Tag Archives: defile

Milan Fashion Attack – Ermenegildo Zegna

Geçtiğimiz hafta, hayatımda bir ilki gerçekleştirerek Milano’ya uçtum. Erkek moda haftasında çeşitli defileleri izleyip biraz da şöyle ortamı koklamak adına yaptığım bu ufacık kaçamak, benim bile beklentilerimin çok üstünde deneyimlerle geçti, ne şans!

Benim için Milan Fashion Week açılışı, ilk sabah gerçekleşen Ermenegildo Zegna defilesi ”Winter’s Tale” ile oldu. Henüz etrafı tanımadan, haritaya baka baka yol alıp sabahın soğuğunda sisler arasında yürümek biraz ürkütücü olsa da şehrin farklı bir bölümünü tanımanın verdiği yenilik hissi ve yol boyu bana eşlik eden sokak sanatı eserleri sayesinde moda dolu haftaya muhteşem bir başlangıç oldu.

Milano gerçekten soğuk, kıyafetler gerçekten ince, moda uğruna üşümekten kaçınmamak ise son moda! Ben bile Hatice Gökçe tasarımı ceketimin oyunlu kollarını saklamamak için mont giymeden boy gösterdiysem, İtalyan moda düşkünlerini siz düşünün.

Yurtdışında katılacağım ilk defile olacağı için yaşadığım heyecan, bir kaç dakika sonra yerini etraftaki kameralara poz vermiyormuş gibi yaparak poz vermeyi öğrenme çabasına bıraktı. Defileye dakikalar kala kapılar açıldı, kendimi içeriye attım. Tahmin ettiğinizden daha da içeriye, kulise! Podyum öncesi hazırlıklarını tamamlayan modellerin arasında gezinip durdum, ‘Allah neler yaratıyor!’ cümlesini tekrar tekrar kurdum. (Bu cümleyi kurmamak mümkün değil tahmin edersiniz ki!)

Sonrasında defileyi bekleyen kalabalıkta hem tanıdık yüzleri yakından görme hem de yeni isimlerle tanışma şansı yakaladım. Bizim ülkemizde de pek popüler olan Chiara ve yeni tanıştığım Alman blogger Mau ile defileyi bekleyen blogger kalabalığının en dikkat çekici parçası olduk desem yalan olmaz.

Ben kendi çektiğim bir kaç fotoğrafı aşağıda paylaşıyorum, 2012/2013 Sonbahar Kış defile videosu ise Ermenegildo Zegna’dan gelsin.

* Last week I was in Milan, invited for some of the fashion shows. Since I was super busy and without proper internet connection, I could not share anything from the blog. (Twitter followers are already familiar with the whole week though, you can follow me here.) Now it’s time to start telling the story with Ermenegildo Zegna fashion show – ”Winter’s Tale”

From the very first moment while waiting for the show, I was like floating in a dream. Having the chance to meet bloggers like Chiara and Mau, seeing many celebrities, being to the backstage and watching a great show amongst important names.. These are all unforgettable for me. Ermenegildo Zegna pieces were high quality as expected and the complete show made me feel like I’m living in that tale. Now I’m sharing my own photos from the Ermenegildo Show (backstage, waiting, celebrities etc.) and the fashion show video from Zegna HQ. I would like to thank Zegna HQ for the opportunity to be in Winter’s Tale.

My House, My Rules, My Pleasure

Başlık her şeyi özetliyor aslında. Donatella Versace’nin moda evi, onun kuralları, onun zevki.. H&M’ tarafından bir süre önce bizlere duyurulan ‘Versace for H&M’ iş birliği gün geçtikçe daha çok heyecan duymama neden oluyor. New York’taki defileden haberleri okuyup oradaki bloggerlardan gelen fotoğrafları gördükçe elimdeki ‘Kolleksiyondan Alınması Gerekenler’ listesi kabarıyor. Versace for H&M kolleksiyonu için New York’ta gerçekleştirilen gösterimi aşağıda izleyip siz de heyecanınızı katlayabilirsiniz.

* Title says it all: Donatella’s house, her rules, her pleasure! I am super-excited to see the pieces tomorrow and can’t wait to have my hands on some of them which I’ve already listed in my ‘must-have items’. After seeing many photos from the show and the bloggers who were invited (oh, wait, why I was NOT invited?!); now I give you the whole visual climax. Enjoy!

