Author Archives: koraycaner

Blue Deathmatch

Havalar güzelleştikçe renkleniyoruz renklenmesine ama ben nedense dolabımda mavilerin ağırlığını hissetmeye başladım. Gökyüzüne özenmekten mi, denize hasretlikten mi bilmiyorum. Tek bildiğim, her gün üstümde başımda mavinin tonlarını taşımaya başladığım.

Hal böyle olunca iki farklı maviyi karşılaştırmak istedim. Ben ikisini de ayrı ayrı sevdim (ikisinde de farklı parçalarla anlamlandıramadığım bir gönül bağım var) ancak dışarıdan bakıldığında hangisinin daha çok beğenildiğini de merak ediyorum.

Sizin en çok beğendiğiniz hangisi? Biraz pembeye bulanmış ilk kombin mi yoksa kahverengiyle rolleri kapışan ikinci kombin mi?

Outfit No:1

Shirt: Tween // Pants: H&M  // Loafers: Zara // Ring: Topshop //

Belt: Polo Garage // Socks: H&M // Shades: TRIWA

Outfit No:2

Shirt: Zara // Pants: Scotch&Soda // Loafers: Magnanni // Bracelet: Massimo Dutti //

Socks: Scotch&Soda // Belt: Scotch&Soda // Shades: TRIWA

*It’s finally getting hotter around here and I found out that I started using many blue pieces for my outfits. Generally, I tend to be as colorful as I can; however, I can not deny the ‘blue’ factor in my closet. So, I wanted to share two blue outfits and ask you about your thoughts. Outfit No:1 with a pink touch or Outfit No:2 with brown details; what’s your fave?

Paula Thomas Interview for Harper’s Bazaar Turkey

Harper’s Bazaar Türkiye, Nisan ayında da iki farklı kapak ile okuyucularının karşısına çıktı. Carolyn Murphy deyim yerindeyse tozu dumana katmış, sayfalardan taşıyor. Son zamanlarda en beğendiğim çekimlerden birisi, styling Mahizer Aytaş, fotoğraflar Koray Birand. Soldaki kapak abonelere giden, sağdaki ise raflarda karşılaşacağınız – ki bence ikisi de çok başarılı!

Peki bu ay benden ne var? Kurukafa baskılarla adını duyuran, rock-chic esintilerle radarımıza takılan Thomas Wylde markasının yaratıcısı Paula Thomas ile yaptığım keyifli röportaj, hem de Ten Times Rosie adlı kitaptan karelerle, Harper’s Bazaar Türkiye sayfalarında. Bu röportajın bana bile sürpriz olan kısmı ise tam tamına 8 sayfalık bir yer ayrılmış olması – ki bu daha önceki röportajlarımın iki katı demek. Sanırım Harper’s Bazaar Türkiye’nin doğumgünümü kutlama şekli de bu. Haydi bakalım, merak edenler doğru dergi sayfalarını kurcalamaya.

* Harper’s Bazaar Turkey did it again! If having a subscriber’s cover is not cool enough, here you have two magnificent covers for April 2012 with Carolyn Murphy. Confession time: I am in love with this photoshoot! 

What’s more to love in April issue? Of course the interview with Paula Thomas, conducted by me! Paula Thomas is the founder of Thomas Wylde – that we all know with skull prints and rock-chic attitude. What about the creative force behind Thomas Wylde? That’s one of the questions answered in this 8-pages interview, coming along breath-taking photos from Ten Times Rosie, on Harper’s Bazaar Turkey April issue. Enjoy!

April Wish List

Nisan ayında dilek listemdekilere bir bakalım diye yazmaya başladım, ipin ucunu epey kaçırdım. Evet evet yanlış okumadınız, sadece Nisan ayı için bu kabarık liste. Ama hakkını vereyim bu aşağıda gördüklerinize sahip olsam ‘Oh şimdi rahatladım!’ diyip gönül rahatlığıyla işime devam edebileceğim. Ne işi mi? Tabi ki bir sonraki ayın listesini çıkartma işi! :D

