Sebepsiz, uzun sessizlikleri ben de sevmem.. Nasıl ki burayı okuyan, arada göz değdirenler “Nerede bu?” diye düşünüyorsa, ben de “Neredeyim yahu ben?” diye düşünüyorum arada..
Son bir ayda gıdım gıdım ilerliyor yazılar, fark etmemek elde mi? Bir düzensizlik, bir başı bozukluk, aldı yürüdü.. Ne çok gezmekten ne boş yatmaktan bu “kendini şaşırmışlık hali” . Aslında belki ikisinin karışımından, garip bir karışık kaset misali.
Bazıları biliyor, bir işe girmiştim, seve seve gitmeye başlayıp hepinizi de çalışırken görme imkanım olmuştu. Ancak benim dışımda gelişen sebeplerden ötürü işi bırakma durumum oldu. Sonrasında da bunu atlatmak için gezinmeceler, oradan oraya koşuşturmalar ve bir süre kendin kapatma..
Bütün bu saydığım süreçler boyunca ya doğru dürüst internete erişemedim ya da gerçekten yazacak şeyler biriktirme derdindeydim. Derken derken, son bir ay, biraz keyifsiz de olsa, “geçti”.
Şimdi yine bir tantana, yine bir iş durumları, ev aramalar, yorulmalar. Bugün anladım ki iş aramak kadar ev aramak da zor. Nasıl zor olmasın? İnsan her şeyi düşünüyor..
işe yakın mı? – merkezi mi? – giriş katı mı? – çatı katı mı? - kombili mi? – ulaşıma yakın mı? - metro? dolmuş? – nasıl bir çevre acaba? – buradan kaç dakikaya yürünür ki? – e sadece işe mi gideceğim ya gezmeye çıkınca nasıl döneceğim?
Daha sayayım mı? Bıkarsınız.. Belki pek çoğunuz bunu yaşadınız, belki başınızdan aynıları geçti. Ben de şimdi bir kaç gün, yerleşme telaşı içerisinde, oradan oraya koşuşturduğum için “dağınık” takılıp biraz uzun aralıklarla yazı hazırlayabileceğim.
Paylaşmak istedim (:
*Ha eğer, bu çocuk nerede, ne yapıyor, an an neler geveliyor diye merak edenler olursa, Twitter hesabım zaman zaman gereğinden fazla aktif, aşağıdaki görsele tıklayıp takip edilmesine..
