Monthly Archives: Mart 2010

The Ritual of Dress

Dior Homme için siz ne düşünürsünüz bilmiyorum. Kesimleri, ürünleri, şovları veya reklamları için pek çok olumlu veya olumsuz düşünceyi çarpıştırabiliriz buralarda.

Kris Van Assche imzalı 2010 Sonbahar / Kış tasarımlarını gördüğümde de öyle çılgın hezeyanlara kapılmamıştım açıkcası.

Dior Homme Fall 2010

Şimdi ilgili haberi yazarken fark ettim ki, çok da gözüme yapışmamış detaylar, belki benim o zamanki dikkatsizliğim diyelim.

Ama bugün gördüğüm bir şey sayesinde/yüzünden Dior Homme ile ilgili kıvılcımlar oluştu beynimde.

Wonderland Magazine için Jose Otero ve Hans Lo tarafından hazırlanan bu kısa film   -gerçekten kısa, 2.50 sürüyor- 2010 sonbaharında göreceğimiz Dior Homme koleksiyonunu konu edinmiş.

“The Ritual of Dress” isimli bu çalışmayı izlemenizi tavsiye ederim zira ben ilk izlediğimde verdiğim tepkiyi noktasına virgülüne dokunmadan yazacağım:

“Dior Homme, sen hangi kafalardasın böyle?”

Hoş, değil mi?

Happy BDay Flowerbomb

Viktor & Rolf , duyulduğu anda insanın kalbini bambaşka bir ritme sürükleyen ender kelimelerden.

Bizde bu değişimi sağlayan, algımızla oynayan, zihnimize kazınan pek çok Viktor & Rolf işi geçiyor şu anda gözlerinizin önünden, eminim! Peki bunlara bir yenisini eklemeye ne dersiniz?

Bildiğimiz: Flowerbomb,  2005 İlkbahar / Yaz kampanyasında resmi olarak kadınların kullanımına sunulan Viktor & Rolf parfümü.

FLOWERBOMB

Yeni Öğrendiğimiz: Viktor & Rolf, Flowerbomb için bir 5. yaş kutlaması gerçekleştirmiş!

My Sweet Flowerbomb

“My Sweet Flowerbomb” ise bu gecenin en çok konuşulacak yanı, bu yazının da yazılma sebebi olan pasta!

Evet, pasta!

Flowerbomb’ın doğumgünü pastası da en az kendisi kadar göz alıcı!

My Sweet Flowerbomb

Flowerbomb  paketlerine benzeyen şu ufaklıklara baksanıza!

Tabi ki sadece görüntüde değil, tatta da en az Flowerbomb kadar iddialı olmalı bu pasta. Yasemin, vanilya, misket limonu ve bergamot aromaları içeren kekler, yeşil çay aromalı kurabiye parçalarıyla bir araya gelmiş, en üste de klasik Viktor & Rolf damgası basılmış.

My Sweet Flowerbomb

Bu son kare de işin nasıl eğlenerek yapıldığını anlatmaya yeter sanırım, bir de ne kadar iddialı olduklarını.

Bir kere de buradan söyleyelim o zaman, Happy BDay Flowerbomb!


Penti ile 5′te 5, Teşekkürler!

Böyle güzellikler olunca, paylaşmadan edemiyorum.

Penti’nin internet sitesinde geziniyordum bugün. My Penti adlı bölüm gerçekten ilgi çekici olmuş, bayanların zevkle takip edebilecekleri türden bir sayfa. Burayı kurcalarken, Penti ile 5′te 5 bölümüne bakayım dedim. Ne de olsa meraklıyım ya…

Penti ile 5'te 5

Her hafta farklı öneriler sunan çok hoş bir ajanda çıktı karşıma.

Nerede ne yenir?  Nerelere ne zaman gidilir?  Vizyondaki hangi filmler izlenir?

Bu sorular ve çok daha fazlasına güzel cevaplar veren bu ajandada sadece bu haftaya bakmak kesmedi, geçtiğimiz haftalara da bir göz atayım dedim.  Penti ile 5'te 5

15 Mart haftasına geldiğimde ise, “Deneyin” başlığı altında blogumu gördüm!

“Modaya erkek yorumu derseniz” diyerek, blogumun adresini o hafta denenmek üzere tavsiye etmişler.

Yüzümdeki ifadeyi anlatmam mümkün mü acaba?

Şaşkınlık, heyecan, sevinç.. Blogda kullandığım Beyoncé fotoğrafına baktım, tekrar aşağıya inip blogumun adını okudum, tekrar fotoğrafa baktım..

Mutlu oldum bir anda, hem de çok mutlu oldum.

Penti ile 5′te 5 bölümünü hazırlayanlara çok teşekkür ediyorum, buralarda bir yerlerde bir şeyler yapmaya çalıştığımı gördükleri için.