Listede neler var bir bakacak olursak.. Geçen yazıda bahsettiğim şu meşhur trend yaka çiçeği tabi ki olmazsa olmazlar arasında.  Bu yazın rengi mandalinaya yaklaşabilen renklerde aksesuarlar da öyle. Her zaman denizin dokunduğu mavi bir parçaya tutunmak istediğimden olsa gerek, dalgalar üzerinde yürümemi sağlayacak bir ayakkabıya da hayır demem. Bu arada artık malumunuz, teknolojik aletlerimiz de en az bizim kadar havalı; birisi piton desenli diğeri parlak çimen yeşili iki laptop kılıfı benim biricik kader arkadaşım, çilekeş MacBookPro için. Kırmızı rugan ayakkabı muadili kırmızı spor ayakkabıyı özellikle vurgulamak isterim. Çocukken kızların bayramlığını tamamlardı kırmızı rugan ayakkabı, ben de kıskanırdım; şimdi roller bir hayli değişti gibi, değil mi? Onun yanına da Şekil 1.A’da gördüğünüz gibi; stiliyle bakışları üzerine çevirirme işini ‘Aman şuna bak, ne giymiş öyle?’ şeklinde değil de ‘Oo ne kadar yakışmış!’ şeklinde yapabilecek Türk erkekleri istiyorum. Evet, sanırım bu istek biraz imkansız oldu. (Lanvin laptop çantası her gün gördüğüm bir şey de stil sahibi erkek imkansız sanki, vay vay.) Bir de listenin ilk sırası var tabi, en altta görmüş olduğunuz Mugler gömlek. Renklerin seçimi, o renklerin bir araya geliş şekli ve kesimiyle aklımı aldı desem abartmış sayılmam.

Hesapladım da bunların hepsini Nisan ayında alabilmem için Nisan ayının 3 ay uzunluğunda olması ve benim 7/24 çalışmam lazım. E o zaman daha fazla yazarak zaman kaybetmesem yeridir. Ciao!

(Ben bunları almak için çabalarken siz beğenip beğenmediğinizi yazsanız ne güzel olur! En azından beğenmediğiniz olursa bilirim de boşuna çalışmam.)

Scarf: Lanvin // Shades: Super // Sneakers: Golden Goose // Laptop Case: Lanvin // Flower Pin: Lanvin

Sneakers: Marc Jacobs // Laptop Case: Marc by Marc Jacobs

Shirt: Mugler

* Somehow, I encouraged myself to create a wish list for this month. It’s not that I’m gonna buy all of these; however, I wanted to see what would it be like to have a wish list at hand. Then I started checking several online shops for items – which took hours! At a point I realized that even I had the list, I did not have all of the money to afford those things and bitter truth made me stop! :P (Still, in order to buy all of these items, I have to work my a** off for two months, non stop, without any break!) Anyway, let’s stick to fun side and enjoy my April wish list. Love.

Grumpy? Here!

Hasta olmamak adına savaş verdiğim günlerden birinde, bahar geliyor diye sevinemeden yağmurla uğraştığım için olsa gerek, uyuyamıyor, uyanamıyor, yediğimden bir şey anlamıyorum. Bir alev topu gibi gezmeye başladığım anda şalteri kapatmak istesem de işten güçten o şalter asla kapanmıyor, asla bir ‘her şeyi bıraktım ya’ rahatlığına ulaşılmıyor. Gecenin üçünde salya sümük dizi izleyip gündüz nereden geldiği belirsiz enerji patlamalarıyla kendimi oradan oraya savuruyorum. Bir garip hal, dedim ya. Ha bir de; bu aralar karışık sinyallere maruz kaldığım için olsa gerek, neyi ne olduğunu anlamayıp biraz da kafa bulantısı yaşıyorum. Ayarı bozulmuş tartı gibi bir doğruyu tartıp bir yanlışı gösteriyorum. Belki de ilk defa ben bekleyen taraf oluyorum. Neyse, yine kafa bulantısı gidiyor, hiç gitmemesi gereken bir yere. Gelin birlikte bakalım bir kaç gündür gözüme takılan bir kaç parça şeye.

