Tag Archives: blog

Make-Up Designory

Cümleler havada uçuşuyor: ‘Profesyonel makyaj uygulamaları..’ , ‘Hollywood bunu kullanıyor yahu..’ , ‘Eğitimde çok iddialıyız..’

Make-Up Designory (MUD) Türkiye’ye geldi; ürünler henüz kimseler tarafından keşfedilmeden makyaj ve moda bloggerlarına özel bir buluşmada sergilendi, denendi, kurcalandı. Ben bile bir süredir kullandığım kapatıcılarına ayılıp bayılıyorken bizim kızların neler düşündüğünü tahmin dahi edemiyorum.

Yeni bir markaya karşı ister istemez önyargılı olunsa da hem MUD makyaj uzmanlarının bloggerlar ile yaptığı uygulamalar hem de Duygu Akdeniz’in bizlerle paylaştığı MUD deneyimleri sayesinde gördük ki kozmetik dünyasına yeni katılan, ürünleriyle iddialı, yarattığı MUD-loft konsepti ile de makyaj eğitimin çok daha iddialı olan bu markayla daha sık karşılaşacağız.







 * ‘Professional make-up .. ‘ , ‘ Popular in Hollywood. .. ‘ , ‘Several make-up education opportunities.. ‘ 

We heard many of these during a blogger meeting held by Make-Up Designory (MUD), celebrating their launch in Turkey. We tried the products and learned about MUD-loft concept (which is a store and a classroom at the same time) with the help of MUD make-up artist, MUD brand representatives and Duygu Akdeniz, a beautiful Turkish model who was using MUD products for a while. I admit that I liked MUD cream foundation a lot, let the girls aside! 

I think we will hear and see more about MUD from now on..

Bize İyi Kalbin Gerek!

Yanlış anlaşılmaktan ne kadar çekinebilirsin? Gülmekten, eğlenmekten, sevdiklerinle bir arada olmaktan ne kadar uzak kalabilirsin? Ahlaki değerler sağlığınla ne kadar ilgilenir?

Biz kafa kafaya verdik, hayata pozitif bakan bir grup blogger olarak HIV ile yaşayan insanların halen karşılaşmakta olduğu yanlış anlaşılmalara, ayrımcılığa ve yalnızlaştırmaya dikkat çekmek istedik.

Sorumlu Blog olarak adlandırdığımız bu oluşumun ilk adımı, HIV/AIDS hakkında farkındalık yaratmak. M.A.C AIDS Fund aracılığıyla bu konuda çalışmalar yürüten M.A.C ana sponsorumuz oldu, Pozitif Yaşam Derneği’nin desteğini aldık ve yola çıktık.

1 Ekim’den itibaren Taksim Metrosu’na yolunuz düşerse, duvarlarda fotoğrafçı Dilan Bozyel tarafından çekilen fotoğrafları göreceksiniz. Bu fotoğraflarda HIV ile yaşayan insanların her gün, her an karşılaştığı rahatsız edici durumlara bile pozitif şekilde bakmaya çalışan, aynı piknik örtüsünün üzerinde birlikte poz veren blog yazarlarını ve sosyal medya kişileri ile karşılaşacaksınız.

Her blog yazarı ve sosyal medya kişisinin farklı bir anlam yüklediği fotoğraflarda ben HIV/AIDS ile yaşama durumunun ahlaki bir durum değil, sadece ve sadece tıbbi bir durum olduğunu anlatmaya çalıştım. Ahlakınız transseksüelleri dışlayabilir, ahlakınız çift cinsiyetlileri görmezden gelebilir, ahlakınız lezbiyenlerin kalbini anlamayabilir ama ahlakınız tıbbi bir durum olan HIV/AIDS ile ilgili olarak doğru olanı görmek zorunda. HIV ile yaşayan insanların bizlerden ‘hiç ama hiç  farklı olmadıklarını’ anlatmak için ‘çok ama çok farklı’ olmak istedim ben de, ahlakınızı zorlayabilecek bir şekilde.

Tam da burada, başlığa dönmek gerek belki de. Boşuna demiyoruz, ‘Bize İyi Kalbin Gerek’ diye. Bu yazıyı okuyorsanız bilinçlenin, etrafınızı bilgilendirin, doğru sandığımız yanlışlardan kurtulun ve iyi kalbinizi bizimle paylaşın; lütfen, lütfen, lütfen!

