Tag Archives: burberry

Milan Fashion Attack – Burberry Prorsum

Son bir kaç sezondur Burberry Prorsum defilelerini internet üzerinde canlı yayında izlerken bir yandan da ‘Bir gün gelsin ve ben bu defileyi canlı canlı izleyebileyim!’ diye düşünürdüm. Hazır Milan Fashion Attack modundayım, bu hayali gerçekleştireyim dedim. Benim üçüncü defilem, koleksiyonunu fazlasıyla beğendiğimi belirtmeden geçemeyeceğim Burberry Prorsum defilesiydi.

Defile alanına vardığımda Türkiye’den defileyi izlemek üzere orada bulunan ekibi bulmam o kadar kolay oldu ki! Gülüp eğlenen, fotoğraf çektiren, ortama enerjisini en iyi yansıtan ekip bizimkilerdi desem yalan olmaz. Istanbul’dan bu defileye özel olarak gelen Murat Boz, Burcu Esmersoy ve Oben Budak fazlasıyla şık görünüyorlardı, sebebi belli: baştan aşağıya Burberry Prorsum giyiyorlardı tabi ki. Bunu iltifat olsun diye söylemiyorum, dilerseniz sürekli bu üçlünün etrafında dolaşan magazin fotoğrafçılarına sorabilirsiniz şıklıklarını ve ortama kattıkları enerjiyi.

Bu eğlenceli girişin sonrasında şu hep özendiğim ‘Burberry Prorsum’ defile alanındaydım! Sağa sola bakıp şaşkın çocuk heyecanımı atlattıktan sonra defileyi beklemeye başladım. Tesadüf ki Oben ile yerlerimiz birbirimize yakın, fırsat bu fırsat uzun bir sohbete daldık. Hem defile alanından hem ünlülerden hem genel olarak moda haftasından bahsederken bir anda cep telefonuma mesajlar düşmeye başladı, ‘Kameralara gülümseyin!’ tadında. Meğer biz orada sohbet ederken defile öncesi canlı yayın başlamış, bilgisayar başında defileyi bekleyenler de dakikalarca bizi izlemişler! Eh, ekranları seviyoruz, yalan yok! Ancak bu arada  ’Nerede bu kamera? Rezil olmayayım da..’ diye düşünmedim dersen yalan olur. Sağa sola bakınırken gördüyseniz beni, bilin ki budur sebebi.

Sonra bir anda ışıklar söndü, yağmurların içinden Burberry Prorsum erkekleri çıkıverdi. Defilede bir bir podyuma çıkan parçaların renkleri, dokuları ve bütünlüğü beni o kadar çok etkiledi ki, Burberry Prorsum defileleri arasında yeni bir favori bulduğumu söyleyebilirim. Birkaç dakikalık renk ve doku cümbüşü, yerini ‘Bitti mi? Ben daha fazlasını istiyorum..’ cümlesine bıraktı. Bu da benim şansım olsa gerek, daha fazlasını isteyip dururken defile çıkışında Burberry ekibininden bir yetkili beni showroom’da ürünleri daha yakından incelemeye davet etti. Bu fırsat kaçar mı? Ertesi gün soluğu Burberry Prorsum tasarımlarının içinde yüzüp hayranlığımı defalarca dile getireceğim showroom’da aldım. Şunu söylemeliyim ki elde boyanmış özel şemsiye başlıklarından çok renkli çantalara kadar pek çok ürün ‘Beni almak için sabırsızlanacaksın!’ diye bağırıyordu. Karşılık vermemek olur mu? Ben de onların kulağına eğilip ‘Daha çok para kazanayım, hepinizi alacağım!’ diye fısıldadım. Hem ürünleri yakından inceleyebilmek hem Burberry ekibiyle yakından tanışabilmek benim için muhteşem bir deneyimdi. Showroom’dan hiç ayrılmak istemediğimi söylememe gerek bile yok sanki.

Defile öncesinden, podyumdan ve en önemlisi showroom’dan fotoğraflar aşağıda. Benim ayıla bayıla izlediğim defile videosu da bu yazının sonunda. Bir dahaki Burberry deneyimi? Belki o da yakındadır, kim bilir?


