklı dünyaları bir arada görme şansımız olsa?

Merak etmeyin, çeşitli ayakkabıları kesip biçip birbirine ekleyen bir sanat projesinden bahsetmeyeceğim. Aksine, hem sportif hem şık olabilecek yeni Dolce & Gabbana sneakerları paylaşacağım sizlerle. Hem de çok özel bir şekilde!

Bu yeni Dolce & Gabbana modelleri klasik ayakkabı görünümlü spor ayakkabı adeta! Ya da şöyle diyeyim, tasarımcı şıklığının sneaker sevenlere yansıyan haline doğru ilk adım! 2012 Ilkbahar Yaz sezonunda karşımıza çıkacak bu modeller arasında benim sizlerle özellikle paylaşmak istediğim, sadeliği ve şıklığıyla öne çıkan ‘Guatemala‘ oldu.

Tek renk, abartısız, şık, rahat ve bir de Dolce & Gabbana! Daha ne isterim ki? Tamam, yalan yok, hepsini isteyebilirim! Bu sneakerların üzerine giyecek çeşit çeşit Dolce & Gabbana kıyafetler isteyebilirim, Domenico ile kanka olup Stefano ile kahvaltılara gitmek isteyebilirim, sonracığıma.. Susayım artık, değil mi?

Dolce & Gabbana 2012 Ilkbahar Yaz sneaker modelleri ve daha fazlası için bir gözünüz Swide.com ‘da olsun, onların çok daha özel ve fazla şey paylaşacağından eminim! ;)

 

Let me put it straight: I’m a little bit picky when it comes to the shoes! One day I ache for a lovely pair of sneakers and the next day I cry for rider boots! We don’t have a truce with the trainers yet and what about formals? Oh, it’s a total different world filled with Oxford, Derby, Brogue and so on! What if I give you a collision of these now?

Don’t worry, I will not write about some art project which cuts and pastes different styles into one. Instead, I will share Dolce & Gabbana SS 2012 sneakers, totally sportswear, totally classic, oh well, a genuine mixture of all! 

These new sneakers are ‘must-have’ and I have started organizing my closet to have some extra space for them! Especially for ‘Guatemala‘ – single colured, simple yet elegant, well-tailored sneakers!  With these sneakers, I am ready for a long long day with  a casual brunch, followed by a ‘serious’ blog project meeting and a night-out with friends. What can I want more?

Oh gosh! I want all of the new sneaker models, I want more Dolce & Gabbana garments in my closet, and then I want to be best buddies with Domenico and then I want to have a delicious breakfast with Stefano, and… I guess I should stop that!

If you want to hear more about these new Dolce & Gabbana sneakers, keep an eye on Swide.com . I bet they have lots to say about these new babies! ;)  

 

Dolce & Gabbana Spring Summer 2012 : The Net

Sıradan mı? Değil. Aklımı başımdan aldı mı? Değil. Peki neydi Domenico ve Stefano’nun bize sunmaya çalıştığı? The Net, adından da öngörülebileceği gibi ilhamı ağlarda bulunmuş, neredeyse tekdüzeleşen kıyafetler arasında bir çıkış yolu bulmaya çalışan bir koleksiyon. Kaliteli kesimler ve işçilik, biraz sınırı zorlamaya çalışan fikirlerle bir arada ‘örülmüş’ ve karşımıza The Net çıkmış. Giderek dijitalleşen dünyada Dolce & Gabbana’nın da farklı dijital projelerle sürekli karşımıza çıkıyor olmasına bir gönderme var mıdır bilmem ancak The Net her iki anlamı için de bir şeyler vaat eden bir koleksiyon olmuş.

* Ordinary? No. Made me crazy? No. So just tell me, what is the thing Domenico and Stefano are trying to tell us? The Net, getting inspiration from its very own name, is trying to have some fresh air among prototypes. Beautifully tailored pieces, some boundary streching executions and a little bit of conceptual touch came together and we saw The Net. Dunno if The Net also refers to the digitalizing world – in which Dolce & Gabbana is seriously enthusiastic – but it definitely pays for the first meaning of the name. You can watch the video below. Rest is my comments on some pieces.

Eğer izlemek istersen, defile videosu hemen aşağıda. Sonrasında da seçtiğim bazı tasarımlara eşlik eden yorumlara yer vereceğim bu yazıda.

Kusursuz kesilmiş pantolon ve gömlekler, alıştığımız Dolce & Gabbana kalitesinde. Özellikle sağdaki gömlek çok iyi duruyor.

* Impeccable shirts, especially the one on the right!

Bu yaz renk istilasının arasından kendini göstermeye çalışan beyaz, önümüzdeki yaz kendini daha da gösterecek gibi. Kesimlerde farklı hareketlere rastlamak mümkün, aman dikkat!

* May be lost among other colours this year, however, white will be all around next year!

Şimdi biraz hava almaya başlıyoruz. Ağlardan oluşan hırkalar, ceketler ve süveterler cesur erkekler için. Eğer sıradan ve güvenli gitmek istiyorsanız, bundan sonrası size göre değil.

* Time to breathe some fresh fashionable air! Cardigans and jackets made of nets is not for guys who plays safe while it comes to the style!

Özellikle yukarıdaki ceketlerde işçilik kusursuz duruyor. Böyle bir cekete sahip olmayı istememek mümkün mü?

* How can I possibly describe my feelings on those jackets?! They are the climax of the collection for me!

Defilenin en çok konuşulan isimlerini en sona sakladım haliyle. David Gandy ve Noah Mills, kim bilir hangi kadının ağına takılmış olacaklar ki bu şekilde yürüyorlar defilede?