Vogue ile Dünya Turu!

Bugün canım sıkkındı, dolaşmak istedim.

Ama öyle kalkıp sahilde bir tur atmak ya da çarşıda bir iki sallanmak yetmedi bana.

Durun en iyisi ben bugünü baştan anlatayım.

Sabah Keke Lindgard‘a sözüm vardı. Vogue España sayfalarında buluştuk kendisiyle.

Vogue España

Tuttu elimden, sokak sokak gezdirdi beni. Oralarda da hava epey epey ısınmış, bunu fark ettim. Bahar güzel gelmiş, hepimize.

Vogue España

Çok yoruldu yazık benimle gezinirken, ancak bu çekimlerden anlayacaksınız ki, yorulduğumuza değdi.

Çekimin sonlarına doğru bir baktım Du Juan arıyor, tabi saat farkı falan var, şaşırdım ne oluyor diye. Sesi telaşlı geliyor bir de, askerlerden falan bahsediyor. Çince de yok tabi bende, zar zor anlaşmaya çalışıyoruz. Kalkıp gittim Vogue China sayfalarına.

Vogue China

Meğer “devrim” temalı bir çekim varmış, beni de izlemem için çağırmış. Ödümü patlattı ama olsun, sayesinde böyle farklı bir bakış açısı yakalayabilen çekimler olduğunu da görmüş oldum.

Vogue China

Soğuk, militarist, belki biraz antipatik. Ama yine de kırmızı! Yine de kadın!

Her ne kadar “o kadar da kadın değil” desem de çekimin sonuna kadar eşlik ettim ekibe.Çekim sonrası kalmam için de ısrar ettiler ancak kalmamak için çok iyi bir bahanem vardı! Akşamüstü, tam da güneşin battığı saatlerde gerçekleştirilecek bir dans gösterisine davetliydim!

Vogue Deutsch

Vogue Deutsch sayfalarında gerçekleştirilen bu gösteri için heyecanlanmamak mümkün mü? Bir yanardağın tepesinde, güneşin batışı eşliğinde, muhteşem bir manzara..

Vogue Deutsch

Hem gün batımı, hem yanardağın sıcaklığı, hem de dansın ateşi, muhteşem bir kızıllıkta birleşip beni kendine hayran bırakmıştı ki telefondaki hatırlatma notum ötmeye başladı! “Anja! Unutma!”

Vogue Paris

Anja ile akşam yemeği randevumuzu neredeyse unutacaktım! Hemen Vogue Paris sayfalarındaki yerimi aldım, onu beklemeye başladım.

Vogue Paris

Zaten bu Polonyalı güzeli, hem de Fransız asaletiyle sarıp sarmalanmışken, bekletmek olmazdı! Kapıdan içeri girdi, etraftaki tüm bakışları üzerine çekmeyi başardı!

Güzel bir akşam yemeğinin ardından, bütün gün çok yorulduğumu, artık eve dönme vaktimin geldiğini söyleyip, yanından ayrıldım.

Nasıl yorulmayayım ki? Vogue España , Vogue China, Vogue Deutsch ve Vogue Paris , Nisan 2010 sayıları arasında gezip durdum bütün gün!

Şimdi eve geri döndüm, bütün yorgunluğuma rağmen Vogue Türkiye Nisan 2010 sayısında, 208. sayfadaki yerimde sırıtıyorum.

Vogue Türkiye

Bugün resmen Vogue ile dünya turu yapmış oldum, baksanıza!

Best Spring Buys

Bahar telaşına kapıldığımız bu günlerde, Nice Things For Nice Boys benden “The Best Spring Buys” adı altında, bu baharda en çok neleri giymek istediğimi göstereceğim bir seçim yapmamı istedi.

Ben de tabi ki kırmadım, 2010 Bahar için seçtiğim 10 güzel parçayı kendisine gönderdim. Burada görebileceğiniz 10 parçanın içinden bazılarını ise tekrar bu sayfaya taşımak istedim.

Best Spring Buys

1 – Adidas Originals, A.039 rüzgarlık

Renklerine bir baksanıza! Gerçekten çok aramış olmalılar bu iki rengi! Ama iyi ki de o kadar çok aramışlar çünkü yan yana geldiğinde müthiş durmuş! En bayıldığım şey bu sanırım!

2- TopMan mercan kırmızısı Şort

Terzi elinden çıkmış gibi, klasik kesim bir şort. Ancak bir yandan da rengiyle “Hiç de klasik değilim.” diye bağıran bir iş. Krem/beyaz bir gömlekle nefis olmaz mı?

3- Ateliers Arthur Sneakers

Daha önce Sneaker Aşkına! yazıma ayıla bayıla koyduğum, bakmaya doyamadığım, alsam giymeye kıyamayacağım, hatta belki de bir kaç çift alacağım muhteşem bir şey bu.