* Burberry Prorsum presented one of the best collections in Milan. I should admit that the colors, patterns and overall emotion got me at first sight! When I have arrived at Corso Venezia 16, it was not hard to detect Turkish guests since there was great energy flowing from that side of the hallway! Turkish popstar Murat Boz, TV host and fashionista Burcu Esmersoy and columnist/DJ/editor Oben Budak (so many titles at once! :P ) were ready to watch Burberry Prorsum fashion show with head-to-toe Burberry Prorsum looks. After some fun chat, we have settled for the show and I started having messages from my friends back in Turkey as ‘Smile to the camera!’. What? Which camera? What’s going on? I learned that while waiting for the show, live stream has been showing our long chat with Oben for several minutes and everyone in the world was witnessing that! So cool! 

Then suddenly, the rain came; bringing many fabulous looking Burberry Prorsum men! I can not explain how much I loved this collection, really! Some minutes later, I was all like ‘Really? Finished? I want more!’ and I guess I’m kinda lucky; Burberry people invited me to the showroom to see more!  It was a great pleasure to see everything that close and chat with the Burberry team, thanks again!

So here you can see some close-ups from the collection, pre-show photos and more. Below all the photos, you can watch the whole show – hope you enjoy it as I did, live in Milan. Another round of Burberry experince? Why not? 

 

Happy Fashionable New Year!

Süslemeler, hediyeler, ışıltılar; bitmek bilmeyen hazırlıklar.. 2011′in son saatlerinde bizde olup bitenlerden küçücük parçalar eşliğinde yeni yılı karşılayalım istedim.. Herkese mutlu bir yıl dilerim!

* Presents, lights, never-ending arrangements for the big night! I would like to welcome 2012 with some details from home at the very last hours of 2011. Have a very happy fashionable new year all! 

W Magazine Madness

New York’ta dergi satan bir dükkan. Tavana kadar uzanmış raflarda daha önce adını sanını duymadığımız dergiler. Bir anda Beyonce çıkıyor oradan, Listen Up! diyip ele geçiriyor.

‘Dönüş yolunda 10 saat uçuş var, okunur elbet.’ diyerek çantaya attığım dergiler arasında sizinle paylaşmak için sabırsızlandığım bir tanesi var ki işte Beyonce’nin bütün ihtişamıyla kapağından fırladığı dergi de bu, W Magazine.

Temmuz sayısı, müzik sayısı. Sayfalar arasındaki müzisyenlerle yapılan çekimler ve özellikle müzisyenlerin moda ile olan bu yakın temasına ayrılan bölümlere büyük bir hayranlıkla daldım.

Başlıkların hepsi birbirinden iddialı, ben bir kaç tanesini sizin için buraya aldım.

* A little store in NYC, took us in, presenting hundreds of fresh magazines. ‘It’s a 10-hrs-flight so take as many as u want!’ says an inner-voice and here it is! One of the best in my hands, W Magazine July 2011 with Beyonce calling me for action! What’s more? Fashion + Music + Fashion + Music + Fashion + … + Music = Total LOVE! 

Fierce, Fearless, Female – Beyonce

Crazy In Love ile başlayan, Single Ladies (Put A Ring On It)’e uğrayan, Run The World (Girls) ile şimdilik yeni hedefine ulaşan çeşit çeşit Beyonce ile birlikte göz alıcı bir yolculuğa çıktığımız bu yazıya Patrick Demarchelier tarafından çekilen fotoğraflar eşlik ediyor.

Beyonce gibi bir divanın nefes kesici fotoğraflarının ardından başka bir diva – ya da hayranlarının deyimiyle Mother Monster – alıyor sahneyi. Sayfalarda Lady Gaga’yı göreceğinizi zannediyorsanız yanılıyorsunuz, peki ya ne var devamında?

* Milestone looks of the diva from the very first steps till today, with stunning photos by Patrick Demarchelier, Beyonce is total hotness and as the title says – Fierce, Fearless, Female! Another diva after that? Mother Monster, not as herself but.. Check it below! 

