Category Archives: [o benim dünyam / that's my world]

O Benim Dünyam! Benim!

Derek Blasberg Interview for Harper’s Bazaar Turkey

2012′ye o kadar hızlı girdim ki, acı tatlı bir kaç günün ve bolca yolculuğun ardından (haftada 4 kez uçmak bana göre değilmiş, hala sallanıyorum!) sonunda bloguma dönebildim. Benim için Ocak ayının ilk büyük olayı, Harper’s Bazaar Türkiye için gerçekleştirdiğim Derek Blasberg röportajı oldu. Dergiyi alıp tam 4 sayfalık bu özel röportajı okuyan arkadaşlarımdan gelen mesajlar beni o kadar çok mutlu etti ki, bir kere daha buradan teşekkür etmek istedim. Umarım henüz okumamış olanlar da bir an önce derginin sayfalarında kaybolup bu eğlenceli röportajı okur, görüşlerini benimle paylaşır. Ocak ayının diğer güzel gelişmelerini yakında paylaşmaya devam edeceğim.

That’s the way to start a new year! 2012′s first surprise is an interview I made with Derek Blasberg for Harper’s Bazaar Turkey. This 4-page feature on Harper’s Bazaar Turkey January 2012 issue tells about Derek’ take on fashion, icons, women and adventures in fashion world. There were many messages from my friends about this interview so I wanted to thank all of you one more time. Hope you who have not read this interview yet will buy a copy, read and love it!

Happy Fashionable New Year!

Süslemeler, hediyeler, ışıltılar; bitmek bilmeyen hazırlıklar.. 2011′in son saatlerinde bizde olup bitenlerden küçücük parçalar eşliğinde yeni yılı karşılayalım istedim.. Herkese mutlu bir yıl dilerim!

* Presents, lights, never-ending arrangements for the big night! I would like to welcome 2012 with some details from home at the very last hours of 2011. Have a very happy fashionable new year all! 

#yeniyildavan

Sorumlu Blog harekete geçtiğinde ‘Olur mu canım öyle şey? Blog yazıp kakara kikiri yapıp zaman geçiriyorlar.’ diyenler, ilk proje olan #bizeiyikalbingerek sonrasında şapkalarını önüne alıp düşünmüşlerdir eminim. Zaman geçip de Sorumlu Blog üyeleri Van’ın nabzını tam da depremin kalbinde tutunca, bir adım daha ileriye gidip dev medya ordularının bize anlatmadıklarını anlatınca, televizyonlarda boy gösterip Van’ı olduğu gibi – tüm acısıyla- paylaşınca; başkalarının ne düşündüğünü bilmem ama ben gururla ve daha çok hayata dokunabilmenin verdiği mutlulukla sarılı buldum kendimi.

Van’ı unutmayacağımızı söylemiştik. Belki ülke çapında adı bilinen bir yardım kuruluşu değiliz. Belki kalkıp da Van’a baştan sona dokunamayabiliriz. Gerçi doğru ya, biz devlet değiliz. Devletin yıllardır aldığı vergilerle yapması gereken – ve yapamadığı- işi yapacak değiliz. Ancak bu yeni yılda biz Van’ın yüzüne ufacık da olsa bir gülümseme koymak istedik.

Van Erciş Sosyal Hizmetler İlçe Müdürlüğü’nün ‘ihtiyaç’ listesinde bulunan malzemeleri içeren farklı farklı paketler belirlendi, bu paketlerin oluşturulması için herkesin bir araya gelmesi gerekliydi. #yeniyildaVan , bu paketleri oluşturup ihtiyacı olanlara iletmek için canla başla çalışmak üzere harekete geçti. ‘Nasıl yardım ederim?’ diyenler Sorumlu Blog’daki bu yazıyı okuyup paylaşabilir, Twitter’da #yeniyildavan etiketli tartışmaları takip edebilir ve heyecanımıza ortak olup herkesle paylaşabilirler. Yeni bir yılın yepyeni hayatlar getirmesi, #yeniyildavan hareketinin de buna ufacık da olsa bir katkısı olabilmesi dileğiyle..

Let There Be Light

Biraz ışık olsun, ben fotoğraf çekmeye başlarım. Biraz ışık olsun, benim fotoğraflarım çekilmeye başlansın. Hava kapalı mı? Sapsarı bir kazakla ben ışık saçarım. Bir papyon, bir fotoğraf makinesi, bir kedi, tamamım. [şiir oldu adeta!]

* Let there be light, so I can take more photos. Let there be light, so you can take my photos.

Clouds all around? I shine with some yellow jumper. A bow-tie, a camera and a cat; I’m done.