4- Swatch Colour Codes Multi – Bi saat

Daha bir kaç gün önce karşılaştığım Swatch Colour Codes saatlerin en bi kıpır kıpır olanlarından bu saat. Üzerindeki klasik siyah/beyaz desen ve bunu tamamlayan birbirinden iddialı renkler, bu saati görür görmez aşık olmama neden oldu!

5- Burberry Tubular Aviator güneş gözlükleri

Sade ama bir o kadar gösterişli bir gözlük bence. Kendini gösteren ama bağırmayan türden.

6- Marc by Marc Jacobs Shopper çanta

Erkeklerin de artık yavaş yavaş bu çantalara alışması gerekiyor. En azından stil sahibi olmaya özen gösterenlerin. Bu çanta hem erkekleri alışılmışın dışına götürmeye çalışıyor hem de bu yılın rengi olan turkuazı erkeksi bir tonla karşımıza çıkarıyor.

Bu listedekilerden en az birine sahip olabilmeyi çok isterdim. Doğum günüm yaklaşırken bunu okuyup gören birileri olur mu acaba? :)

VOGUE Türkiye Nisan, Çıktı!

VOGUE TR Nisan

VOGUE Türkiye, Nisan sayısı görücüye çıktı! Facebook ve Twitter sayesinde öğrendik ki dergi bugün raflardaki yerini alıyor. Ben kapağa bayıldım! Özellikle kahverengi ve mavinin uyumunu bir kere daha bize gösteren, çok şık bir çalışma olduğunu düşünüyorum.

İlk sayıda hali hazırda çok sevdiğimiz Jessica Stam ile bizi yakalamıştı VOGUE Türkiye. İkinci sayısında ise genç model Julia Hafstrom kapağı süslüyor.

Hemen derginin bu ayki kapağını ve içeriğini paylaşmak istedim.

VOGUE TR Nisan

VOGUE Türkiye Nisan sayısı ve çok daha fazlası için tık tık!

not: Hemen gidip dergiyi almalı! Heyecan yaptım!

Swatch Colour Codes

Bak şimdi, sen bir markasın.

Uzun yıllardır insanların kendini sana ait, seni kendilerine ait hissettiği bir marka.

Colour Codes adlı bir koleksiyonun var ki, rengarenk! Tam bu “Bahar geldi oley” çığlıklarımızın arasında kendine yer edebilecek, super-cute saatler üretmişsin.

Colour Codes

Sen Swatch, sadece bu saatleri üretmekle kalmamış, bir de bunları farklı dergilere gönderip “Alın bunları yorumlayın, kullanın, yaratın!” demişsin.

AnOther Magazine, bu saatlerden kemer yapmış, bir de yılın rengi turkuazla birlikte kullanmış.

Colour Codes AnOther

NYLON, görece en farklı işleri yapmış. Senin güzelim saatlerini çizmelere bağcık ya da kot şorta askı yapmış; bana küçük dilimi yutturmuş.

Colour Codes Nylon

i-D çok sınırı aşmamış ama işin felsefesini kart oyunlarıyla anlatmış.

Colour Codes i-D

Wallpaper* takmış takıştırmış, bütün renkleri denemiş bir anda.

Colour Codes Wallpaper

Dazed & Confused da kemerden yana kullanmış seçimini, ama senden bile daha renkli kareler düşünmüş.

Colour Codes Dazed & Confused

V MAGAZINE ise benim en çok beğendiğim çalışmalara imza atmış.

Colour Codes V

Colour Codes V

Colour Codes V

Bütün bunların üstüne, web sitende bu dergilerin çalışmalarını sergileyip, bizim gibi meraklılara “Oylayın!” demişsin.

Şimdi ben sana ne yaparım biliyor musun Swatch?

Taparım!

Hem saatlerin sade ama güzel olmasına hem de görsellik denince akla gelen belli başlı dergileri bu şekilde kullanarak Colour Codes için bu güzellikte bir tanıtım yapabilmene, taparım!

not1: bütün görseller Swatch web sitesinden alınmıştır

not2: Swatch, eğer beni görüyorsan, duyuyorsan, sözüm sana! Bunlardan bir tanesini istiyorum!

Müzik Pazarı

Neler oluyor, neler bitiyor, birlikte bakalım mı?

Pazar güneşinin altında, karmakarışık işler peşindeyim şu anda.

Biraz hatırlatmaca, biraz da yeni haberlerle ortalığı karıştıralım istedim. Tabi ki konumuz, Müzik!

Madonna‘nın Sticky & Sweet Tour DVD’sinin geldiğini daha önce burada söylemiştim, şimdi kesin çıkış tarihi olarak 29 Mart 2010 açıklandı! Bu demektir ki kraliçe, çok çok kısa süre sonra bizimle olacak! Ben de rafta kocaman bir yer hazırladım kendisine!