Dressing Miss GaGa 

Seveni sevmeyeni bir yana, Lady  Gaga her zaman taklit ettiği, yarattığı ve yönettiği moda ile konuşuldu, başına bir şey gelmezse uzun bir süre daha konuşulacak. Bu ‘moda’ sadece Miss Gaga’nın elinden çıkmadı elbette. Arkasında Haus of Gaga adını verdiği bir ekip, ekibin içinde adeta keşfedilmeyi bekleyen Nicola Formichetti vardı. Mugler mirasının başındaki yeni isim, hala Gaga’nın en büyük yardımcısı, W Magazine sayfalarında moda ve müzik dünyalarını bir araya getirenlerin arasındaki haklı yerinde güzel bir röportajla yer aldı. Moda ve müzik dünyalarını bir araya getirmek demişken..

* Love or Hate Her, Lady Gaga is being a huge hit with her looks, copied from a previous reference point, created by Haus of Gaga or managed by many others. Here on W Magazine what we talk about is the man behind all of this! Nicola Formichetti, of course! Fashion and music is combined in this genuine interview. Speaking of this combination..

Behind The Muses 

Müzik dünyasında sesleriyle milyonlara ilham olanlar, elbette bazı tasarımcıların da gönüllerini çeleceklerdi, değil mi? Ya da belki tam tersi, pek çok sanatçı, üzerinde tasarımlarını taşıdığı isimlerle birlikte kamera karşısına geçmeyi deli gibi isteyecekti. Hangisi oldu bilmem ama aşağıdaki gibi fotoğraflar ortaya çıktığına göre, müziğin modayla kimyası muhteşem olmalı..

* It’s inevitable that the musicians are effecting millions, including top designers. So here in these photos, we see who is matching with who! Janelle – Chanel – Monae in the tub with Lagerfeld, Florence Welch dancing with Gucci’s Frida Giannini and so on..

Janelle Monae, Kaiser’in dişi bir kopyası gibi görünmüyor mu? Hem Lagerfeld’in dediğine göre sadece stilleri değil, isimleri de birbirine benziyor, Janelle ve Chanel!

Yoko Ono 78 yaşının ihtişamını yaşayadursun, Proenza Schouler tasarımcıları hala kendisinin 60′lı ve 70′li yıllardaki görünümlerinden ilham aldıklarını söylemekten çekinmiyorlar.

Florence! Her kırmızı halıda, her sahne performansında aklımızı başımızdan almayı çok iyi biliyorsun sen! Koluna Gucci’nin Frida Giannini’sini takıp dans etmeyi de! Tabi Giannini ancak Florence Welch’in şu anda sürdürdüğü konser turundaki kıyafetlerini hazırlamaktan boş vakit bulabildiğine kaçıyordur bu ateşli dans pistine.

Peki ya sen Donatella? M.I.A ile ilgili ‘Tarzını çok yenilikçi ve taze’ buluyorum derken, kendi taze günlerin mi geldi aklına? Bisikletler falan, ilahi.. Yine de Versace olarak fena sahiplenmişsin M.I.A’i belli..

Londra’da bir binanın çatısında, Burberry’nin altın adamı Christopher Bailey, ‘İngiliz görünümünün vücut bulmuş hali!’ diye tanımladığı George Craig ile birlikte.. Beatles çalıyor fonda, eminim buna..

More More More 

Peki ya başka? Yukarıda gördük, Beyonce  kapakta ama bir de Christina Aguilera opsiyonuyla. Yanında ‘The Hit Parade’ çekimi, Terry Richardson karelerinde müzik dünyasının stil ikonlarının yeniden can bulmuş halleriyle. Üstüne Pharrell Williams’ın günlük hali de eklenince.. Bakmaya doyulamayan bir dergi, 4.99 $ değerinde bir hazine, W Magazine. Bir şekilde bulursanız kaçırmayın, en olmadı W Magazine sayfasında çekimlerden daha fazla fotoğraf ve videoya ulaşın.

*More? The cover’s Christina Aguilera version, ‘The Hit Parade’ shoot of Terry Richardson where style icons of the music world are revived, a-daily-dose-of-Pharrell Williams and so on.. Costs $4.99, worths a treasure! Please go and check W Magazine website in order access more photos and extra videos.