 

IFW: Simay Bülbül Sergisine Davetlisiniz!

Haydi bakalım, bir Istanbul Fashion Week şansı daha! Simay Bülbül’ün IFW’de bizlere özel bir sergiyle sunacağı Kırılma Noktası koleksiyonuyla Trendyol üyeleri için düzenlenen çok özel ikinci bir gösterimde tanışabilirsiniz! 8 Eylül Perşembe günü saat 17:30′da gerçekleştirelecek bu ikinci özel gösterime davetli olmak içinse yapmanız gereken basit iki hareket aşağıda!

1- Bu yazıyı okuyorsanız çoktan Facebook üzerinde koraycaner ‘i ‘beğen‘diğinizi tahmin ediyorum. [Hemen sağ taraftaki kutucuktan bir tıkla bunu yapabilirsiniz :) ]

2- Bu yazının altındaki yorum bölümüne, tabi ki isim ve e-mail bilgilerini bölümlerini doldurarak Simay Bülbül’ün Kırılma Noktası adlı özel sergisi için hazırlanan bu yukarıdaki görselle ilgili neler düşündüğünüzü yazmanız. Tam 24 saatimiz var!

Ben Salı akşamı (yani yarın akşam) saat 19:30 ‘da yorumlara son vereceğim ve Random Generator ile şanslı 5 kişiyi seçiyor olacağım.

Haydi parmaklar çalışsın, bir ‘beğen‘ bir ‘yorum‘ ile Istanbul Fashion Week  heyecanına ortak olma sırası sende!

*** Yorum bırakan herkese çok teşekkür ederim! Eminim Simay da burayı okuyunca onu nasıl anladığınızı görünüp sevinecektir! Şanslı 5 isim aşağıda! 

6 Ebru Takmaz – 29 Meryem Yıldız – 25 Gökhan Dumanlı – 16 Mutlu Kağıtçıoğlu – 4 Sezen Saka 

Sizlerden en kısa zamanda mail bekliyorum!

Getting Ready For IFW: Niyazi Erdoğan

Mirror ve Pixel koleksiyonları ile şaşırtmıştı bizi. Geçtiğimiz sezon Orhan Baba eşliğinde yürütmüştü adamlarını,  ’Farklı bir ses, farklı bir bakış, gümbür gümbür gelecek!‘ demiştik. Podyum ‘Yazıklaaar olsuuuun..‘ diye inlerken izleyenler Dolmuş‘a binip unuttukları bir kültüre yol almışlardı belki de.

Bu yıl da defilesi çok konuşulacak bence; çünkü Niyazi Erdoğan‘ın Istanbul Fashion Week’te gerçekleştireceği defilenin konsepti ‘Sünnet‘ olacak! Yanlış duymadınız, bu sezon Niyazi Erdoğan markası ilk solo defilesiyle tasarım işinde erkekliğe, ergenliğe adım atıyor.

Buluştuğumuzda Niyazi o kadar rahat, o kadar hazır ki, şaşırdığımı fark edip anlatmaya başladı. ‘ Bir tasarımcının işi zaten belirli aralıklarla yılda bir kaç kere koleksiyon hazırlamak ve bunu sunmaktır. Bu sebeple uzun süredir çalıştığım için son dakikaya sıkışmak gibi bir heyecanım yok. Bazen soruyorlar IFW sonrası ne yapacağımı.. Ne yapacağım, yeni koleksiyona hazırlanacağım tabi ki.. ‘ Çok mantıklı bir laf değil mi? Bu lafı söyleyen herhangi birisinin yıl boyu başka bir şey yapmadığını düşünürsünüz belki. Niyazi öyle değil tabi ki. Dış dünyayı belki de herkesten çok takip etmek zorunda o zira erkek moda haftaları bizim takvimimize göre çok daha erken düzenlendiği için oradaki ortamı görmek, olmaz ama bir çakışma ya da benzerliğe karşı dikkatli olmak onun için önemli. Yurtdışındaki fuarlara katılıyor, çeşitli markalara danışmanlık veriyor. Yani tepsisi epey dolu. Buna rağmen konseptiyle, hazırlıklarıyla, tastamam bir koleksiyonu da hazır etmeyi unutmamış işte.