TRIWA Ivory Bullit Giveaway

Akıllı telefonlarımızı adeta elimize yapışır şekilde bulmamızdan çok önce, yanımızdan ayıramayacağımız belki de tek şeydi saatimiz. Kimisi nesilden nesile geçerdi, kimisi en güzel doğum günü hediyesiydi. Her ne şekilde olursa olsun, geçip giden zamanı en güzel anlatan şeydi işte, vazgeçilmezdi. Sonra işler değişti; onun bize gösterdiklerini cep telefonları, televizyonlar, bilgisayarlar göstermeye başladı belki. Ama insanoğlu bu, saatsiz olur mu? Renkler geldi, modeller değişti, gözümüze daha çok görünmeye başladı saatler, adeta mücevherlerle yarışa girdi. Ben de uzun zaman sonra saat taşımaya başladım, TRIWA’nın Colada Brasco’su bana yazdan kalma günleri getirdi.

Madem ben bu heyecanı yaşıyorum, neden sizinle paylaşmayalım, değil mi? :) Yılbaşı yaklaşırken karda yürürken size arkadaşlık edecek, yeni yılda -umarım ki- uğur getirecek, ilkbaharda en beyaz çiçeklerle bembeyaz olacak bir TRIWA sizin olsun istedim. Aşağıdaki beyaz şeker, TRIWA Ivory Bullit, bu yazıyı okuyanlardan birisine doğru kanatlanıp uçacak!

Peki ne yapacağız? Biraz birbirimizi tanıyacağız aslında. Senin için ‘günün en sevdiğin anı’ neymiş, öğrenmek istiyorum. Mesela, ‘günün en sevdiğim anı, işten çıkıp arkadaşlarımla buluştuğum an’ ya da ‘günün en sevdiğim anı uyanıp güneşle karşılaştığım an’ gibi. Bakalım kimler nelerle mutlu oluyor, günün hangi anlarını seviyor, birlikte keşfedelim. :)

18 Aralık Pazar geceyarısına kadar

1- Yeni maceralardan çabucak haberdar olmak için bu blogun Facebook takipçileri arasına katılmanız

( facebook.com/koraycanercom tık tık! )

2- TRIWA Türkiye Facebook sayfasını takip eden renkli bilekler ailesine katılmanız

( facebook.com/triwaturkiye tık tık! ),

3- Bu yazının altına ‘Günün en sevdiğim anı…‘ diye başlayan bir yorum bırakmanız,

yeterli. Bu arada unutmayın, yorum kısmında bir e-mail bölümü var. Bu bölüm diğer okuyuculara kapalı ve sadece benim size ulaşabilmem için gerekli olan kısım, lütfen doldurmayı unutmayın.

Yarışma sona erdiğinde, 19 Aralık Pazartesi sabahı şanslı bir ismi çekilişle belirleyip Facebook sayfamdan ve Twitter hesabım üzerinden duyuruyor olacağım.

NOT: Yukarıdaki üç şartı taşımayan (Facebook blog takipçisi olmak, Facebook TRIWA Türkiye takipçisi olmak, belirtilen şekilde bir yorum bırakmak) okuyucuların yorumlarını malesef onaylamayacağım.

Haydi bakalım, bu değerli ve şık güzellik kimin olacak, zamana bırakıp görelim! :)

*Kazanan belli oldu! Zaman ayırıp yorum bırakan herkese kocaman kocaman teşekkür ediyorum! Gördük ki ‘günün en güzel anı’ hepimiz için aşağı yukarı aynı ancak herkes için eşsiz. :) Gelen 121 yorumu sıraladım, alt alta dizdim, Random.org şanslı numaranın 93 olduğunu söyledi! Ayşe Şükür, TRIWA Ivory Bullit ile yeni yıla girecek isim oldu! Sevgili Ayşe, önümüzdeki 3 gün içerisinde bana ulaşmanı bekliyorum. Ulaşamadığın taktirde yedek talihli için ikinci bir çekiliş yapmam gerekecek. Sevgiler!

Harper’s Bazaar Turkey December ’11 Feature

Biraz moda, biraz dijital dünya derken 1 saatlik röportaj geçmiş gitmiş, Harper’s Bazaar Türkiye ekibinden sevgili Serli Gazer notlarını almış, Canan Yetişti Satkın fotoğraflarımı çekmiş, derginin yayınlanacağı günü bekleyiş başlamış. Bir de bakmışım Aralık gelmiş, raftan bir Harper’s Bazaar Türkiye aldığınızda içinden ben çıkmışım. Yazının başlığı ‘Dijital Kahraman’ olmuş, güzel fotoğraflara kişisel tercihlerim eşlik etmiş, keyifli bir yazıya son noktayı şu cümle koymuş: ”Koray’a göre blogger olmak bir yaşam stili, bir meslek.”

Harper’s Bazaar Türkiye’ye ve dergiyi alıp düşüncelerini benimle paylaşan herkese çok teşekkürler.

* A little bit of fashion, a little bir of digital life and bam! Our interview is over! Serli Gazer from Harper’s Bazaar Turkey has interviewed me on my life, my take on fashion, my motives and so on while Canan Yetisti Satkin were shooting some cool photos of me. Now, December issue hits the stands and you can get your copy to see what ‘Digital Hero’ says to you. I love this feature and want to personally thank to Harper’s Bazaar Turkey team.