Gimme Some iPad Fashion

Henüz bir iPad alamadım. Klasik “Daha iyisi çıkar yakında, onu alırım.” kafalarındayım, ne fena. Ancak alamamış olmak, takip etmemek anlamına gelmiyor, değil mi?

Baktım, pek çok büyük marka, iPad için harıl harıl çalışıyor, birbirinden şık iPad kılıfları üretiyor. Ben de “Bir gün iPad alırsak, kılıfı nereden olsun?” sorusuna cevap olabilecek alternatifleri bir dizeyim istedim. Bazılarını çok sevdiğim için, bazılarını klasik çizgilerinin devamı olduğu için, bazılarını ise ben sevmesem de bir seven olur diye düşünerek burada paylaştım.

Favorim Dolce & Gabbana’dan gelen bu kılıflar. Her rengini seve seve taşıyabilirim.

Ferragamo biraz daha klasik görünse de Prada’nın bu fazlasıyla havalı kılıfını kaçırmamak gerek.

Bu Louis Vuitton’lar yıllardır süregelen klasik çizginin devamı, ancak benlik değiller.

Marc by Marc Jacobs bu kılıflar hem iddialı hem de biraz daha günlük kullanıma uygun görünüyorlar.

DVF’nin desen dünyasından fırlayan bu çeşit çeşit kılıflardan en az birisi sizin zevkinize hitap edecektir diye düşünüyorum.

Chanel’in şık ve klasik kılıfı, adeta bir çanta gibi. 

Burberry, klasik, şık ve aynı zamanda bana garip bir şekilde hareketli gelen bu modeliyle benim listemde iyi bir yerde.

Alaia’nın bu sıradışı kılıfı da dikkat çekenler arasında. Hem çekici rengi hem de farklı tasarımıyla güzel alternatiflerden birisi.

Bunca seçenek arasından birisini seçmek zor, hızla gelişen teknoloji dünyasını modayla birleştirme çabası daha da zor. Hem moda denince kolay olan ne var ki? :) Gerçi benim kafam rahat, henüz bir iPad’im yok, bu seçenekler arasında kaybolmak macerasına atılmam gerekmeyecek. Ama  aranızdan bazılarının bu yazıdan sonra online mağazalarda iPad kılıfı aramak üzere klavyeyi yoracağından eminim.

Candy Shop : Milan Mix

Hangimiz sadece bir çeşit şeker ile yetinebilir ki kocaman şekerci dükkanında? Paketi açıp önüne gelen her türden şekeri içine atmak geçmez mi içimizden arada?

Hazır Milano moda haftası üzerine yorumlar, yazılar, fotoğraflar uçuşuyor etrafta, ben de sizler için bu haftanın Candy Shop bölümünü karma hazırlayayım dedim. Podyumdan dükkana, anında!

Unutmayın, yeni sezonun tasarımlarına da bu tasarımları taşıyanlara da uzun uzun bakmak serbest! Ha bir de, dileyen olursa hangi marka şekeri neden beğendiğini yazabilir, biz de anlarız hangi tatların daha çok sevildiğini, atış serbest!

Burberry Experience A/W 2010

Hayır hayır.. İstanbul yağmura teslim diye aklım kaymış değil.. Sırf yağmur gördüm diye muhteşem trençkotlarına bayıldığım Burberry hakkında karalamaya gelmedim buraya.

Burberry ortalığı karıştırmasa, emin ol ben de yazlık modumu terk etmezdim. Ama “Adamlar yapmış!” diyeceğim işlerle karşıma çıktılar, dayanamadım!

Burberry tarafından hazırlanan Sonbahar / Kış 2010 reklam kampanyası, beni ilk gördüğüm andan beri heyecanlandırıyor. Renkler, duruşlar ve enerji.. Belki de sadece Burberry olması yetiyor..

Fotoğrafların Mario Testino tarafından çekildiğini söylesem, kafanızda bir şeyler daha net oturur sanıyorum. Bu zamansız Burberry ürünlerini, Burberry mirasından ayrılmadan olabildiğince yenilikçi bir şekilde yansıtmış kendisi.