Parçalar üretimde olduğu için yanında değil ama fikirlerin hepsi bu çantanın içinde galiba. Fikirler neler peki? Sünnet tamam, konseptimiz bu. ‘Acaba koca koca maşallahlar mi göreceğiz podyumda?’ diye soruyorum, biraz kararsız cevaplıyor gülerek. Tabi ki işin show kısmı çoğu zaman ilgi çekici ama Niyazi kendi deyimiyle klasik, moda geleneklerine bağlı bir tasarımcı. ‘Uçan kaçan adamları pek sevmiyorum podyumda. Geleneksel catwalk daha çok hoşuma gidiyor.’ diyerek özetliyor durumu. Geleneksel madem olayımız, alırım çeyreğimi gelirim Niyazi’cim :)

Koleksiyondan söz edelim biraz. Maskülen, 1920′leri andıran, Art Deco etkilerini bol bol hissedeceğimiz, siyahları da göreceğimiz ama rengarenk bir koleksiyon olacakmış. Defileyi daha commercial bir bölüm açacak ardından daha show parçalar gelecekmiş. Böyle artan heyecanları severim ben, önce güvenli ve giyilebilir, sonrasında da iyice uçuşa giden, tasarımcının kanatlarını daha hızlı çırptığı bir düzen, ne heyecan verici! Her ne kadar parçalara dokunup hissedemesem de rica ediyorum, O da telefondan bir kaç ufak sürprizi paylaşıyor benimle.

Gördüklerim göreceklerimin teminatıysa yine çok farklı bir iş çıkacak karşımıza. Bu işin diğer ayaklarında kimler olduğuna gelecek olursak… Styling Niyazi’ye ait olacakmış. Koreografi, Uğurkan Erez’e emanet. Bir de Barış Çakmakçı var işin içinde, yaratıcı yönetmen olarak. Müzikler ise yine özenle seçilmiş, ama yazmayayım, heyecanı kaçmasın.

Eh, bakalım Niyazi Erdoğan koleksiyonları, konsepte isim verdiği gibi Sünnet ile başka bir boyuta adım atacak mı? Bu gelişimi, değişimi, büyümeyi izleyeceğimiz gün 8 Eylül Perşembe , saat 13:00.

Şimdiden bol şans, oldu da bitti maşallah! :)

- Niyazi Erdoğan’a ve L’appart PR ekibine teşekkürler…

* Niyazi Erdogan, one of the few Turkish men’s fashion designers, will be having his first solo runway show in the next Istanbul Fashion Week. Niyazi Erdogan’s upcoming fashion show has the concept of !’Sunnet’, in English ‘Circumcision’ . Really? Yep! In tradition, a young boy is accepted as an adult after circumcision, so, from this show on, Niyazi wants to show that his brand is no more a young boy! He is travelling around the world to see international fashion fairs and also he is giving consultancy to several brands. A lot of work, lots of ideas.. This time, with this concept, he is introducing a commercial line in addition to the couture-ish extravaganza. The show will be opened with the commercial line and will go on with the show pieces. We will be seeing Art Deco effects, 1920s, masculinity, blacks among many colours and so on. He is also doing the styling in his own show in which we will see Ugurkan Erez as choreographer and Baris Cakmakci as creative director. Music is still a surprise! I am really curious about Niyazi’s new show since last year we were all amazed by him and can’t wait to see it! It’s on 8/9/11 @13:00

-Thank you Niyazi Erdogan and L’apart PR. 

IFW: DKaprol Defilesine Davetlisiniz!

Size önceki gün duyurmuştum, Istanbul Fashion Week’te gerçekleşecek olan DKaprol defilesine bazı şanslı isimler benimle birlikte geliyor olacak. Öncelikle, hala okumadıysanız DKaprol Istanbul Fashion Week hazırlıkları için burayı bir okuyun derim. Sonrasında, sıra gelsin davetiyeleri kazanmak için ne yapmak gerektiğine.