Ha geldi, ha geliyor derken yanıbaşımızda beliren yaka çiçeği modasının öncüsü bizim ofisten çıktı. Ne yalan söyleyeyim, ben henüz denemedim; işin aslı, yakaya çiçek olayını denemek için bir kaç afili ceket almam gerek – ki adayları görmek için Ramsey’in yeni sezon lansmanı benim için çok yerinde bir fırsat oldu. Aşk yaşadığım lacivert ceketin altına şu kobalt mavisi YSL ayakkabıları da çektik mi tamam! (YSL diyorum, doğumgünüm yaklaşıyor diyorum, ayakkabılar olaymış diyorum, okuyor musun?) Benim derdim bir yana, bu ayın sürprizi Harper’s Bazaar Türkiye’deki nefes kesen Carolyn Murphy çekimi oldu. Şu ana kadar konuştuğum herkesten çok olumlu yorumlar duyduğum bu siyah beyaz çekimin kamera arkasındaki isim ise Koray Birand – as usual.(Bu arada benim de dergide yazdığım bir şeyler var, o da bir sonraki yazıda.) Son olarak da bu mızmız, çekilmez, bire bin katan tavırlarım başlamadan önceki halim, hava biraz soğuk, fazlaca gri, günün tek neşesi arka bahçede Solo ile oynamak. Dikkatli bakanlar uzun zamandır aşk yaşadığım gözlüğümün yerine yeni bir yaz aşkının başladığını görebilirler. Gerçek hayatta olmuyor, bari güneş gözlüğünde yaz aşkı olsun, fena olmaz ya?

* I am totally grumpy nowadays; accompanied by high fever, exhaustion and lack of emotional bondage. Phew.. The reflection of my recent mental and physical conditions is this post, where you can see several photos of;

Flower pins will be all around this summer, get your jacket ready! If you lack cool jackets, try some on and find a suitable one, as I do during Ramsey Spring/Summer 2012 meeting. Buy a pair of YSL cobalt loafers; and buy one pair for me too – my birthday is coming! Check out Harper’s Bazaar Turkey’s April issue, where supermodel Carolyn Murphy poses all white for Koray Birand. Last but not least, how fun with a doggie, even you are grumpy. By the way, here is my new shades, a total different taste. Like or dislike?

Coat: H&M // Tee: Scotch& Soda // Pants: Scotch&Soda  // Boots: Zara // Bracelet: H&M //

Shades: TRIWA – Midnight Clyde

 

A Very Good Day

Her şey bir sabah pantolonumu giymeye çalışırken fermuarın içinde yer alan mesajı görmemle başladı: Today is a very good day.

Madem öyle, güzel hissettirecek şeylerle doldurayım istedim burayı. Ben mesela, Dazed&Confused Nisan sayısının kapağını Hedi Slimane çekince, BULLETT için yapılan çekimde James Chuter karelere küplere bulaşınca, renk renk momijiler evi istila edince, ‘stil blogu’ olmadan da kendi fotoğraflarımı paylaşıp güzel yorumlar alınca günümün güzel geçeceğini anladım.

All started with a motto placed in my zipper: Today is a very good day.

So, what makes today a good day? Dazed&Confused cover shot by Hedi Slimane, BULLETT feature with James Chuter on boxes, joyful Momiji dolls around the house, personal style photos (and people loving those photos) makes it a ‘good day’ for sure! Love.

Coat: Koton // Tee: Zara // Pants: H&M  // Loafers: Zara // Socks: H&M // Shades: Marc by Marc Jacobs // Ring: Topshop

Snow White in Red Weekend

Daha önce karda kışta kendimi kaybedip bu kadar mutlu olacağımı söyleseler, sanırım inanmazdım. ELLE Türkiye’nin Vodafone Red işbirliğiyle gerçekleştirdiği Red Weekend benim karla kışla barışmamı, soğuktan şikayet etmeden eğlenmemi ve en önemlisi bir sürü yeni isimle tanışmamı sağladı; daha ne olsun?