Yenilikçi mi dedim? Evet, şimdi tam sırası! Burberry’nin beni heyecanlandırmasının bir diğer nedeni de bu kampanya dahilinde internet üzerinden yaşattıkları deneyim! Peki, ne bu?

Burberry Experience sayesinde gördüğünüz bu görselleri ileri geri hareket halinde görebilir, 180 derece çevirerek gerçeğe çok yakın bir deneyim yaşayabilirsiniz. Hem toplu çekimler hem de çeşitli aksesuarları bu şekilde farklı açılardan, derinlemesine incelemek mümkün.

Bahsettiğim bu yeniliği Burberry CEO’su Christopher Bailey de şu şekilde anlatmış:

Bu kampanya orijinal ve zamansız mirasımızı korumakla birlikte şu anda iletişim kurmakta olduğumuz modern zamana evrimleşiyor. Burberry yenilik ve dış giyim üzerine kuruldu; ben de herkesin bu kampanyayı bir görsel iletişim olarak değil de, insanların teknoloji, müzik, duygular, duruşlar ve ürünler sayesinde yarattığımız ortaklığın bir parçası olarak hissettiği bir iş olarak görüyorum.

Bailey’in bu sözünün ne anlama geldiğini sizlere burada gösterebilmek adına bir videoya ulaştım. Burberry Experince sayfasında karşınıza çıkacak deneyimin küçük bir özetini sizlerle paylaşıyorum.

Gördüğünüz gibi Burberry dünyasında güzel bir şeyler oluyor. Ben burayı okuyan bütün moda meraklılarına hemen Burberry Experience sayfasında bu farklı deneyimi yaşamalarını tavsiye ediyorum. Hazır hava yağmura bulanmışken, Londra hasreti üzerimize çökmüşken.

[videoyu F.TAPE aracılığıyla yayınlıyorum. Kendileri kullanmam için izin verdiler. Teşekkürler! Thank you guys for your help and cooperation @ F.TAPE . ]

Burberry’den Yağmur Aşkına

April Showers

Burberry yağmuru çok seviyor. Nasıl sevmesin? Gözünü sevdiğim Londra senenin çoğunu “ıslak” geçiriyor.

Burberry yağmuru çok seviyor. Burberry sevenler de yağmuru sevsin istiyor.

Sonuç olarak da karşımıza bu “April Showers” serisi çıkıyor.

April Showers

yağmur altında başbaşa yürümek” romantizmine ne kadar yakınsınız bilmiyorum, ama ben baştan aşağı bu mini-koleksiyondan giyiniyor olsaydım saatlerce ıslanmaya razı kalırdım!

April Showers

April Showers, klasik Burberry karelisini barındıran, ancak heyecanı detaylarda arayan ürünlerle karşımıza çıkıyor. Telefon kılıfı, çanta, şemsiye ya da trençkot fark etmeksizin bütün ürünlerde skalanın farklı köşelerine dağılmış renkleri görmek mümkün.

April ShowersApril Showers

Ben özellikle trençkotlardaki renkli yakalara bayıldım! Hem klasik Burberry dokunuşunu yakalamak, hem de kenarda köşede sakladığınız o yaramazı dışarı çıkartmak için birebir!

Trençkot konusunda pek deneyimli olduğum söylenemez, ancak bunlar alınır; itinayla,seve seve, bayıla bayıla giyilir!

April Showers

Son olarak Burberry sitesinde karşımıza çıkan eğlenceli videoyu ekliyorum, April Showers ürünlerini iş üstünde görmek isteyenler için.

Burberry’nin bu nisan yağmuru acaba gerçekten adı gibi kısa süreli bir iş mi, yoksa bu rengarenk klasikler kalıcı mı bilmiyorum. Ancak en yakın zamanda etrafımızda bunları giyenleri görsek hiç de fena olmaz.

dip not: geçen hafta Nişantaşı caddelerinde iki kızın ayağında ilk görseldeki botları gördüm. Evet, kıskandım!