1- Bu yazıyı okuyorsanız çoktan Facebook üzerinde koraycaner ‘i ‘beğen‘diğinizi tahmin ediyorum. İlk kuralımız bu çünkü ilerleyen günlerde daha farklı sürprizler için çıkış noktamız burası olacak. [Hemen sağ taraftaki kutucuktan bir tıkla bunu yapabilirsiniz :) ]

2- Bu yazının altındaki yorum bölümüne, tabi ki isim ve e-mail bilgilerini bölümlerini doldurarak, takı ve aksesuarların sizin için önemini belirten ufacık bir yorum bırakmanız. Bir kaç kelime ya da bir kaç paragraf, dilediğiniz gibi. Tam 24 saatimiz var!

Ben yarın saat 12:30 ‘da yorumlara son vereceğim ve Random Generator ile şanslı 5 kişiyi seçiyor olacağım.  Ancak sadece bu kadar değil! Bu çekilişte  çektiğim son şanslı isim, benimle birlikte defile günü backstage giriş hakkı kazanacak, herkesten önce defile hazırlıklarını görüp bu büyük ayrıcalığı yaşayacak.

Haydi parmaklar çalışsın, bir ‘beğen‘ bir ‘yorum‘ ile Istanbul Fashion Week DKaprol defilesinin heyecanına ortak olma sırası sende!

*** Çok teşekkür ederim, çok özenli ve güzel yorumlarınızla mutlu ettiniz beni! :) Belirtilen saatlerde bırakılan 59 yorumu onayladım, maalesef 1 yorum geç kalmıştı, onay veremedim, üzgünüm. Random.org aracılığıyla aşağıdaki isimler ortaya çıkmış oldu.

17 – Güran 10 – H.Deniz Demir  24 – Selinn 44 – Sedef B. Özsoy 34 – Şeyma Kılavuz

5 şanslı isme kocaman tebrikler! En son çıkan isim Şeyma Kılavuz ise benimle birlikte backstage’e gelecek olan çifte şanslı kişi oldu. Bu isimlerden hemen mail bekliyorum! 

Getting Ready For IFW: Lug Von Siga

Daha önce defilelerini izlemiş, pek çok yerde de karşılaşmıştım Gül Ağış ile. Ancak moda üzerine derin derin sohbet edebilmemiz bugüne kısmetmiş. Istanbul Fashion Week yaklaşırken onun da kapısını çalıyorum; ilk defa girdiğim Lug Von Siga atölyesinde çizimlerine göz atıp konsepti üzerine kafa patlatıyorum.

Herkeste olduğu gibi burada da koşuşturmalar hızlanmış durumda. Daha sohbete başlar başlamaz ‘Çılgınlık bu bizimkisi!’ diyor gülerek. Bu kadar kısa zaman kala bütün tasarımcıların hala dikiş nakış peşinde olması, hala pek çok şeyin son dakikaya kalıyor olması onu da diğer tasarımcılar gibi biraz şaşırtıyor. Haklı aslında, dışarıdaki moda haftalarına göre bir parça daha ‘son dakikaya yakın’ işliyor bizim işler.

Tabi Gül’ün önünde sadece Istanbul Fashion Week hazırlıkları yok. IFW’den hemen önce gerçekleşecek olan Who’s Next? fuarında yer alacak olan Lug Von Siga markası için de gece gündüz çalışmak zorunda. Ben orada bir kaç fotoğraf çekerken kadraja giren vitamin kutuları da zaten bunun ispatı gibi. Çok çalışmak gerek, değil mi? :)

Hem ilk defa adım attığım atölyesini geziyorum, hem eski koleksiyonlara tekrar bakıyorum, hem de ilk kez fırsat bulduğumuz sohbetle moda dünyasının derinlerine dalıyorum. Lug Von Siga markasının bugüne kadar kat ettiği yolu, kendisinin yurtdışındaki maceralarını ilk ağızdan dinliyorum.

Tabi ki en çok merak ettiğim şey, önümüzdeki ay Istanbul Fashion Week’te bizimle buluşacak olan koleksiyonu. Bugüne kadar hep birbirinden farklı eksenlerdeki isimleri yanyana getirmişti Gül, acaba bu defa kimi kiminle bağlıyor, merak etmemek elde değil. Ben daha çok meraklanmadan o patlatıyor bombayı.