HIV/AIDS ile ilgili en doğru bilgileri almak için:

Pozitif Yaşam Derneği Site

Sorumlu Blog Projesi ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için:

Bunların dışında Twitter üzerinde #bizeiyikalbingerek yazarak bizlere destek olabilirsiniz.

Hayata pozitif bakmaya devam etmeniz dileğiyle..

 

*How misunderstood one can be? How isolated can you live among others? 

We, a group of ‘Responsible Bloggers’ came together and created a new project called ‘Sorumlu Blog’ (meaning Responsible Blog) which will  use social media channels to create visibility for causes. Our first step is a photo-shoot with our talented photographer Dilan Bozyel, sponsored by MAC AIDS Fund and supported by Positive Living Association. More than 20 bloggers and social media figures have come together for a photo-shoot underlining the isolation of the HIV+ people in daily life, with a very positive and warm setup. These  bloggers and figures have come up with different ideas about the photo-shoot and supported the photos with different headlines. My photo stands against the isolation and judgement of HIV+ people based on so-called moral values rather than having the situation as a medical issue. Moral values may judge transsexuals, moral values may ignore hermaphrodites, moral values may not understand lesbians; however, HIV/AIDS is a totally medical situation which should not be defected by moral values. In order to tell that HIV+ people are ‘not’ different from us, I wanted to be ‘very different’. I hope this step raises awareness on HIV/AIDS and creates a new standard of understanding for the people who lives with HIV. You can check Positive Living Associaton website here

23 Nisan’da Blogun Sahibi..

Tuna (8)UNICEF yararına Roche tarafından düzenlenen ‘Geleceğin Yıldızı Sensin! Ne Olmak İstersin?” resim yarışmasına katıldığı resmini paylaşıyor.

Yaratıcılık, hayallere uzanmak, onları gerçekleştirmek hiç de kolay değil.. Zorluklara rağmen bir gün tam da istediği yerde duran insanlardan biri olman dileğiyle :)

23 Nisan kutlu olsun!

Puma Puma Boom vs. Oben Budak

Puma Puma Boom ekibi yeniden bir arada, kapışmada! Kapışma demesek aslında, bir çeşit tanışma. Malum, bizim ayakkabılar hazırlık aşamasında. Moğollar pek kızmış olacak ki bu işe, “Oooo olmaz, Mongolian Barbeque bizim vatandan başka yerde anılmaz!” diye emir buyurmuşlar, Puma da bizim ayakkabıları ateşten çıkarıp fabrikaya sokmuş, bu etkinliğin adını “PUMA Creative Factory” olarak değiştirmiş. E olsun, ne fark eder ki bize?

Ocakbaşından da gelse, fabrikadan da çıksa, bizim tasarımlar hazırlanıyor, yolda! Ama arada boş durmayıp rakiplerle de tanışıyoruz. Eee, alt etmek için tanımak gerek ,değil mi sevgili Oben Budak?

Buluştuk, tanıştık, kaynaştık, blogları konuştuk, yeni medyayı tartıştık, yepyeni bir anı yarattık, “Sonuçlar gelince görüşeceğiz!” diyerek tatlı tatlı ayrıldık. Sizlerle de paylaşmadan olmaz, bol eğlenceli buluşmadan tadımlık “eğlenceli” kareler aşağıda.

Panoya Takılan Blog Yazarları

Boşuna demiyorum “KorayCaner her yerde!” diye. Bakınız yine beyazcam ekranındayım. Bu sefer nasıl mı oldu?

Panoya Takılanlar adlı blogun sahibi sevgili Gizem bana ulaştı, “Blogun bir dergi olsa nasıl olurdu, merak ettin mi?” diye sordu. Kim merak etmez ki? Hemen kabul edip beklemeye başladım, bakalım neler çıkaracaktı bu yetenekli kız.

Gizem’in blogunda da sık sık karşılaşacağınız tarzda bir dergi kapağı çıkageldi! Derginin adı tabi ki KorayCaner, kapak fotoğrafı ise benim Vogue Türkiye lansmanı zamanı televizyona düşen halim.

Peki sadece ben mi? Tabi ki hayır. Sevgili Gizem benimle birlikte pek çok blog yazarını resmetmiş, hepsini hem ortaya karışık pozlarda buluşturmuş hem de dergi kapaklarını hazırlamış.