Bu kocaman iki güne sığdırdıklarımızdan bazıları: yolculukta bile blog yazma çabası, saçın başın dağılmasına takmadan yerlerde yuvarlanmak, gerçekten eğlenmek ve keyifli bir kaçamak için orada olan isimler, birbirini çok uzun zamandır tanıyormuşcasına rahat sohbetler, Swiss fondü’de yemek yeme çabası, kar körlüğü, saçı sakalı salıp dağ adamı olmak, masalar üzerinde deli gibi dans etmek, karlar üstünde sucuk ekmek, bol bol sıcak şarap, biraz moda dünyası dedikodusu, bir kaç kayak hikayesi, belki gizli afterparty telaşları, bol bol kahkaha, her şeyiyle muhteşem (hatta belki kar tatiline aşina olanlar için lüks) bir otel, Su ile çok eğlenen Pınar Altuğ, aile saadeti tadında karın keyfini çıkartan Deniz Berdan, benimle masalar üzerinde dans etmekten çekinmeyen Hatice Aslan, Hande Ataizi ve Işın Görmüş, ekibin yakışıklıları Kenan Ece ve Serkan Altunorak, tabi ki en çok eğlenen DJ Oben  Budak, kara kışa en alışık Alexander Kokoskeriya, Mehmet Yılmaz’dan bir daha duymak istediğim ‘Akşama Geleceğim’ türküsü..

ELLE Türkiye ve Vodafone Red ekiplerini kutlamak gerek, aşağıdaki gibi hatıralara sahip olmamızı sağladıkları için. (Görsellerin ilk bölümü bana, diğer kısmı ise yetenekli fotoğrafçı Deniz Özgün‘e. Bu eğlenceli kaçamakla ilgili tüm detayları ELLE Türkiye Nisan sayısında bulabilirsiniz.)

Kartalkaya

Kaya Palazzo

Red Red Red

Alex the Snowman

Fondue For Four

Snowy Self

Pınar & Su & KorayCaner

Alex & Hatice & Ahmet & KorayCaner

Tabu!

Just Lookin’

DJ DiscOben

Işın & KorayCaner & Ayşe & Alex

*Here you can see a bunch of photos from our latest ski weekend get-away: Red Weekend, organized by ELLE Turkey and Vodafone Red. There were many Turkish celebrities and we had real fun skiing, nearly swimming in the snow, chatting about fashion world, trying new food and dancing our a**es off! Thank you guys for this amazing weekend!

Red O’Clock

Maviden bahsedince kırılmış kırmızı, bir yazı da o istemiş. Baktım ben de kendi çektiklerimi paylaşmayı, blogun tozlu raflarına sıkıştırmayı pek bir sevdim, dedim kırmızıyı da yerleştirelim şöyle güzel bir yere. Tam da mevsimi geldi kırmızının; güneş güzel batarken, işlerle boğuşurken, bir dergiye dalmışken ya da yerlerde yuvarlanırken üstümüzden başımızdan taşmasının zamanı geldi.





* I heard that red is really jealous since I wrote about blue. So it’s red o’clock! Blended into sunset or trying to do the paperwork before a meeting, red is too hot nowadays. 

Jacket: adidas // Tee: Vakkorama // Jeans: Zara  // Sneakers: VANS // Socks: H&M // Shades: Marc by Marc Jacobs // Watch: Triwa

Blue, Shall We?

Güneş açtı diye şımarmak istiyorum mesela. Denizin rengiyle gökyüzünün rengi aynı tonda buluşunca biraz kaçmak istiyorum. Trafik kurallarını asla ihlal etmem ama en hızlısından, bütün ihlallerle arkadaş olup, çok uzaklardaki büyülü şehirlerde kaybolmak istiyorum. Hayallerim kırılsın, aradığımı bulamayayım, belki rahatım kaçsın ama hep yeni bir şey yaptığım için yeni hissedeyim istiyorum. Masmavi oldum, biraz mavi kalayım istiyorum. Çok mu?

*Sea and sky, both in blue, the same tone. I will run away. Right now. Not on a boat but maybe with a speeding ticket on the car, heading to the dreamy dreamy cities. Want to get disappointed, want to feel uncomfortable yet brand new. All in blue, let’s stay like this for a while, shall we? 

Jacket: adidas // Tee: H&M // Jeans: Scotch&Soda // Sneakers: Converse Jack Purcell // Socks: H&M // Shades: Marc by Marc Jacobs

Love? or Hate? – Designer Collaborations

‘Ahhahhahayy şekerim iyi ki buluştuk bugün. Ayakkabılarım mı? Versace. Bayılıyorum Donatella’ya, sen de çok iyi bilirsin. ‘
‘Üst üste çok hızlı içtik galiba, sıcak bastı, dur şu ceketi çıkartayım ben; ah evet Lanvin. Rengi çok güzel değil mi? Ee neler yapıyorsun görüşmeyeli?’
‘Evet evet elbisem Missoni, desenlerden tanıdın valla;  senin de gözünden hiçbir şey kaçmıyor kızım.’
‘Sorma canım diğer çantam perişan olmuştu, e yani bir sezon ancak dayanıyor biliyorsun artık. Jason Wu’da bunu görünce dayanamadım, çok şeker değil mi? Bu arada ne içersin, bi’ cosmo daha?’