ELLE Turkey October’11 Feature and Moving On


 
ELLE Türkiye Ekim sayısını alanlar bu ay bizim şu heyecan dolu  #koraycanerbymarcjacobs maceramızı derginin sayfalarında gördüler. Bu aralar son olaylar yüzünden hem kendi blogumu hem de #koraycanerbymarcjacobs sayfasını epey bi boşladım ancak şimdi geri döndüm! Daha çok konuşulacak, dergi sayfalarından taşacak işler yapmak üzere tam gaz çalışmaya devam! :)

* ELLE Turkey has featured my  lovely #koraycanerbymarcjacobs adventure on October’11 issue. I have been out-of-order due to the recent incidents; however, it’s time to go on with many new works, projects and more exciting stuff which will be spilled out of magazine pages! :)

October Daily – I

Yeni sezon, toplantılar, açılışlar, tanıtımlar, kem küm, orada burada yani. Günde 5 etkinliğe kadar çıkan bu ‘mevsimlik işçi’ döneminde pek çok şeyi sıcağı sıcağına paylaşıyorum ancak bazen pilim bitiyor (hayır telefonumun değil, cidden benim!), bazen anı yaşamaya kaptırıp paylaşmayı es geçiyorum, bazen de ‘Güzel fotoğraflar elime geçsin de öyle cep telefonundan çekilenlerle gözleri bozmayayım.’ diye bekliyorum. Daha çok beklemeden Ekim’in bu yöndeki bereketini kısa kısa yazılarla paylaşayım dedim.

Converse Beyoğlu açılışı ve sonrasında gelen parti uzun süre akılda kalacak sanırım. Koca gezegendeki 3. Converse mağazası, Avrupa’da bir ilk, gelip de Beyoğlu İstiklal Caddesi’ne konuverince tabi ki doyasıya kutlamak gerekti!

Kutlamayı tek seven Converse değil tabi ki. Binboa da Mojito ile olan aşkını bir kere daha paylaştı, parti gurumuz Didem Özgen ve köşe yazarı Onur Baştürk’ün ev sahipliğinde, bol bol Binboa Mojito eşliğinde.

Fotoğraflarda da sık sık karşınıza çıkan saatimi sormaya başladı herkes, ben de paylaşayım dedim. TRIWA’nın en renkli modellerinden Colada Brasco sayesinde kış gelirken bile yazı taşıyor gibiyim bileğimde.

Bir de kıştan bahsetmişken tam da zamanında tanıştığım La Roche – Posay var tabi. Benim gibi allerjik ve hassas ciltler için birebir Toleriane Ultra’yı denemeye başladım, eh, sonuçlar gözle görülür hale gelince ‘Koray’cım çok güzel çıkmışsın.’ gibi yorumlar bekliyorum, haberiniz olsun! :)

* It’s like ’5 events a day!’ season from now on and I can not keep track of what I shared or not! So I decided to go with these mixed posts – again! This is the first installment of October Daily and what you see is:

- The opening of Converse Beyoglu store, which is the 1st monobrand store in Europe and the 3rd in the whole world! No need to say that we celebrated it real good!

- Not only Converse but also Binboa loves celebrating. New Binboa Mojito held a party hosted by ‘party guru’ Didem Ozgen and columnist Onur Basturk.

- Since many folks asked about the watch in my latest party photos, I decided my newest addiction – TRIWA! This model is called Colada Brasco, helping me to carry sunshine on my wrists in these winter-like Fall days.

- Speaking of Winter, if your skin is sensitive and allergic as mine, I suggest La Roche-Posay which I met a while ago. I started using Toleriane Ultra and wanna see if the results are that good to make you comment like ‘Koray, you look great!’ :P  

Mini-More-Most

Haftasonunun yağmuru, programların üst üste gelmesi, bir de allerjik rinit. Ne kadar sevimli değil mi? Asıl sevimli olan, hepsini unutturup beni toparlayan MiniMore oldu. Cuma gecesi Miles Kane sahnedeydi, yetişemedim. Cumartesi gecesi Bora Uzer vardı, ben yoktum. Son gün artık ‘Yeter, kaçıyorum bu şehirden!’ diyerek Elif Çağlar Quartet’in kollarında bir brunch ile kendime geldim, fotoğraf sergisinde uzaklara daldım, moda yerleştirmesindeki Mini’lerin içinde siyah beyaz filmlerle aşka yaşadım, bir de tabi stiliyle dikkat çeken birilerini yakaladım. Yağmurlu ve keyifsiz bir Pazar günü mü? Mini More’dan sonra değil..

* Messy schedule, heavy rain, bad mood.. Lovely, huh? Actually, Minimore was lovely and made me forget all of these. I missed Miles Kane on Friday night , I couldn’t make it to Bora Uzer on Saturday night and on the very last day I was like ‘Stop! I wanna run away to see Mini More!’. I managed to enjoy the last day with a brunch filled with music by Elif Caglar Quartet, a fashion installation where black and white movies played on the backseat of a Mini, a photo exhibition made me stare at the void for a long time and some stylish friends. Rainy uncomfortable Sunday? Not after Mini More..