Best Spring Buys

Bahar telaşına kapıldığımız bu günlerde, Nice Things For Nice Boys benden “The Best Spring Buys” adı altında, bu baharda en çok neleri giymek istediğimi göstereceğim bir seçim yapmamı istedi.

Ben de tabi ki kırmadım, 2010 Bahar için seçtiğim 10 güzel parçayı kendisine gönderdim. Burada görebileceğiniz 10 parçanın içinden bazılarını ise tekrar bu sayfaya taşımak istedim.

Best Spring Buys

1 – Adidas Originals, A.039 rüzgarlık

Renklerine bir baksanıza! Gerçekten çok aramış olmalılar bu iki rengi! Ama iyi ki de o kadar çok aramışlar çünkü yan yana geldiğinde müthiş durmuş! En bayıldığım şey bu sanırım!

2- TopMan mercan kırmızısı Şort

Terzi elinden çıkmış gibi, klasik kesim bir şort. Ancak bir yandan da rengiyle “Hiç de klasik değilim.” diye bağıran bir iş. Krem/beyaz bir gömlekle nefis olmaz mı?

3- Ateliers Arthur Sneakers

Daha önce Sneaker Aşkına! yazıma ayıla bayıla koyduğum, bakmaya doyamadığım, alsam giymeye kıyamayacağım, hatta belki de bir kaç çift alacağım muhteşem bir şey bu.

4- Swatch Colour Codes Multi – Bi saat

Daha bir kaç gün önce karşılaştığım Swatch Colour Codes saatlerin en bi kıpır kıpır olanlarından bu saat. Üzerindeki klasik siyah/beyaz desen ve bunu tamamlayan birbirinden iddialı renkler, bu saati görür görmez aşık olmama neden oldu!

5- Burberry Tubular Aviator güneş gözlükleri

Sade ama bir o kadar gösterişli bir gözlük bence. Kendini gösteren ama bağırmayan türden.

6- Marc by Marc Jacobs Shopper çanta

Erkeklerin de artık yavaş yavaş bu çantalara alışması gerekiyor. En azından stil sahibi olmaya özen gösterenlerin. Bu çanta hem erkekleri alışılmışın dışına götürmeye çalışıyor hem de bu yılın rengi olan turkuazı erkeksi bir tonla karşımıza çıkarıyor.

Bu listedekilerden en az birine sahip olabilmeyi çok isterdim. Doğum günüm yaklaşırken bunu okuyup gören birileri olur mu acaba? :)

Moda Tutkunlarına Fast-Food, McFancy!

TheCoolHuner.net yaratıcı bir pazarlama, dizayn ve mimari portalı; ve 2010 yılında karşımıza Access Agency isimli bir ajansla, iddialı işler yapmak için çıkmaya hazırlanıyor.

Bu işlerden henüz iş verenin haberi var mı bilmiyorum, ancak McDonald’s için hayli ilginç bir konsept çalışma hazırlamışlar.

Temel olarak konumuz, sevdikleri ünlü markalardan ayrılmak istemeyen kitleye yönelik bir McDonald’s yaratmak – ki buna McFancy adını vermişler.

McFancy’ler moda haftalarında, ihtiyaca yönelik hazırlanacak özel McDonald’s şubeleri gibi düşünülmüş. Smokinli garsonlar, gümüş yemek takımları, VIP yemek odaları gibi anti-McDonald’s özellikleriyle dikkat çekiyor.

Konsept tasarımdaki şu görsellere bakacak olursak lovemark’larına sahip çıkan kitleyi fazlasıyla memnun edecek eğer gerçekleşirse.

mcfancy1

mcfancy2

mcfancy3

mcfancy4

Ortaya çıkan işlerin göz doyuruyor olması bile yeterli! Bakalım bu tür bir iddiaya McDonald’s sıcak bakacak mı?

Benim kişisel fikrim, bu menüleri sadece görsel olarak değil de içerikleri itibariyle de markalara uyumlu halde hazırlamanın daha iyi olacağı yönünde.

Örneğin McGucci, McPaulSmith gibi farklı burgerler, menülerde farklı kombinasyonlarla hazırlanırsa işte o zaman tadından yenmez.

Bana bir McChanel ver, No:5 olsun!