Lug Von Siga, Istanbul Fashion Week’te ‘Hammam Decadance’ konseptiyle karşımıza çıkacak, hem de adına yakışır bir şekilde, Tarihi Galatasaray Hamamı’nda! Düşünebiliyor musunuz? Hamamda bir defile! Ben daha bunları yazarken terledim bile!

 

Gül’ün önünde ona bu hamam konusuyla ilgili ilham verenlerden bir parça yığılı. Kate Moss’un Mert + Marcus şaheseri hamam günlükleri, art deco, Türkiye’den halk giysileri, yıllar öncesinden çıkıp gelen kıyafetler.. Sayfaları çevirip ilham kaynaklarını paylaşıyor tek tek, bunların yansımalarının nasıl olacağını düşündürerek..

Çizimler kağıt üzerinde mekanik dursa da kumaşa tele bürününce nasıl hareketleneceği, farklılaşacağı belli. Hele bir de işin içine hamam oryantalizmi girdiğinde, hiç bir kadının ya da tasarımın ‘mekanik’ duramayacağına bahse girerim. Hamam dedikçe ben terliyorum, Gül anlattıkça onun yerine  ben geriliyorum. ‘Ya modeller ıslanırlarsa, ayakları kayarsa?’ , ‘Çok sıcak olur mu acaba?’ , ‘Kaç kişi alacak o mekan?’ diye soruyorum, sorularımla hem tekrar tekrar düşünüyor hem de kendinden ve ekibinden emin bir şekilde hepsinin halledileceğini söylüyor. Unutmadan ekliyor, bu defilede Gül’ün yanında Hakan Öztürk (styling) , Tamer Yılmaz (fotoğraf) ve Zeynep Arkök (koreografi) gibi isimleri görecekmişiz, tabi makyajlarda da yine MAC’in uzman dokunuşlarıyla. [bunu laf arasında öğrendim ama bizim uçuk MAC sanatçıları, ki kendilerini çok severim, Gül'ün makyajlarını daha bir severlermiş, hiç bir zaman klasik olmayıp hep farklılıklara yürüdüğü için]

 

Ekip belki hazırlanırken terleyecek ama olsun, bütün bunlar bizlere farklı ve yaratıcı bir deneyim sunabilmek, Hammam Decadance için Gül’ün dediği gibi ‘kendimizle başbaşa kalabileceğimiz, arınabileceğimiz, bir çeşit meditasyon yapabileceğimiz’ bir ortam yaratabilmek için.

9 Eylül 2011 Cuma günü saat 17:30′da çok özel bir grup davetliyle hamama gireceğiz. Ben sizlere günün sabahında kulisten bir kaç kaçamak fotoğraf paylaşmaya çalışacağım, şimdiden söyleyeyim. Hem şöyle bi göbek taşına çıkıp da poz vermeden çıkılmaz zaten oradan, değil mi?  :)

- Sevgili Gül Ağış’a ve L’appart Istanbul ekibine çok teşekkürler.

* We have seen each other a lot but this is the first time that we have the opportunity to chat this long! Gul Agis, the founder of Lug Von Siga, accepts me to her office and tells me about her now collection for upcoming Istanbul Fashion Week. I do not question the vitamin pills around since this much work can not be done otherwise! :P  

Lug Von Siga is coming with the collection ‘Hammam Decadance’ in which we will see art deco, authentic Turkish local pieces and some other influences. She manages to gather pieces from different sides of the perception and transforms these in a single, unique portion of fashion! This time, we will be seeing the pieces in an exquisite fashion show in Historical Galatasaray Hammam. Yeah, u ready for some orientalist pieces constructed in a very modern way? We will see Hammam Decadance on 9/9/2011 at 17:30 and I will be sharing some backstage photos beforehand. Keep looking for my IFW posts ;)

Thanks a lot to Gul Agis and L’appart Istanbul team.

Bu Hafta! Nerede? Ne Zaman?

*Dopdolu bir hafta.. Toplantılar, buluşmalar, özel görüşmeler haricinde, bir de bu aşağıdakiler var gündemde..

*Binboa – strawberryPink ( X Restaurant – 5 Nisan Salı)

Pembeye boğulacağız.. Ucundan modaya tutunacağız..