Ortaya karışık pozlar aşağıda, merak edenler için diğer blog yazarlarının Gizem’in elinden çıkan dergi kapakları Panoya Takılanlar‘da.

Gizem’e kocaman kocaman teşekkürler, bu kadar emek harcayıp bizleri panosunda ağırladığı için.

Fashion’s Night Out Bloggers

Herhalde o gün Twitter’a bakıp da #fno işaretini görmeyen kalmadı.

Ya da internet başına geçip bloglara bakıp “Bu akşam ne giysem?” , “Bu akşam nereye gitsem?” sorularına cevap arayan bir sürü insanla karşılaşmayan.

Modanın eğlenceli yönü, alışverişin geceye taşanı Fashion’s Night Out, 16 Eylül gecesi gerçekleşti; ben de sevgili blog yazarı arkadaşlarımla birlikte bütün geceyi oradan oraya koşuşturarak geçirdim!

Gerçi bakmayın, “koşuşturmak” denince sizin aklınıza gelen ne bilmiyorum ama bizim aklımıza gelen bol bol gülüp eğlenmek, ürünleri incelemek, bunları hemencecik takip edenlerle paylaşmak ve olmazsa olmazımız fotoğraf çektirmek!

Hem de o kadar çok fotoğraf çektirmek ki nereye bakacağını şaşırmak! Aşağıya doğru bir bakın, StyleBoom , Fashion by Siu, Stilize, Modenise ve Fashion Kido‘yu göreceksiniz ama her fotoğrafta en az bir kişi başka bir objektife bakmakla meşgul. Eee çeken çok olunca, bizim gibi kameraları sevmeyen (!) insanlar da ne yapacağını şaşırıyor..

Peki gecede neler yaptık diye bir bakacak olursak..

- Son zamanlardaki en büyük aşkım Bilstore’a uğradım, Borak Aksu FNO özel gömleğiyle tanışıp memnun oldum, en sevdiğim Fred Perry çantalara ve miniminnacık Melissa ayakkabılara bakıp bakıp iç geçirdim. Ah bir de o Linda Farrow gözlük .. Benim olacaksın!

- Yol üstünde M.A.C. ‘e bir uğradım, orada da herkes fotoğraf derdindeydi ama bir yandan da yeni koleksiyon Fabulous Felines ile makyaj uygulamaları bütün ciddiyetiyle devam ediyordu tabi ki.

- City’s AVM’ye girerken “Aman tanrım! Böyle bir kalabalık görmedim ben!” dedim çünkü ciddi anlamda adım atacak yer yoktu benim girdiğim saatlerde. Önce Banana Republic’te bir soluklandım, güzel ikramlarla şımardım, sevgili Ayşe Kucuroğlu ile güzel bir sohbete daldım; ardından da GAP ile birlikte gerçekleştirdiğimiz FNO özel yarışmasının talihlisi olan Fashion Kido‘ya hediyesini vermek üzere GAP mağazasına koşturdum.

- Ardından hemen yönümü The House Cafe’deki Özgür Masur buluşmasına çevirdim. Her kadının içindeki “Bi tanecik Özgür Masur elbisem olsun aaah aaah..” bölmesini harekete getiren bu adam benimle birlikte orada olan herkesi yine çok sıcak karşıladı ama bu sefer biz ziyaretimizi kısa tutup kalabalık etmeden başka bir tarafa koşturduk.

- Koşuşturmacamız V2KDesigners ve Beymen Blender yönünde devam etti, “Vogue ile Bugün Ne Giydim?” standında fotoğraflar çektirildi ama gece benim için burada sona erdi.

Malum işten çıktı yorgun bünye (böyle diyorum ama bütün gece boyunca 3 ayrı kıyafetle fotoğrafım var, ne yorgunluksa benimkisi de, peh!) hemen evine dönüp geceden kalan bu fotoğrafları toparlamaca çalışmasına girdi.