* The last touch, of course, David Gandy and Noah Mills, with a little bit of twist! Nice treat for all!

 

Moi Je Joue

Günün en güneşli bir kaç saatini evde geçirince, bir yerlerden güneş çalmaya karar verdim. Videolar arasında keyifsizce dolaşırken onunla tekrar karşılaştım. Benim bir şey söylememe gerek yok sanırım, müzik sizi kendinize getirecek!

* A lazy day for me, looking for a little piece of sunshine in my room. So, many videos running on the background. Luckily, came across with this happy video again.

Tekrar tekrar dinleyip de aklımda ‘Ah, ya diğerleri?’ sorusu parlayınca, bu pek muhteşem kokular için hazırlanan videolar üzerine bir şeyler karalayayım dedim.. Maksat keyif değil mi?

Zaten ilk akla gelen Nina Ricci’nin kokularından L’air için hazırlanan bu eğlenceli video oldu. Müzik, güneş, şu bizi kendimizden geçiren Fransızca!

*While repeating the video for several times, I wanted to share some of these fragrance videos with you..  We start with Nina Ricci – L’air. Music, sunshine and sexy French!

Sonrası çorap söküğü gibi geldi.. Orada oraya derken bir yığın güzel kadının arasında kaldım..

Bakınız Scarlett Johansson, Dolce & Gabbana The One için hazırlanan videolarda kaç kere çıkmış karşımıza..

*After this, I was surrounded with many beauties like Scarlett Johansson..




Ya da Rihanna, kendi kokusu Reb’l Fleur ile gözlerimizi kamaştırmış bir anda..

*And Rihanna with her own fragrance, Reb’l Fleur..

Ya Kate Moss’a ne demeli? Bu nasıl bir cazibe? Bu ne Parisienne bir kadın?

*On top of that, of course, Kate Moss! Head to toe Parisienne in YSL..

Bunca güzelin arasında sürüklenirken yüzüme kocaman bir gülümseme konduran isim ise Florrie oldu.. Hani sizi daha önce tanıştırmıştım ya? Eğer hatırlamıyorsanız doğru buraya!

Florrie, Nina Ricci’nin L’elixir kokusu için bir Sunday Girl aldı bir şarkı hazırlamış..

*Florrie put a smile on my face with her Sunday Girl song and video for Nina Ricci – L’elixir. You remember her? If not, you can see an exclusive video of her to my blog from here!


Bu kadar güzel koku için bu kadar güzel video ve kadın arasından geçilir de ‘O’ unutulur mu? Assolistler en son çıkar bebeğim, tabi ki sonsuza dek gördüğüm en güzel parfüm videosu seninki! She’s THE ONE!

*Lastly.. How can I forget HER!The ultimate beauty in the best fragrance video ever! She’s THE ONE!

Gimme Some iPad Fashion

Henüz bir iPad alamadım. Klasik “Daha iyisi çıkar yakında, onu alırım.” kafalarındayım, ne fena. Ancak alamamış olmak, takip etmemek anlamına gelmiyor, değil mi?

Baktım, pek çok büyük marka, iPad için harıl harıl çalışıyor, birbirinden şık iPad kılıfları üretiyor. Ben de “Bir gün iPad alırsak, kılıfı nereden olsun?” sorusuna cevap olabilecek alternatifleri bir dizeyim istedim. Bazılarını çok sevdiğim için, bazılarını klasik çizgilerinin devamı olduğu için, bazılarını ise ben sevmesem de bir seven olur diye düşünerek burada paylaştım.

Favorim Dolce & Gabbana’dan gelen bu kılıflar. Her rengini seve seve taşıyabilirim.

Ferragamo biraz daha klasik görünse de Prada’nın bu fazlasıyla havalı kılıfını kaçırmamak gerek.

Bu Louis Vuitton’lar yıllardır süregelen klasik çizginin devamı, ancak benlik değiller.

Marc by Marc Jacobs bu kılıflar hem iddialı hem de biraz daha günlük kullanıma uygun görünüyorlar.

DVF’nin desen dünyasından fırlayan bu çeşit çeşit kılıflardan en az birisi sizin zevkinize hitap edecektir diye düşünüyorum.

Chanel’in şık ve klasik kılıfı, adeta bir çanta gibi. 

Burberry, klasik, şık ve aynı zamanda bana garip bir şekilde hareketli gelen bu modeliyle benim listemde iyi bir yerde.

Alaia’nın bu sıradışı kılıfı da dikkat çekenler arasında. Hem çekici rengi hem de farklı tasarımıyla güzel alternatiflerden birisi.

Bunca seçenek arasından birisini seçmek zor, hızla gelişen teknoloji dünyasını modayla birleştirme çabası daha da zor. Hem moda denince kolay olan ne var ki? :) Gerçi benim kafam rahat, henüz bir iPad’im yok, bu seçenekler arasında kaybolmak macerasına atılmam gerekmeyecek. Ama  aranızdan bazılarının bu yazıdan sonra online mağazalarda iPad kılıfı aramak üzere klavyeyi yoracağından eminim.

Dolce & Gabbana S/S 2011 Exclusive

Dün gece geç vakitlerde, posta kutuma “EXCLUSIVE” notuyla düşen Dolce & Gabbana S/S 2011 kampanya çekimlerinden ilk kareler, şimdi sizinle!

Blogosferi çok kurcalamadım ama yurtdışında bir kaç büyük bloga da bu EXCLUSIVE mailin gittiğini gördüm. Türkiye’de de böyle bir maili almış olmak, SUPER SWEET!

Çekimin güzelliğine ise diyecek bir şey bulamıyorum! Daha çok, daha çok Dolce&Gabbana istiyorum!