Tasarlayanlar: Cem Lokmanhekim – Zeynep Tosun – Dilruba Sarıyer

Styling: Ceyda Balaban  – Anlatan: Onur Baştürk – Çalan: DJ Salih Saka

*L’appart Pop Up Store

(W Otel – 6 Nisan Çarşamba 12:00 – 9 Nisan Cumartesi 20:00)

Burada 3 gün 3 gece, sonrası W Otel Paris’te! Peki orada kimleri giyeceğiz?

T-shirt: Niyazi Erdoğan – Çanta: Misela – Elbise: 2Wins

Mayo: Oye – T-shirt ve şapka: Aslı Filinta – Takı: Tuba Benian

*Vanessa G – Trunk Show

(Four Seasons Hotel – 7 Nisan Çarşamba)

Sanat ve moda bir arada. Afrika’dan dokunuş, Londra’dan sonra Istanbul’da.

Sahnede Grammy adayı Ali Campbell, bizde ise merak olacak.

*Gamze Saraçoğlu ile Moda Sohbeti

İstanbul Moda Akademisi Yaratıcı Formlar Workshop

(Blogger’s Base – 9 Nisan Cumartesi – 15:00)

Moda Tasarımcıları Derneği gelip “Moda Festivali” var demiş, İstanbul Moda Akademisi de içine böyle güzel iki etkinlik serpiştirmiş. Gamze Saraçoğlu ile kahveleri yudumlayıp sonrasında bir şeyler öğrenmeye çalışacağız.

*Eh, bunlardan fırsat buldukça da yepyeni şeyler keşfedip paylaşmaya devam.. Nasıl olsa artık işimiz bu, artık “yazıyorum” değil, “yaşıyorum” olacak bütün cümleler..

Fallen Angels Istanbul Fashion Week’e Hazır

Gördüğünüz defterde tam üç sayfa boyunca alınmış notlar, birlikte geçirdiğimiz güzel Pazar kahvaltısında tam üç saat boyunca konuşulanlar.. Istanbul Fashion Week’e sayılı gün kala, Türkiye’de, hatta dünya çapında bir ilk için hazırlanan bir ismin, Deniz Kaprol‘ün sözlerine kulak verdik Styleboom ile, muhteşem bir Pazar sohbeti esnasında..

Anlatacak, paylaşacak çok şeyi olan insanlarmışız, bunu fark ettik ilk önce. Deniz Kaprol, 15 yıl öncesinden bugüne, ve hatta geleceğe doğru uzanan onca düşüncesini, hikayesini, duygusunu, o kadar içten anlatıyor ki bize, hani şu “ilk görüşte tutulma” yaşanıyor bünyelerde. Hem Ankara anıları canlanıyor masada, hem moda dünyası hakkında görüşlerimiz dökülüyor birer birer. Anlatılanların çoğu sürpriz, çoğu sır olsa da, sizlerle paylaşılacak çok şey var bu yazıda.

“15 yıl önce takı yapmaya başladığımda Cahide Sonku gibi hissettim kendimi.” diyor. Tek, ilk, ortaya kendini atan bir kadın. Yıllardır insanları takı defilesine ikna etmeye çalışıyormuş sabırla. Bu sabırlı çabaları sonuç vermiş bu sene, dkaprol markası, Istanbul Fashion Week takviminde Karma defilede yer almış. 5 Şubat 2011′de, podyumda dkaprol markasının Fallen Angels koleksiyonunu görebileceğiz bu sayede. O her ne kadar tevazu göstermek istese de, uluslararası bir moda organizasyonunda bu şekilde yer alan ilk marka olacak dkaprol, değerini bilmek gerek.

Bu “ilk” için esaslı bir çalışma yapmış Deniz Kaprol ve ekibi. Ekibi dediysem, dostları, bu yolda ona inanan insanlar; Kapalıçarşı’daki ustalardan Mehmet Turgut’a kadar. Sürprizleri biz de elbette defile anında görmek, heyecanı orada yaşamak istiyoruz, ancak bir kaç çok özel detayı paylaşıyor bizimle yine de.