Gecenin yankıları ise her yerdeydi! Yukarıda gördükleriniz dışında FNO gecesinde bir araya geldiğim diğer blog yazarı arkadaşlarımdan ( Alışveriş Cini , Serap’la Moda, Zet Fashion , Ayşegül in NY, Moda Sanattır ) da bu gecenin izlenimlerini okuyabilirsiniz. Üstüne bir de Bağdat Caddesi’ni merak ederseniz bitanecik Stil Direktörü Edi’mi okuyabilirsiniz. Yetmedi mi? Az önce elime aldığım Sabah gazetesinin Pazar ekinde de FNO ile ilgili bir yazı bulabilirsiniz! Çok sevdiğimiz DB Junk Deniz Berdan, FNO izlenimlerini anlatmış, bizleri de unutmamış.

Deniz’in bu yazısının tamamını okumak için buraya tık tık!

Biraz uzun mu oldu ne? Ama Fashion’s Night Out da epey uzundu, bu yakışırdı.

Bu sene bir ilkti, devamının daha da güzel olacağına inanıyorum. Ve şimdiden daha yüksek performans gösterip ayak basılmadık mağaza bırakmamak adına çalışmalara başlıyorum.

* Fotoğrafları çeken Reha Kale ve Zeynep Güçlüten’e , bana hemencecik ulaştıran sevgili StyleBoom’a çok teşekkür ederim :)

Fashion’s Night Out – GAP ile Buluşmaya Hazır Mısın?

“Here Here Here, The Best Time of the Year!”

demek istiyorum, ama henüz yılbaşı gelmedi. Belki bir bakıma, moda dünyasında Eylül sayıları raflara vurduğu için Eylül ayını yılbaşı olarak kabul edebiliriz aslında.

Eylül için bir çeşit yılbaşı dedik ama bunun “kutlama” kısmını apayrı bir yere koymak lazım. Moda dünyası, geçtiğimiz yıldan beri bu yılbaşını ve hareketliliği kutlamak adına Fashion’s Night Out etkinliğini gerçekleştiriyor.İlki geçtiğimiz sene düzenlenen bu etkinlikte kutlamaya katılan mağazalar belirlenen o gece saat 24:00′a kadar açık kalıyor. Çeşitli indirimler, sürprizler ve hediyeler; alışverişi eğlenceyle buluşturan bu etkinliğe katılanları bekliyor.

Yılbaşı dedim durdum, malum yılbaşı hediyesiz olmaz. Peki Noel Baba KorayCaner bu geceye nasıl hazırlandı?

Bu sayfalarda gezinen, zaman harcayan okuyuculara Fashion’s Night Out’a özel bir hediye, GAP aracılığıyla geliyor! Hem de Nişantaşı GAP mağazasında KorayCaner tarafından sahibine ulaştırılıyor! Nasıl mı?

- Öncelikle bu sayfaları okuyup da hala üye olmayanları sol tarafa bekliyorum. “Bu siteye katılın” bölümünden üye olalım, tık tık!

- Bu yazının sonunda soracağım sorunun doğru cevabını bilen okuyucular, yazının altına 15 Eylül 2010 saat 23:59′a kadar yorum bırakıyor.

- Doğru cevap içeren yorumlar, yukarıdaki sürenin bitişinde KorayCaner tarafından onaylanıyor.

- Onaylanan doğru yorumların arasından bir tanesi, yapılacak çekiliş ile belirleniyor ve sonuç bu yazının sonunda güncellenecek “Durum” bölümünde duyuruluyor.

- Aklınızda bulunması gereken şey ise yorumla birlikte size ait isim-soyisim bilgilerini ve size ulaşabileceğim bir e-mail adresini girmiş olmanız.

Gayet kolay, gayet çabuk.

Peki ödül?

1 kişiye GAP’ten yapacağı alışverişlerde %50 indirim fırsatı!

Ve üstüne, Fashion’s Night Out gecesi GAP ile birlikte yaptığımız bu projeye dahil olan diğer sürpriz blogger arkadaşlarımla tanışma, birlikte güzel bir alışveriş eğlencesi geçirme şansı! “En Sevdiğiniz Bloggerlar, Sizi GAP ile Buluşturuyor” desek daha doğru aslında.

16 Eylül Çarşamba akşamı, 19:30 – 21:30 saatleri arasında, Nişantaşı City’s GAP mağazasında bizimle birlikte bu eğlenceyi yaşamak ve GAP’ten %50 indirim fırsatına kavuşmak isteyenler; kolaylıkla yanıtlayabileceğiniz sorunuz:

GAP’in bu seneki en önemli çalışmalarının arasında bulunan Premium Siyah Pantolon Koleksiyonu’nun adı nedir ?