Kraliçe’nin yerine benim sık sık adını andığım Lady Gaga ise şu aralar çok şaibeli haberlere konu oluyor. Nasıl mı? Geçtiğimiz günlerde Onur Baştürk, Hürriyet’teki köşesinden duyurdu, Lady Gaga , 13 Mayıs 2010 tarihinde Bilgi Üniversitesi’nin bahar şenliklerine gelecekmiş, anlaşma sağlanmış, imzalar atılmış.  Mış. Mış. Mış. Şimdi ben bu habere güvenmek istiyorum ancak bir yandan da aklım almıyor yahu. Şu anda dünya turnesinde olan ve stadyumları tıklım tıklım dolduran kadın, santralİstanbul’a gelip konser verecek? Biri beni tokatlasın! Benzeri bir haber de Lady Gaga’nın 15 Haziran 2010 tarihinde Kuruçeşme Arena’da konser vereceği haberi. Bu etkinlik için de yurtdışındaki çeşitli sitelerde bilet satışı gerçekleştiriliyor. Gerçek mi? Sanmıyorum. Ancak kafam karışık, pek çok insan gibi. “Gelsin de nasıl gelirse gelsin” diyemiyorum, sadece bekliyorum.

GülşenTürkiye’de de müzik dünyasında bir kıpırtılar var. Gülşen, daha önce burada bahsettiğim ve ayılıp bayıldığım albümü Önsöz için ikinci klibi Ezberbozan’a çekiyor. Daha doğrusu çekim tamamlamış, montaj aşamasındaymış Ezberbozan. Twitter aracılığıyla klipten bu kareyi paylaştı bizimle Gülşen. Benim de merakımı katladı haliyle. Çünkü Ezberbozan albümde en beğendiğim şarkılardan birisi. Hoş, söylemiştim ya, albümde boş yok! Umarım bu ikinci klip de ilki kadar başarılı olur ve kendinden bahsettirir.

Hande Yener

E malum, Hande hanım da yola çıktı. Geçtiğimiz günlerde çıkarmasını bekliyorduk “Sopa” adlı albümünü. Ama ne olduysa -son dakikada albüme eklenen Sinan Akçıl eserleri var diye duyduk- albüm çıkış tarihi ertelendi, sanırım adı da “Hande’ye Neler Oluyor?” oldu. Hande Yener de Gülşen gibi Twitter’dan ve üstüne Facebook’tan ulaştı merak edenlere, bu fotoğrafla merakımızı tırmandırmayı başardı. Şimdi herkes merakla Hande’ye neler olmuş görmek için bekliyor. Bir de üstüne şarkıların kısa versiyonları ve hatta bir şarkı bütünüyle Youtube’a düşünce, artık bu bekleyişte bir saat bile günler gibi gelmeye başladı! Bu yeni Hande Yener albümü, özlediğim eski Hande’yi getirecek gibi duruyor, umarım yanılmam.

Bu kadar müzik konuşup üstüne müziksiz bırakmak olmaz, buraya kadar zahmet edip gelenleri. Son bir haftadır sürekli dinlediğim bir şarkıyı sizinle paylaşayım istedim. Güneş kendini daha çok gösterdikçe, “I’m walkin’ on sunshine” diye bağırasım geliyor. Bu durumda da en çok işime yarayan şarkı, Halo / Walking On Sunshine. Nedir bu? Glee , Sezon 1′deki en sıkı işlerden birisi bence, çok eğlenceli bir mash-up. Biraz Beyoncé – Halo , biraz Katrina and The Waves – Walking On Sunshine alıyoruz;  Glee oyuncularının muhteşem yorumuyla güneşli havalara eğlence katıyoruz! Glee demişken, bu muhteşem müzikal/komedi dizinin 13 Nisan 2010′da yeni bölümleriyle kaldığı yerden yola devam edeceğini hatırlatalım! Çok özledim, çok!

GLEE

Kırmızını Seç!

Susu

Bu yılın en taze markalarından Susu, Avustralya’dan kalkıp geldi, konuk oldu bu sayfaya.

Gördüğünüz gibi çok sevimli bir çantada kırmızı ayakkabılarıyla upuzun bacaklar, karşımızda!

Lady in Red koleksiyonu için hazırlanan görsellerde, benim gibi kırmızı renge aşık olanları fazlasıyla tatmin edecek tanımlar bulunuyor.

Susu

Bunca kırmızının içinde, benim tercihim tabi ki de “fierce” , siz hangisini tercih edersiniz, dökülün bakalım.

not1: Susu’ya ulaşmak için tık tık!

not2: Bu koleksiyonun bir de siyahı var, onu da Kanka Nerdeyim Ben yazdı.