Şimdi bi’ durup bu cümlelerdeki anlatım bozukluklarına bakalım. Hayır bebeğim, o ayakkabılar Versace değil, o ceket asla ve asla Lanvin değil, o elbise Missoni hiç değil, o çantanın Jason Wu olmasına hiç girmeyelim bile. Bunların hepsi birer yansımanın parçası; bir heves, ulaşılırlığın son noktası, tasarımcı koleksiyonları.

Ulaşılmaz görünen dev moda evlerinin her köşe başında gördüğümüz hızlı tüketim moda markalarıyla işbirlikleri, bir süredir moda dünyasının en ateşli konusu. Viktor & Rolf ile H&M yan yana geldiğinde çok da dikkat edememiştik bu eğilime; zira ülkemizde bu örneği yaşatacak bir çılgınlık yoktu. H&M’in Türkiye’ye gelişinden itibaren, bu tasarımcı işbirlikleri daha da bir konuşulur oldu. Öncelikle Lanvin, ardından Versace (ki benim için hala çılgınlık gibi, nedense çok sevdiğim bir koleksiyon oldu), şimdi de Marni ile moda dünyasında sürekli ulaşılabilirlik sağlayan bir H&M’den bahsediyorum. Öte yandan özellikle son koleksiyon olan Jason Wu for Target ile online satış sitelerinin çökmesine  ve henüz Türkiye’de mağazası bulunmadığı için bizim modaseverlerin iç çekmesine neden olan Target, sektörde bu işbirliklerini en çok kızıştıran isimlerden.

Bazı modaseverler için yeni bir basamak olan bu tasarımcı işbirlikleri, tasarımcının kendisine kolayca erişen kesim için ise tam bir yan çizme, yoldan çıkma. Orijinal bir Versace ceketin onda bir fiyatına alınan Versace for H&M ne kadar mutlu edebilir bu kesimi bilinmez, ancak vitrin mankenlerinin üzerinden dahi elbise sökülen özel alışveriş partilerinden bahsediyorsak, kitlenin bu tür işbirliklerine olan ilgisi çok da yorum gerektirmiyor.

Dileyen bunu tasarımcıların kriz dönemi kaçamağı olarak nitelendirsin, dileyen zincir mağazaların başarılı hamlesi olarak yorumlasın, günün sonunda Jason Wu tasarımı bir elbise giydiğini düşünmek, pek çok kadına iyi geliyor olmalı. Modanın da işlevi bu değil mi zaten?

Bu çılgınlığa kenarından köşesinden dahil oluyorsunuz, eminim; işte bu yüzden sizlerin de yorumlarınızı çok merak ediyorum. Yorumlarınızı yazadurun, ben de şu Versace botlarımın bir tozunu alayım. Ops, Versace değil, Versace for H&M olacaktır, düzelteyim hemen. Kıps.

‘Oh, honey, love my pumps? These babies are Versace! Yeah, that dress is Missoni, you are good at identifying prints, wow! It’s getting hot in here, I’ll take off my Lanvin jacket. Where’s my bag? Ah, here! You know I don’t wanna lose it, it’s Jason Wu.’

No, don’t think so. Those pumps are not Versace. Or that Missoni dress, Jason Wu bag, Lanvin jacket; none of them is for real. They are the elements of a brand new way of satisfaction: designer collaborations.

Some may love it, some may hate. You can say that it’s a new attempt for giant fashion houses to reach mass number of consumers who happen to step in to a Target or H&M store several times a week. You can consider this as a new method of accessibility. You can even try to compare an original Versace jacket to a Versace for H&M one – which is ridiculous in a sense; however, seeing those designer collaborations get sold out in several minutes makes me think that everyone is very very happy with this situation.

I would love to hear any comments on this, meanwhile I’ll be polishing my Versace boots. Oupsie, sorry, my Versace for H&M boots, to be exact.