Çalıştırın parmakları, katılın, duyurun, Fashion’s Night Out için hazırladığımız bu güzel sürprize ortak olun! :)

Durum: Kazanan belli oldu,kendisine hemen ulaşıyorum!

Yorum bırakan ve paylaşan herkese çok teşekkürler!

Peki ya tek şansımız burası mı? Tabi ki değil! Aşağıdaki blogları da ziyaret edin, şansınızı arttırın!

Kanka Nerdeyim Ben?Serapla ModaAychulusModeniseModa SanattırModa TutkusuAlışveriş Cini - Zet Fashion

Istanbul Fashion Week – I

Eğer “Hangi tasarımcı kaç parça çıkarmış, nelerden etkilenmiş, nelerden “esinlenmiş” , hangi kumaşları kullanmış” öğrenmek istiyorsanız; adres burası değil bunu bilin. Ben bu 4 günü anlatan geniş bir yazıyla başbaşa bırakıyorum okuyanları, kendi gözümden değerlendirmeye çalışacağım.

Istanbul Fashion Week, benim için artılarını eksilerini değerlendireceğim ve beğendiğim tasarımcıları/tasarımları paylaşacağım bir garip “serüven” oldu; koleksiyonları çok sevdiğim en birinci çalışkan arkadaşım StyleBoom‘un birbirinden güzel yazılarından takip ettim.

İlk kez bir moda haftasına katılıyor olmak heyecan vericiydi evet, ancak sanırım beklentilerim çok çok yüksek olduğu için, arada topallayan bu organizasyona karşı ağır eleştiriler getirdim 4 gün boyunca. Kimi zaman içeri giriş, kimi zaman oturma düzeni, kimi zaman farklı PR şirketlerinin tutumları yüzünden sıkıntılar yaşadık, bütün bunları saniye saniye Twitter üzerinden anlattım zaten. Ancak temelde sıkıntımız “kırmızı halı sefilleri” şeklinde özetlenebilir diye düşünüyorum.

Defilelerin pek çoğunda girişte “Türk blog yazarları beklesin, önce basın ardından yabancı basın en son Türk blog yazarları” şeklindeki rezalet tutumu anlamak mümkün mü? “Blogger mı? Hmm..” diyip dudak bükenlerin aklı nerelerine kaçmış çok merak ediyorum. Her kapıda, oturduğum her koltukta giriş kartıma bakıp “Blogger” yazdığını görünce küçümsemeye başlayan insanlar görmek ne kadar da güzel! Hele bunu yapanların arasında bilinen dergilerden editörler de olunca, tadından yenmiyor.

Kulislerde dönen “bloggerları ezelim” senaryolarının kanlı canlı halini gördüğümüz 4 gün boyunca ne yazıktır ki her yerden “Şu kişi sizinle ilgili böyle dedi.” lafları geldi kulağıma. “Türkiye’de blogger yok” kafasına sahip insanlar tarafından Istanbul Fashion Week’e davet edilen “yabancı” blog yazarlarındaki hayal kırıklığını ise tarif dahi edemem sanırım. Birinci ağızdan duyduklarımı buraya yazsam utanç duvarına dönecek, hiç gereği yok.

Biz nasıl ki yabancı edisyonlar ile Türk edisyonları karşılaştırıp yapıcı eleştirilerimizle ortaya çıkıyorsak, LÜTFEN Türk moda basını da aynı şekilde yapıcı eleştirileri ile karşımıza çıkıp bizi de geliştirmeye çalışsınlar. “Siz kötüsünüz, öylesiniz, böylesiniz” diyip özel hayatımıza kadar takip edip cevaplar hazırlayacaklarına “Gelin biz bunları biliyoruz, birlikte başaracaklarımızı konuşalım” desinler. Yeni dünyada herkese yetecek kadar yer var,  kimse kimsenin işini elinden almayacak, korkmasınlar.

Hiç bir zaman kendim için “Çok iyi bir moda blogum var.” demedim, diyemem de. Benden çok daha ciddi çalışan isimler varken, halt yemek olur bu. Ancak bu başarılı isimlerin bile hakkını vermeyip “copy paste blogger olmak” ile suçlayabilenler olduğu sürece bu tartışmaların sonunun geleceğine inancımı yitiriyorum.

