‘Ahhahhahayy şekerim iyi ki buluştuk bugün. Ayakkabılarım mı? Versace. Bayılıyorum Donatella’ya, sen de çok iyi bilirsin. ‘
‘Üst üste çok hızlı içtik galiba, sıcak bastı, dur şu ceketi çıkartayım ben; ah evet Lanvin. Rengi çok güzel değil mi? Ee neler yapıyorsun görüşmeyeli?’
‘Evet evet elbisem Missoni, desenlerden tanıdın valla; senin de gözünden hiçbir şey kaçmıyor kızım.’
‘Sorma canım diğer çantam perişan olmuştu, e yani bir sezon ancak dayanıyor biliyorsun artık. Jason Wu’da bunu görünce dayanamadım, çok şeker değil mi? Bu arada ne içersin, bi’ cosmo daha?’
Şimdi bi’ durup bu cümlelerdeki anlatım bozukluklarına bakalım. Hayır bebeğim, o ayakkabılar Versace değil, o ceket asla ve asla Lanvin değil, o elbise Missoni hiç değil, o çantanın Jason Wu olmasına hiç girmeyelim bile. Bunların hepsi birer yansımanın parçası; bir heves, ulaşılırlığın son noktası, tasarımcı koleksiyonları.
Ulaşılmaz görünen dev moda evlerinin her köşe başında gördüğümüz hızlı tüketim moda markalarıyla işbirlikleri, bir süredir moda dünyasının en ateşli konusu. Viktor & Rolf ile H&M yan yana geldiğinde çok da dikkat edememiştik bu eğilime; zira ülkemizde bu örneği yaşatacak bir çılgınlık yoktu. H&M’in Türkiye’ye gelişinden itibaren, bu tasarımcı işbirlikleri daha da bir konuşulur oldu. Öncelikle Lanvin, ardından Versace (ki benim için hala çılgınlık gibi, nedense çok sevdiğim bir koleksiyon oldu), şimdi de Marni ile moda dünyasında sürekli ulaşılabilirlik sağlayan bir H&M’den bahsediyorum. Öte yandan özellikle son koleksiyon olan Jason Wu for Target ile online satış sitelerinin çökmesine ve henüz Türkiye’de mağazası bulunmadığı için bizim modaseverlerin iç çekmesine neden olan Target, sektörde bu işbirliklerini en çok kızıştıran isimlerden.
Bazı modaseverler için yeni bir basamak olan bu tasarımcı işbirlikleri, tasarımcının kendisine kolayca erişen kesim için ise tam bir yan çizme, yoldan çıkma. Orijinal bir Versace ceketin onda bir fiyatına alınan Versace for H&M ne kadar mutlu edebilir bu kesimi bilinmez, ancak vitrin mankenlerinin üzerinden dahi elbise sökülen özel alışveriş partilerinden bahsediyorsak, kitlenin bu tür işbirliklerine olan ilgisi çok da yorum gerektirmiyor.
Dileyen bunu tasarımcıların kriz dönemi kaçamağı olarak nitelendirsin, dileyen zincir mağazaların başarılı hamlesi olarak yorumlasın, günün sonunda Jason Wu tasarımı bir elbise giydiğini düşünmek, pek çok kadına iyi geliyor olmalı. Modanın da işlevi bu değil mi zaten?
Bu çılgınlığa kenarından köşesinden dahil oluyorsunuz, eminim; işte bu yüzden sizlerin de yorumlarınızı çok merak ediyorum. Yorumlarınızı yazadurun, ben de şu Versace botlarımın bir tozunu alayım. Ops, Versace değil, Versace for H&M olacaktır, düzelteyim hemen. Kıps.


‘Oh, honey, love my pumps? These babies are Versace! Yeah, that dress is Missoni, you are good at identifying prints, wow! It’s getting hot in here, I’ll take off my Lanvin jacket. Where’s my bag? Ah, here! You know I don’t wanna lose it, it’s Jason Wu.’
No, don’t think so. Those pumps are not Versace. Or that Missoni dress, Jason Wu bag, Lanvin jacket; none of them is for real. They are the elements of a brand new way of satisfaction: designer collaborations.
Some may love it, some may hate. You can say that it’s a new attempt for giant fashion houses to reach mass number of consumers who happen to step in to a Target or H&M store several times a week. You can consider this as a new method of accessibility. You can even try to compare an original Versace jacket to a Versace for H&M one – which is ridiculous in a sense; however, seeing those designer collaborations get sold out in several minutes makes me think that everyone is very very happy with this situation.
I would love to hear any comments on this, meanwhile I’ll be polishing my Versace boots. Oupsie, sorry, my Versace for H&M boots, to be exact.