Davetiyelerin de üzerinde gördüğümüz fotoğraflar, Mehmet Turgut imzalı. Mehmet Turgut sadece bununla sınırlı kalmamış, defilenin açılışında izleyeceğimiz çok özel bir videoya da Uğurkan Erez ve Bige Ökten gibi isimlerle birlikte imza atmış. Hem de bu video için kocaman bir labirent kurulmuş, yakışıklı bir melek cennetten kovulmuş. Heyecan verici değil mi?

Bizi bekleyen sürprizlerden birisi de, defilede dkaprol takılarını erkek modellerin taşıyacak olması. Burada “Erkek modeller ne giyecek?” gibi sorular aklınıza geliyor, eminim. Ancak biz öğrenmemeyi tercih ettik, heyecanımızı kaçırmamak için.

Deniz Kaprol’ün üstüne basa basa söylediği bir konu, bu defilede göreceklerimizi “couture” algısı ile değerlendirmemiz gerektiği. Yani burada göreceğimiz takılar, dkaprol markasının hazırlayabileceklerini yansıtan birer örnek aslında. Tıpkı yurtdışındaki defilelerde podyumun aslında bir sahne olduğu gibi, dkaprol defilesinde de gerçeğinden farklı boyutlarda takılar, bambaşka şekillerde karşımıza çıkacak. Belki pek belli etmiyor ama, defile ile ilgili tek endişesi de bu algının Türkiye’de oturmamış olması. Haklı aslında. Biz podyumda ne görürsek onu almak için heveslenir, orayı bir şov değil de alıcı izlencesi gibi değerlendiririz. İşte tam da bu yüzden, sahnede kaybolmaması adına gerçeküstü boyutlarda hazırladığı takılar için “Gerçek boyutlarının bunlar olduğu düşünülmez umarım.” diyor şakayla karışık.

Biraz da Fallen Angels konseptinden bahsetmek istiyoruz elbette. Bir anda koskocaman bir listede, dersine çok iyi çalışmış bir öğrenci edasıyla, bize bu konseptin nereden geldiğini anlatmaya başlıyor. Defilede podyuma çıkacak mankenlerin her birinde bir meleğin sembolize edildiğini söylüyor, meleklerin isimlerinin anlamlarını açıklamaya başlıyor. Hiç kaçırır mıyım, tam benlik bunlar! Cennetten kovulan bunca melek, hepsinin ayrı anlamı, bunları bir defilede, takı defilesinde, erkek modeller üzerinde görmek, of, bu kadar emek, bu kadar özen, inanılmaz geliyor!

Seyahatleri yöneten “imamiah” ya da ölüm meleği “abaddon” için neler tasarlanmıştır acaba? Peki ya meşhur 666, “sorath”?

Merakımı gidermek için sadece bir kaç gün daha beklemem gerekiyor. Istanbul Fashion Week’e kaç gün kaldı şunun şurasında?

Eminim sizler de meraklandınız bunları okudukça. Madem öyle, sadece sahne arkası fotoğrafları, podyum yorumları yetmez; bir kişi gelsin benimle birlikte dkaprol Fallen Angels defilesi için santralIstanbul’a. Yarışma yok, kural yok. Sadece yorumlarınızı merak ediyorum anlattıklarım hakkında. 2 Şubat Çarşamba akşamı, saat 20:00′a kadar gelen yorumlardan bir tanesine, 5 Şubat Cumartesi günü 13:30′da gerçekleşecek dkaprol defilesi için bir davetiye vereceğim, bilginize. [Random.org ile yaptığım çekiliş sonucu, büşra adlı kullanıcı bu davetiyenin sahibi oldu, tebrikler!]

Başlıkta da yazdığım gibi; Fallen Angels, Istanbul Fashion Week’e hazır. Ama şimdi benim aklımdaki soru şu: Istanbul Fashion Week, Fallen Angels’a hazır mı?

Kişisel not: Bitirmeden söylemeliyim ki, bugüne kadar paylaştığım en farklı yazılardan birisi oldu bu. Hem hazırlık aşamasında Styleboom ile birlikte Deniz Kaprol ile yaptığımız (ve devamını beklediğimiz) doyumsuz sohbet hem de anlatılacak bu kadar özel bir konu olması, bu yazıyı diğerlerinden ayrı bir yere koydu.