İki tarafın da birbirinden beslendiği ve etkilendiği bir ortamda, zaten yeterince iyi işler çıkmazken bu ego sorunlarıyla uğraşıp zaman harcamak çok gereksiz değil mi sizce de?

Bu tatsız konuyu uzatmaya niyetim yok, iyi olan kazansın, iyi işler yapılsın diyerek bu ilk değerlendirme yazısını noktalıyorum. Okuyanlardan tek ricam bu yazıyı paylaşıp yorumlarıyla zenginleştirmeleri. Bu tartışmayı adam gibi yapıp dikkat çekmediğimiz sürece saçma sapan dedikoduların ortağı olmaya devam edeceğiz.

İkinci değerlendirme yazısında Günseli Türkay, Bora Aksu, Arzu Kaprol ve Istanbul Fashion Week’teki organizasyon rezaletlerinden bir tanesi sizi bekliyor olacak.

Lee F/W 10 Lansman

Bu fotoğraftaki blog yazarlarını bir araya getiren şey, Lee basın lansmanıydı.. Hani şu zamansızlıktan yazamadığım, artık geç de olsa paylaşmak istediğim..

Ancak arayı kapatmakta üstüme yoktur, hemen girişiyorum anlatmaya!

Lee için Atiye Sokak’taki The House Cafe’de düzenlenen basın lansmanına Kanka Nerdeyim Ben ile birlikte ulaştık. Halihazırda Fashion by Siu’muzun düğünü için İstanbul’da, Aychulus’un misafiriydik, bu tanıtım kaçmaz dedik!

Lee ekibi bizi her tarafı kaplayan Lee ürünleriyle ve çok güzel ikramlarla karşıladılar, gün boyu hem gazete ve dergilerden katılım gösteren isimlerle hem de blog yazarı arkadaşlarla vakit geçirme fırsatı yakaladık. Yeri gelmişken, Lee ürünlerini anlatmaya kendimi kaptırmadan, yukarıdaki fotoğraftaki isimleri sayalım, tabi ki soldan sağa : StyleBOOM , Stil Direktörü , Kanka Nerdeyim Ben? , Une Voguette , KorayCaner , Alışveriş Cini , ve ev sahibemiz sayılan  Aychulus .

Gelelim Lee Sonbahar / Kış 2010 koleksiyonuna.

Yıllardır jean üzerine farklı deneyimler sunmayı vaat eden Lee, yeni sezonla birlikte bundan yıllar yıllar öncesine uzanıyor. Geçmişin modasını canlandırıp geleceğe taşıyan Lee, bu sezon  jeanleri bol bol yıkıyor, hem de taşlarla! Evet, Stonewash tekniğiyle bu kotlar 15 dakikadan iki saate uzanan süreler boyunca taşlanıyor. Hem de sadece pantolonlar değil; ceketler, gömlekler ve hatta T-shirtler bu şekilde yıkanarak renk renk, desen desen yepyeni ürünler ortaya çıkıyor!

Lee’nin bir diğer yeniliği de Stretch Deluxe pantolonları. Kadınlar için üretilen bu parçalar, hem kalıbını koruyan hem de rahatlığı gözeten esnek kumaşlarla hazırlanmış. İşin en güzel yanı, bu pantolonların sarkma, esneme gibi bazı bozulmalara karşı da dayanıklı olması.

Gelelim beni en çok heyecanlandıran kısım olan Lee & Vivienne Westwood iş birliğine! Evet, çılgın teyzemiz, Lee için ürünler tasarlamış, biz de bu ürünleri lansman günü görme fırsatına sahip olduk. Merak edenler için bazı parçalar aşağıda.

Ben özellikle renkli ve rahat formlu bu ürünlere bayıldım! Hangi parçalar Türkiye’de satışa sunulacak, ne zaman bulabileceğiz henüz bilmiyorum, ancak siz sık sık Lee mağazalarını ziyaret edin, ürünlere bakın, yakalayabildiklerinizi alın!

Bizi bir araya getiren Lee ekibine, birlikte hoş vakit geçirdiğimiz blog yazarı arkadaşlarıma ve bizimle ilgilenen The House Cafe ekibine teşekkür edelim; aklımıza Lee’nin bu yeni halini kazıyalım ve bu Vivienne Westwood tasarımlarını sağda solda görebilmek için dua etmeye başlayalım.